27 Kasım 2020 Cuma 653 Okunma

Demek ki neymiş?

Geçtiğimiz aydı sanırım...
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kötü yönetilen ekonomiye ve olumsuz koşullara rağmen, Oda başkanlarının sürekli iyimser tablo çizdiğini, hiçbir eleştiride bulunmadığını ve  talep etmek yerine hükümete teşekkür etmeyi tercih ettiklerini söylemiş “Yalakalık yapıyorlar. Gerçekleri söylemek yerine şirinlik yapma peşindeler” demişti.
Bu sözlerinden ötürü kendisine Oda başkanlarından herhangi bir tepki gelmezken, tepki AK Parti'den gelmişti,
Mecliste bulunan AK Partililer, bu sözlerin kendisine yakışmadığını söylerken, Kazım Kurt sözlerinden geri adım atmayarak “Yapılanın Türkçede karşılığı bu. İnanmadıkları şeyi niçin söylüyorlar.” diye sözlerine sahip çıkmıştı.
***

Şimdi Kazım Kurt'un Oda başkanlarına yönelik bu sözleri şimdilik burada biraz dursun.
Geçelim başka bir olaya...
Dikkatinizi çekti mi bilemiyorum?
Geçtiğimiz Çarşamba günü, Eskişehir'de yayınlanan gazetelerin neredeyse tamamının manşetlerinde aynı haber vardı.
Eskişehir'de hizmet sektöründeki yakınmalar had safhaya ulaşınca, restoran ve yeme-içme sektöründe faaliyet gösteren üyelerin sorunları için Ticaret Odasında toplantı yapılıyor.
Bu toplantıda;
-Bu sektörde faaliyet gösteren Tüccar ve Esnafın geçmiş borçlarını dahi ödeyemez durumda olduğu...
-2 binden fazla ETO üyesi firmanın ve bu firmalarda çalışan on binlerce insanın çok zor durumda kalacağı...
-Acil destek paketi açıklanmaz, nakdi destek verilmez, borçlar için uzun vadeli bir ödeme planı yapılmazsa, bu firmaların birkaç ay içinde kapanacağı konuşuluyor.
Toplantı sonunda da Oda Başkanı “Durum çok kötü. Acil destek gelmezse kepenkler kapanacak, iflaslar yaşanacak.” diyor.
***

İşte Oda başkanının bu açıklaması da Çarşamba günkü gazetelerin manşetlerinde yer buldu.
Niçin bütün gazeteler bu açıklamayı manşetlerine taşıdı biliyor musunuz?
Niçin; Oda başkanlarının geçmişte yaptığı iyimser, teşekkür eden, sıkıntı yokmuşçasına yapılan açıklamaları gazetelerde küçücük yer bulurken,  bu açıklama tüm gazetelerin manşetinde çıktı?
Hemen söyleyelim:
Haberde hükümet eleştirildiği için değil...
İktidarın ekonomiyi kötü yönettiği ima edildiği için de değil...
Gazeteler iktidar muhalifi oldukları için hiç değil...
Bence;
Oda başkanı; var olan durumu dillendirdiği, üyelerinin içinde bulunduğu kötü durumu olduğu şekliyle yansıttığı ve doğru tespitte bulunup, teşekkür yerine talep ettiği için manşetlerde yer aldı.

***

Şimdi dönelim Kazım Kurt'un yukarıda bıraktığımız sözlerine...
Ticaret Oda başkanının bu açıklamayı, Kazım Kurt'un “İyimser tablo çiziyorlar. Eleştiride ve talepte bulunmak yerine teşekkür ediyorlar. Yalakalık yapıyorlar” çıkışının etkisi ve baskısıyla yaptığını elbette söyleyemeyiz.
Fakat...
Kazım Kurt'un Oda başkanlarına yönelik yaptığı ve o çok tartışılan tespitinde, işte tam da bu duruma vurgu yapma niyeti taşıdığını düşünüyoruz.
Kaldı ki;
Tüccar ve esnafın içinde bulunduğu olumsuz durumu ortaya koyan açıklama ve bu açıklamanın kamuoyunda görmüş olduğu destek bile, Kazım Kurt'un Oda başkanlarına yönelik yaptığı tespiti bir ölçüde doğruluyor.
Demek ki neymiş?
Üzerinde üyelerinin sorumluluğu olanlar, yaşanan durumu ortaya koymak yerine, sırf iktidara şirin görünme çabası içine girip, yaşanan olumsuz durumun üzerini örtmemeliymiş?
Tüm bunlardan sonra şöylesine bir yorum yapsak yanlış olur mu bilemiyoruz?
“Demek ki neymiş?
Üyeler, yaşadıkları sıkıntının gizlenmesini değil, seslendirilmesini bekliyormuş...
Demek ki neymiş?
Yaşanan olumsuz durum samimiyet ve tüm açıklığıyla  ortaya koyulduğunda, kamuoyu desteği alınabiliyor, Oda başkanının  üzerine düşen görevi yaptığı inancı ortaya çıkıyormuş?
Demek ki neymiş?
Korkunun ecele faydası yokmuş!
Demek ki neymiş?
Doğrular sadece mezarda değil, yaşarken de söylenmeliymiş!”


