23 Şubat 2021 Salı 731 Okunma

Böyle bir Eskişehir’den hepsi memnun olsa gerek…

Parti kurulduğu ve iktidar olduğu günden bu yana, iktidar partisinin Eskişehir milletvekilleri birbirleriyle anlaşabilseydi...

***

Eskişehir'in tüm  milletvekilleri süreç içerisinde, en azından Eskişehir ile ilgili meselelerde birbirleriyle uyum içinde çalışabilselerdi...

***
Büyükşehir statüsünün alınması sonrasında seçilen tüm Belediye başkanları birbirleriyle kavga halinde olmasaydı...

***

Milletvekilleri ile Belediye başkanları her dönem,  en azından Eskişehir ile ilgili meselelerde birbirleriyle uyum içinde çalışabilseydi...

***
İktidar belediyelere, belediyeler iktidara engel çıkartmasaydı.

***

Etkin oda ve mesleki örgüt başkanları birbirleriyle uyum içinde çalışıp, birbirlerine karşı güç gösterisinde bulunmasaydı.

***

Söz konusu odalar, Eskişehir ile ilgili meselelerde birbirleriyle göstermelik değil de, gerçekten samimiyet içinde bir araya gelebilseydi.

***

Kurum yöneticileri birbirleriyle ortak iş yapma alışkanlığını edinmiş olabilseydi.

***

Kısacası...
Yukarıda saydıklarımızın her biri, birbirlerine karşı siyaset, ego, kıskançlık, kibir, çekememezlik, küçümseme, dedikodu, engelleme, çelme takma, taş koyma huyları ve alışkanlıklarını bir yana bırakabilseydi...
Eskişehir bugün bambaşka bir Eskişehir olurdu...
Bugün maalesef böyle bir Eskişehir oldu!
Yukarıda saydıklarımız bugüne kadar yaptıklarını bundan sonra da ısrarla ve yılmadan devam ettiklerine bakılırsa, onlar böyle bir Eskişehir'den gayet memnun olsa gerek.


.....


İdam edilseydi
üzülür müydüm?
Hiç sanmıyorum…


Türkiye’de idamın geri getirilmesi ile ilgili zaman zaman yaşanan tartışmalara hep mesafeliydim…
İdam cezasının yeniden gelmesinin hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi ülke itibarını da zedeleyeceğini düşünüyordum.
Her idam cezası ile ilgili tartışma yaşandığında, aklıma Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin efsanevi öğretim üyesi Prof Dr Faruk Erem’in “Suçluyu kazıyın altından insan çıkar” sözü gelirdi aklıma…
Hala da bu görüşüm değişmiş değil.
Ancak…
Geçtiğimiz günlerde, üstelik bizim şehrimizde yaşanan vahşi bir cinayet, bizim bu düşüncemizi her ne kadar değiştirmediyse de büyük bir zaafa uğrattı.
Anne-Baba ve 4 yaşındaki çocuklarını vahşice bıçaklayarak öldüren eski ortağın İşlediği bu cinayet bazı şeyleri yeniden sorgulamamıza neden oldu…
 Öyle ya…
4 yaşındaki bir çocuğu, annesinin kucağında, annesiyle birlikte bıçaklayarak öldürebilecek kadar  haklı kılabilecek nasıl bir neden olabilir ki?
Uzun lafın kısası…
Yukarıda da söylediğim üzere idam ile ilgili tartışmalara hala mesafemi muhafaza ediyorum.
Ancak…
İdam cezası olsaydı ve bu cani işlediği bu vahşi cinayetlerden sonra idam edilmiş olsaydı üzülür müydüm?
Hiç sanmıyorum…


.....


Kapitalizm
konfor verir, özgülüğü alır…


Çok yakın bir gelecekte vücudumuza takılacak bir şeyle, yani takılacak bir çip ya da yutulacak bir hapla, sağlık verilerimizin sürekli kontrol edileceği söyleniyor.
Sağlıklı değilsek uçağa, otobüse falan binemeyeceğimizden, belki de evden çıkamayacağımız öngörülüyor.
Sağlık hakkında sürekli veri üreten algoritmalar, tahlil yapan akıllı tuvaletler ve bu veriler ışığında yemek hazırlayacak robotlar sayesinde sürekli kontrol altında ve sağlıklı olacağımız ifade ediliyor.
Bunlar olurken...
Sürekli sağlıklı ve konforlu olacağız ama özgür olamayacağız.
Zira...
Kapitalizm her zaman olduğu gibi konfor verecek ama karşılığında özgürlüğü alacak.


.....


Mekanlar açılınca sıkıntı
bitecek mi dersiniz?


İki arkadaşımla konuştum meseleyi…
Biliyorsunuz, mart ayından itibaren kademeli bir süreç başlıyor.
Kapalı olan lokanta, cafe ve benzeri mekanlar yeniden açılma süreci içine girecek…
Konuştuğum iki arkadaşa da, “mekanlar açıldıktan sonra gidip yer-eçer misin?” diye sordum…
Her ikisi de “Eskisi gibi gidip, yiyip içmem biraz zaman alacağa benziyor” dedi…
Her ikisi de bunun iki ayrı nedeni olduğunu söyleyerek;
-“Eskiden akşam yemeği için bir mekâna gittiğimizde ve yiyip içtiğimizde adam başı en fazla 150’şer lira ödüyorduk. Şimdi bu rakam en az 250’şer liraya çıktı. Yani dört kişi ile yenilen bir akşam yemeğinin faturası bin lira oldu.” dediler…
Ardından da, meselenin sadece para olmadığını, salgın tamamen ortadan kalkmadan eskiden olduğu gibi mekanlara gidebileceklerini sanmadıklarını da ifade ettiler…
Bu durum da gösteriyor ki, mekanların açılmasıyla her şey çözüme kavuşmayacak.
Ortam bir anda eskisi gibi olmayacak…
Mekanlardan çekilen ayakların yeniden mekanlara yönelmesi bir hayli zaman alacak…
Bu durum, zaten uzun süredir kapalı olan ve iş yapamayan mekan sahipleri için, mekanları açılsa da sıkıntının bir süre daha devam edeceğini işaret ediyor…
Ne diyelim!
Allah yardımcıları olsun!


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Aşk gemisinde Temel ve Amerikalı John şezlonglara oturmuş batan güneşi seyrediyor ve sohbet ediyorlardı.
Temel: "Böyle bir gezi aklımdan bile geçmezdi. Bir yangın fabrikamı kül etti. Sigorta paramı ödeyince 'Oğlum Temel bunca yıl eşek gibi çalıştın. Şimdi tatil zamanı' dedim kendi kendime ve geziye çıktım" "Tesadüfe bak" dedi John "Benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. Bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı. Sigortadan paramı alınca bu tatile karar verdim"
Uzun bir sessizlik oldu. Güneş ufukta kaybolurken sessizliği Temel bozdu:
"Kasırgayı nasıl başlattın Allah aşkına?"