5 Mart 2021 Cuma 582 Okunma

Hoca yeniden aday olur mu?

Eskişehir’de mahalli seçimler yapılır…
Yılmaz Büyükerşen Büyükşehir Belediye Başkanı seçilir…
Aradan 1-1,5 yıl geçer…
O soru herkes tarafından sorulmaya başlar…
O soru; “Hoca bir dahaki seçime aday olur mu?” sorusudur…
Halbuki…
“Aday olur mu?” sorusunun sorulmaya başladığında, seçimlere daha en az  2 sene, 3 sene vardır…
Bu 2-3 sene boyunca insanlar, kendi merak ettiği ve kendi sorduğu o soru ile ilgili yine kendince cevap verir…
Gerçekten aday olup olmayacağını merak edenlerin dışında, bazılarının soruyu soruş biçimlerinden, kafasındaki “olmasını istediği” cevabı da aşağı yukarı anlayabilirsiniz.
Örneğin;
Soruyu  “Hoca yeniden aday olur değil mi?” diye soranların, Yılmaz Büyükerşen’in yeniden aday olmasını istediklerini ve onayladıklarını, “Hoca bu defa aday olmaz değil mi?” diye soranların ise Büyükerşen’in yeniden aday olmasını istemediklerini ve onaylamadıklarını rahatlıkla anlarsınız…
Sonuç olarak;
Hoca aday olur seçilir…
1-2 yıl sonra o soru sorulmaya başlar…
Hoca yine aday olur seçilir…
1-2 yıl geçtiğinde aynı soru yine sorulmaya başlar…
Yani…
Eskişehir’de yaklaşık 20-25 yıldır aynı soru, aynı şekilde ve aynı tarihlerde sürekli sorulur…
HHH
Abartmıyoruz, şu sıralar kiminle ve hangi konuyu konuşursak konuşalım, laf oradan buradan dönüp dolaşıyor ve karşımızdaki en sonunda  “Hoca aday olacak mı?” sorusunu mutlaka soruyor.
Bazıları daha kafadan o soruyla başlıyor sohbete…
Halbuki seçimlerin yapılmasına bugünden sayarsak en az 3 yıllık bir süre oluğunu hatırlatmamız, bunun siyasette uzun bir süre olduğunu söylememiz, “Seçimlere kadar daha köprünün altından ne sular geçer” dememiz bile fayda etmiyor…
Yukarıda da belirttiğimiz gibi bazıları “Hoca yine aday olacak değil mi?” diye soruyor, bazıları da “Hoca bu defa aday olmaz değil mi?” diye bir cevap istiyor.
Dahası…
Sizin verdiğiniz “Olur” ya da “Olmaz” cevabına göre, aday olup olmayacağı konusunda iddiaya girmek isteyenler bile oluyor…
Dejavu sanki!


......


CHP de hak ediyor ama…


CHP, milletvekili adaylarının küçük bir bölümünü önseçim ile belirliyor.
Adayların büyük bir çoğunluğunu da Ankara’dan, merkez yoklamasıyla tespit ediyor…
Yani…
Masa başında oturanlar milletvekili olacak isimlerin listesini yapıyor.
Hal böyle olunca, sırf “gazeteci” diye, sırf “mağdur oldu” diye, sırf “haksızlığa uğradı” diye, parti binasının önünden bile geçmemiş insanları önce aday, ardından milletvekili yapıyor…
Parti için koşturan, zaman ve para harcayan, hatta riske giren insanlar, bu durum karşısında yutkunuyor…
Sonra ne oluyor…
Sırf, gazeteci olduğu, mağdur olduğu ve haksızlığa uğradığı için sahip çıkılan ve milletvekili yapılan isimler, bir müddet sonra kerameti kendinde zannediyor…
Basıyor istifayı gidiyor…
Öylece gitseler iyi…
CHP’nin sağladığı milletvekili titrini de beraberlerinde götürüyor…
Ne diyelim?
CHP ile alakaları olmamasına rağmen, gerçek CHP’lilerin önüne geçirilerek, CHP’den aday gösterilen ve CHP oylarıyla milletvekili seçilip, sonra da CHP’den istifa edenlere kızıyoruz kızmasına da…
CHP’ye bunları milletvekili yaptığı için daha çok kızıyoruz…
Hatta CHP’nin bunu hak ettiğini bile düşünüyoruz…

Not- Biz bu satırları kaleme alırken İYİ partiden 2 milletvekili istifa etti…
Ne diyelim…
Aynı yöntemlerle farklı sonuçlar maalesef alınamıyor…


.....


