25 Şubat 2021 Perşembe 753 Okunma

An-lam-ve-re-mi-yo-rum…

Bu ülkede yaşayan biri olarak…
-Vaka sayıları azalırken kapanma tedbirlerinin artmasına...
-Vaka sayıları artarken, normale dönüş sürecinin başlamasına...

***

-Parkta yan yana oturanlara ceza yazılırken, AK Parti kongrelerinde aynı salona binlerce insanın toplanmasına...
***
-Vatandaşı her akşam tedbirli olmaları için uyaran Sağlık Bakanının, cenazede yüzlerce insanın arasında saf tutmasına.
***
-Cumhurbaşkanının, görevden aldığı damadını,  yaptığı başarılı çalışmaları nedeniyle övmesine...
***
-Berat Albayrak'ın bakanlıktan alınmasının iyi olduğunu ve ekonominin rayına girdiğini söyleyen AK Partililerin, bugünlerde  "Berat Albayrak'ı yedirmeyiz" demesine...
***
-Kongre salonlarını labaleb dolduran AK Partinin, büyükşehir belediyelerinin çoğunu neden kaybettiğine…
***
-Bir yandan mutasyon arttığı söylenirken, diğer taraftan okullarda yüz yüze eğitimin başlatılmasına...
***
-Maydanoz’a bile yüzde 50 zam yapılırken TÜİK enflasyonu yüzde 15 olarak açıklamasına...
***
-Salgının yayılma nedeni olarak görüldüğü için kapatılan lokanta, cafe ve restorantlar, kapalı olmalarına rağmen vaka sayılarının neden düşmediğine…
***
-81 ile kıble uzmanı atanmasına...
***
-Halka ucuz ekmek sattığı için İstanbul Büyükşehir Belediyesinin fırıncılar tarafından dava edilmesine ...
***
-Muharrem İnce’nin  "CHP oylarımı bölmezse gelecek seçimde iktidarım" demesine...
***
-Mustafa Sarıgül’ün neden parti kurduğuna…
***
-Sağlık bakanının, Mart ayı sonuna kadar 4,5 milyon doz Biontech aşı anlaşması yaptığını açıklamasının üzerinden 2 ay geçmesine rağmen aşıların hala gelmemiş olmasına...
***
-Ay'a gideceğimizin müjdelenmesine…
***
-Anadolu Ajansı Türkiye dışında ne kadar ülke varsa oralara gidip, o ülkelerin yaşadığı sıkıntıları haber yapmasına...
***
Döviz yükseliyor diye iğneden ipliğe yapılan zamların, döviz düştüğünde niçin geri alınmadığına…
Ve...
Bunun gibi yaşadığımız pek çok garip olaya ben ve eminim benim gibi pek çok kişi hiçbir  anlam veremiyor...
Ne diyelim?
Aslında içinde yaşamıyor olsak en azından "eğlenceli bir ülke" tanımını rahatlıkla yapabilirdik...


.....


Çürüdüğümüzün resmi!


2,5 yılda 155 bin kişi çürük raporu almış.
Bu rakam; ülke olarak aslında  resmen çürüdüğümüzün kanıtı gibi.
Şimdi diyeceksiniz ki;
-"Bu rapor alanlar çürük falan değil. Aksine sapasağlam insanlar. Sadece Askerlikten yırtmak için çürük raporu alıyorlar."
Hah işte!
Biz de "Ülke olarak çürüyoruz" derken böyle bir çürümeden bahsediyoruz...
Normal çürümeden değil, ahlaki çürümeden bahsediyoruz…


.....


Keşke onlara da söylenseydi!


Türkiye’de bulunan 44 havalimanının sadece 7’si kar ediyormuş…
Diğerleri zarardaymış.
Hatta…
Çok zararda olan 5 havaalanının kapatılması durumu varmış…
Yolcu sayısı az olduğu için zarar eden havalimanlarının kapatılması, şimdiki durumdan daha karlı hale gelecekmiş…
Ne diyelim?
“Eskişehir’den özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya’ya karşılıklı seferler yapılsın” dediğimizde, bunun gerçekleşmesine aracı olacak siyasiler “Bu karlı bir iş değil. Kimse de kalkıp zarar edecek bir işi sırf Eskişehirliler istiyor diye yapmaz” demişlerdi…
Keşke bize söylenen, o zarar eden ve kapatılma aşamasına gelen havaalanları için de zamanında  söylenseydi…


.....


Bu Mart ayı başka bir dert ayı…


“Mart ayı dert ayı” derler…
Genelde ticaret yapanlar için vergi ayı olması nedeniyle söylene gelir bu laf…
Görünen o ki, bu Mart ayı dertlerin en büyüğünün yaşandığı bir Mart ayı olacak.
Bildiğiniz üzere işten çıkartmaları da kapsayan kısa çalışma ödeneği mart ayına kadar uzadı.
Mart ayından itibaren, eğer herhangi bir uzatma olmazsa şirketler devletin kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayacak.
Zaten zorlu bir süreci geride bırakmanın, yeni bir sürece başlamanın da etkisiyle, ilk yapılacak olan iş tasarruf olacak.
“Tasarruf” denildiğinde de yapacakları ilk iş muhtemelen işçi çıkartmak olacak…
İşçi çıkartma yasağının da sona ermesiyle birlikte büyük oranda insanların bir bölümü işlerini kaybedecek.
İşsizlik rakamları artacak.
İşin garip tarafı, hiç kimse “İşten çıkartma yasağı kalkar kalkmaz işçileri çıkarttıkları için” işyeri sahiplerini suçlayamayacak…
Uzun lafın kısası…
Bu Mart ayı, gerçekten de dertlerin en büyüğünün yaşanacağı bir Mart ayı olacak sanki…


.....


Bu güne kıssadan hisse olsun…


Osmanlı Paşası kâhyasını çağırmış, çıkışmış:
- Şu kayığın su aldığından haberin yok mu? Hemen bu kayığın altını ziftle.
- Peki, paşa hazretleri.
Birkaç gün sonra kâhya paşanın huzuruna varmış.
- Kayık ziftlendi paşam.
- Kaç paraya ziftlendi?
- On altına paşam.
Paşanın gözleri fal taşı gibi açılmış.
-Ulan on altına kayık ziftlenir mi?
Kâhya boynunu bükmüş.
- Müsaadenizle biraz da ben ziftlendim paşam.


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Adamın birinin arabası çalınır. Gün sonra geri gelir ve bir not vardır içinde;''özür dilerim arabanızı aldım ama karım doğum yapacaktı kendimi afettirmek için yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım, hatamı telafi etmek için bende orada olacağım, lütfen kabul edin.''
Adam duygulanır, eşiyle tiyatroya giderler.
Adam yoktur ama memnun eve dönerler. E v soyulmuştur ve duvarda bir not vardır.''Abi tiyatro nasıldı?''