30 Ekim 2020 Cuma 640 Okunma

Yönetmelik mi değiştirecek? Ne yapılacaksa yapılsın artık!

Son günlerde sürekli benzeri şikayetler alıyoruz…
-“Bana ait arsamın üzerine getirip inşaat hafriyatı dökmüşler” gibi…
Ya da…
-“sokağımızda bulunan boş arsaya inşaat atıkları atılıyor” gibi yakınmalar geliyor peş peşe.
Bunun yanı sıra, gün geçmiyor ki İlçe ve Köy yollarının kenarlarına, mesire alanları yakınlarına ve ormanlık alanlara hafriyat döküldüğü şikayetini almayalım.
Sonuç olarak…
İnşaat yapan, evinde tadilat gerçekleştiren, dükkanında-işyerinde tadilat yapan, çıkan inşaat atıklarını boş bulduğu yere döküp gidiyor.
Genellikle de, yakalanma korkusuyla bu dediğimiz boş arsalara hafriyat dökme işlemi gece geç saatlerde yapılıyor.
Öyle ki; Arsalarına dökülen hafriyatı temizlemek için sürekli para harcamaktan bıkan arsa sahipleri, sırf bunu engelleyebilmek için bekçi çalıştırmaya, boş arsalarını bekçi ile korumaya başlamışlar.
Sonuç olarak;
Belediye’nin gösterdiği hafriyat dökme alanına para ödememek için en yakın boş arsayı gözüne kestirenler, inşaat atıklarını göz önünd ne kadar yer varsa acımasızca döküyor.
Ve siz bir sabah kalktığınızda, yanı başınızdaki boş arsanın, yol güzergahı üzerindeki alanların, yürüyüş yaptığınız mesire ve ormanlık alanların bir anda inşaat hafriyatları ile dolduğunu görüyorsunuz.
İşin kötü tarafı; dökülen o inşaat atıkları belediyeler kaldırıncaya kadar atıldığı yerde öylece duruyor.
Bu duruma artık bir son verilmesi lazım…
Artık;  geceleri boş arsalara inşaat atıkları dökenlerin belirlenmesi ve yakalanması için özel ekipler mi kurulur…
Ya da…
Boş arsalara inşaat atıkları dökenlere ağır cezalar getiren yönetmelikler mi hazırlanır bilemiyoruz…
Ama bu işin artık bir şekilde sona erdirilmesi, bu konuda üç belediyenin ortaklaşa bir mücadele yöntemi belirlemesi gerekiyor.
Aksi takdirde; şehir içinde, hafriyat döküm alanından daha çok miktarda hafriyatla yaşayacağız…


 


.....


 


Parti kurmak…


 


MHP’de yaşanan kopma İYİ Parti’nin kurulmasına neden olmuştu.
Sonrasında…
AK Parti’de yaşanan kopmalar Ali Babacan’ın DEVA, Ahmet Davutoğlu’nun GELECEK Partisinin kurulmasına neden oldu.
Şimdilerde Mustafa Sarıgül’ün kurmak için harekete geçtiği parti konuşuluyor.
Dahası…
Muharrem İnce’nin CHP’den koparak parti kuracağına neredeyse kesin gözle bakılıyor.
Sonuç olarak…
Üç önemli parti, AKP, CHP ve MHP de, süreç içinde yaşanan kopmalar yeni partilerin oluşmasını sağladı ya da sağlıyor.
Aslına bakacak olursanız, bir partinin içinden çıkıp da yeni bir parti kurmak öyle kolay bir iş olmasa erek.
Sonuçta; Para isteyen, emek isteyen, zaman isteyen ve en önemlisi de malzemesi insan olan bir durum.
Buna rağmen bir bir kuruluyor partiler.
Bu durumu, yani yeni partilerin ortaya çıkışını iki şekilde izah etmek mümkün;
1-siyaset yeni mecralar arıyor…
2-parti kurmak turşu kurmaktan daha kolay bir hale geldi…
Siyasette yeni partilerin kurulmasıyla başlayan süreç ne getirir ne götürür bilemiyoruz ama…
Ya çok seslilik ve çeşitlilik siyasete bir düzey kazandıracak…
Ya da…
Bu gidişle her siyasetçinin kendine ait bir partisi olacak sanki…


 


.....


 


Bir kişi yetiyor!


Güney Kore’de çok ilginç bir salgın hikayesi var.
Bu hikaye aslanda, başta bizim ülkemiz olmak üzere tüm ülkelerin ders alacağı ibretlik bir hikaye niteliğinde.
Efendim olay şöyle;
Güney Kore’de, bir ay boyunca, virüsün bulaştığı sadece 30 vaka tespit ediliyor.
Aradan 3 hafta, yani 20 günü aşkın bir süre geçmesine rağmen vaka sayısında hiç artış olmuyor.
Hatta…
O tarihte Güney Kore, salgını kontrol altına almayı başaran ve salgınla mücadelesinde en başarılı olan ülke olarak herkesin konuştuğu ve takdir ettiği bir ülke konumuna geliyor.
Bu arada, geçen 20 günü aşkın süre içinde ilk başta var olan 30 vakanın çoğu da iyileşiyor.
3 haftanın ardından 31’nci vaka çıkıyor ortaya.
İnanışı gereği hastaneye gitmeyi reddediyor bu 31. Vaka…
Tedavi olmayı da aynı şekilde reddediyor.
Doğruca kiliseye gidip, 3-4 ayine birden katılıyor.
Sonuç olarak:
O 3 haftanın sonunda ortaya çıkan 31. Vaka sayesinde virüs öyle bir yayılıyor ki, birkaç gün içinde 10 bini aşan vaka sayısı ile 100’e yakın ölüm meydana geliyor.
Yapılan tüm çabalar, verilen bütün mücadeleler o 31. Vaka sayesinde uçup gidiyor.
Sadece bir kişi, koca ülkeyi resmen salgının içine yeniden sürüklüyor.
Sonuç olarak söylemek istediğimiz şu;
Bu salgının ortadan kalkması için herkesin olağanüstü çabası gerekiyor.
Salgının artması için ise sadece bir kişi yetiyor…