Eskisi gibi…


Salgın yavaş yavaş ortaya çıktığında;
“Aman canım! Bu kadar insanın içinden gelip bizi mi bulacak” diye düşünüyor ve davranıyorduk.
Baktık iş ciddi!
Virüs yakaladığını ya öldürüyor ya da yoğun bakıma sokuyordu, o yüzden,  sağlığımız dışında her şeyden vazgeçmiş bir hale geldik.
Hatırlarsınız...
Var olan parasını harcayamaz hale gelmişti insanlar.
Yazlığı-kışlığı olan gidemiyordu.
Araba kapının önünde günlerce duruyor ama binemiyordu.
Gelir kaynağı olan işyerlerine kilit vurulmuştu.
Hepsinden, her şeyden vazgeçmişti insanlar…
Herkesin tek düşündüğü “Yeter ki sağlığım gitmesin” temennisiydi.
Böylelikle aradan 1 yıl geçti, iş tam tersine döndü.
Şu anda her şey için resmen sağlık feda ediliyor.
Demek ki alışkanlıklar kolay kolay terk edilemiyor, düşünceler kolay kolay değişmiyor.
Salgın ciddi boyutlara ulaştığında "Hiç bir şey eskisi gibi olmaz" diyorduk...
Her şey eskisinden de beter oldu!


.....


Bunu bari almayın!


İkinci el araç alan ve satanlara vergi konuldu.
Yani…
Bundan böyle, aracınızı sattığınızda hem siz, hem de sattığınız kişi vergi verecek.
Konulan vergi, var olan vergilerin dışında bir vergi.
Sonuç olarak hükümet alışverişin kıpırdadığı neresi varsa, hiç kaçırmıyor.
Anında vergiyi yapıştırıyor…
Alınan vergiler alınsın…
Satan da alan da vergi versin…
Ama öyle ürünlerden alınan öyle vergiler var ki; “Bu kadar da olmaz” dedirtiyor.
Örneğin bebek maması ve bebek bezi…
Her ikisi de yoğun kullanılan ürünler…
Her ikisi de bebekler ve çocuklar için kullanılmazsa olmaz ürünler.
İnsan “Hiç olmazsa bu iki üründen vergi alınmasın. Aileler çocukları için mecburen aldığı bu iki ürünü biraz daha ucuza alsın. Aile bütçeleri sırf bu iki ürün için sarsılmasın” diye düşünüyor.
Ama ne çare…
Neredeyse en yüksek vergi alınıyor her iki üründen de…
Mecburen alınıyor ya…
Mecburen kullanılıyor ya…
Demek ki;
Bu fırsat kaçırılmak istenmiyor…


.....


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


Adamın birinin yolda otomobili bozulmuş, dağ başında ortada kalmış. Açmış motor kapağını, arızanın nerede olduğunu anlamaya çalışıyor, birdenbire arkasından bir ses gelmiş:
 – Platine bak meme yapmıştır!
Dönmüş bakmış bir eşek; Başka da kimseler yok, afallamış. Şaşkın şaşkın bakarken eşek tekrarlamış:
– Aptal aptal suratıma bakacağına, platine bak diyorum sana, meme yapmıştır.
Adam bir eşeğin konuşabileceğine akıl erdiremediğinden dehşete düşmüş ve kaçmaya başlamış... Deliler gibi koşarken köylünün biri yolunu kesmiş:
– Hayrola hemşerim, peşine ayı mı düştü?
– Ne ayısı yahu arabam bozuldu... – Eeee? – Bir eşek gelip konuştu.
– Ne dedi?
– Arıza platindendir, platin meme yapmıştır, dedi. Köylü başını sallayarak:
– Dinleme sen onun lafını... O, otomobil motorundan değil, traktör motorundan anlar! Ukalalık yapmış!