.....


Aynı şartlar altında aynı riski almak...


Hoca sınavda öğrencilere tek ve kısa olan şu soruyu soruyor;
- “Risk nedir?”
Öğrenci. Sınavın daha 20'nci saniyesinde veriyor cevap kağıdını.
Öğrencinin teslim ettiği kağıdın üzerinde sadece isim ve soy adı varmış ve gerisi boşmuş.
En altta ise “İşte risk budur” yazıyormuş.
Sonuçta sınavdan en yüksek notu alan da o olmuş.
***
Hocanın bir sonraki sınavında da aynı soru ile yani “Risk nedir?” sorusuyla  karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince, bu defa Sıfır almış.
Koşa koşa hocanın yanına giderek, sebebini sormuş telaşla.
Hocanın verdiği cevap ise manidarmış;
“Aynı şartlar altında, aynı riski almak aptallıktır!
***
Ülkede faiz arttığında dolar 7 liranın üzerine çıkmıştı hatırlarsanız.
Buna rağmen...
Geçenlerde yine faiz artırımına gidildi.
Dolar yine 8 liraya fırladı.
Sonuç olarak...
Aslında ülkeyi yönetenler,  aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklemenin de, aynı şartlar altında aynı riski almanın da nelere mal olduğunu bize bir kez daha göstermiş oldu.


.....


    Kime dedi?


CHP İl Başkanı Recep Taşel sosyal medya hesabından yapmış paylaşımı.
Alpu Ovasında, geçmişte çektiği ve üzerinde hayvanların otladığı fotoğrafların altına şunları yazmış paylaşımında;
- “Bu fotoğrafları 2 yıl önce Alpu çayırından kaydetmiştim.
Bu güzelliklere kıymayın!
'Eskişehir'e katma değer üreten bir çivi çakın' derken yanlış anlaşıldı sanırım. Rant için Alpu Ovası'na yazık etmeyin.İzin vermeyeceğiz...”
Paylaşım böyle ve oldukça açık...
Açık olmayan ise paylaşımın gittiği yer...,
Alpu Ovasında yapılmak istenen bir Termik Santral var...
Aynı Ova üzerinde yapımı devam eden bir de Demiryolu Test Merkezi (URAYSİM) mevcut.
Bir de bunlara en son , Sanayi Odasının bu Ova üzerinde kurmak istediği İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesi eklendi.
Şimdi...
CHP il Başkanı yaptığı paylaşımda “Rant için Alpu Ovası'na yazık etmeyin” derken neyi ve kimi kastetti?
Kurulacak Termik Santrali mi?
Yapılacak URAYSİM'i mi..
Yoksa...
İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurmak isteyen ve bir süre önce bizzat yönetim kurulu üyesi olarak içinde yer adığı Sanayi Odası Yönetimini mi?
Adres Termik Santralse, URAYSİM ise ya da üçüne birdense mesele yok.
Ama paylaşımın gittiği adres, söylenen bölgede proje gerçekleştirmek isteyen Sanayi Odası Yönetimiyse...
Demek ki eski camlar bardak olmuş, dengeler değişmiş, yeni politik mevziler oluşmuş, kağıtlar yeniden karılıp, dağıtılmış sanki...


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Temel yıllarca deliler hastanesinde kalmıştır.
Doktorlar bir gün delilerin akıllanıp akıllanmayacağını test etmek için hepsini bir araya toplarlar. Doktorun biri duvara son model bir Mercedes çizer ve herkese bu arabaya binmelerini söyler.
Delilerin hepsi arabaya binmeye çalışırlar ama Temel hiç oralı olmaz.
Doktorlar merak içinde:
-"Niye binmiyorsun arabaya, az sonra gidecek."
Temel:
-"O araba gidemez ki."
Doktor:
-"Neden gidemez?"
Temel:
-"Çalışmıyor da ondan."
Doktor:
-"Niye çalışmıyormuş?"
Temel:
-"Çünkü anahtarı bende de ondan."