8 Nisan 2021 Perşembe 583 Okunma

Şu işin bir türlü kesin çizgisi konulamadı ya!

Hemen herkes, siyasetin topluma en iyi hizmet aracı olduğunu düşünüyor.
-“Herkes siyasetin içinde olmalı. Siyaset sadece siyasetçiye bırakılmamalı” diyor…
Bürokratların dahi siyasetin içinde olması gerektiğini söylüyor…
Ama gelin görün ki;
İktidar aleyhine bir eylem ya da söylemde bulunduğunda, hakkında soruşturma açılan, sürgün edilen hatta memuriyeti elinden alınan bürokrat, iktidar lehine bir eylem ve söylemde bulunduğunda el üstünde tutuluyor, terfi ettiriliyor, dokunulmaz oluyor…
Aynı şekilde…
İktidar aleyhine eylem ve söylemde bulunan bürokrata, muhalefet tarafından sahip çıkılırken, iktidar lehine eylem ve söylemde bulunan bürokrata aynı muhalefet tepki gösteriyor “Çok meraklıysan bırak memuriyeti, siyasete gir” deniliyor…
İktidar; kendini destekleyen eylem ve söylemler içinde olan bürokratı “Devletin bürokratı” olarak görürken, muhalefet aynı bürokratı “Partinin bürokratı” olarak görüyor…
Aynı iktidar kendi düşüncesinin tersine hareket eden bürokrata “hain” muamelesi yaparken, muhalefet aynı bürokrata “Devlet adamı” muamelesiyle sahip çıkıyor…
Şu işin bir orta yolu, bir keskin çizgisi, yıllardır bir türlü bulunamadı.
Siyasetçiler işlerine geldiklerinde “Herkes siyaset yapmalı” diyor…
Siyaset yapan bürokratın yaptığı siyaseti beğenmediklerinde ise “Sen memursun. İşini yap. Siyaseti biz yaparız” kafası yaşıyor…


.....


Hakkımı helal etmiyorum!


72 yaşında bir okurumuz ulaştı telefonla…
Salgın başladığı günden bu yana oturup hesap etmiş…
-“12 ayın 10 ayını evde kapalı geçirdim” dedi…
Süreç içinde yapılan sorumsuzluklar nedeniyle de, eve kapalı günlerin bundan sonra da devam edeceğini ifade ederek;
-“Yapılan sorumsuzca davranışlar nedeniyle beni, yaşamımın şu son yıllarında eve kapatan herkese hakkımı kesinlikle helal etmiyorum” dedi.
O sorumsuzların kim olduğunu sorduk;
-“Mitingler ve kongreler yapanlardan tutun da, kalabalık cenaze törenleri düzenleyenlere, eline bir ekmek alıp, gün boyu  sokak sokak gezenlerden tutun da, kapalı yerlerde buluşup, eğlenen, kumar oynayan, yasak tanımayan herkese hakkımı helal etmiyorum! Ben kurallara sonuna kadar uydum ve 1 yılın 10 ayını evde geçirdim. Saydıklarım ise kurallara uymadı ama beni eve hapsetti. Üstelik bu kurallara uymayanların büyük çoğunluğu da o kuralları koyan insanlardı.” dedi.


.....


Kim neye kızıyorsa...


-Adam maske takmıyor, maske takmayanlar için demediğini bırakmıyor.
-Adam, hem de hiçbir işi yokken dışarıda geziyor, dışarıda gezenlere verip veriştiriyor.
-Hiçbir kurala uymuyor örneğin, hiçbir kurala uyulmadığından yakınıyor.
-Yaya geçidinden geçtiği sırada kendisine yol vermeyen araç sahibine kızan adam, arca bindiğinde yaya geçidinden geçenlere yol vermiyor…
-Zamanından önce çöp çıkartana küfür eden adam, ilk fırsatta zamanından önce çöp çıkartıyor.
-Yere tüküren gördüğünde neredeyse yüzüne tükürecek kadar sinirlenen adam, lama gibi yere tükürüyor.
-Kırmızı ışıkta geçene kızıp, kırmızı ışıkta geçiyor.
-Kendine korna çalana kızıyor ama sürekli olarak gerekli gereksiz herkese korna çalıyor.
-Yasak yere park eden araç sürücülerine demediğini bırakmıyor ama kendisi hiçbir yasağı dinlemiyor.
-Tramvaya paldır küldür binenlere “Oha” diyor ama bir binişi var ki aynı tramvaya, boğa yanında kibar kalır.
-Sıradayken önüne geçene demediğini bırakmıyor ama nerede sıra görse gidip en öne girmeye çalışıyor.
-Yere çöp atana kızıyor, kendisi yere çöp atıyor.
-Eleştirmediği kimse kalmıyor kendi eleştirildiğinde deli oluyor.
-Dedikodu yapanlara tepki gösteriyor ama kendi dedikodunun dibine vuruyor.
-Çalana çırpana kızıyor kendi çalıp çırpıyor
-Başkalarının karısı ve kızına demediğini bırakmıyor, kendi karısı ve kızı ile ilgili denilenler karşısında cinayet işler hale geliyor.
-Başkalarına vatan haini diyor kendisi vatan için kılını kıpırdatmıyor.
Kısacası…
Bu ülkede yaşayan büyük bir çoğunluk, başkalarına hak görmediği her şeyi kendisine hak görüyor…
Başkalarına vermediği payeyi kendisine reva görüyor.

Diğerlerinin yapmaması gereken her hareketi kendisine yakıştırıyor…
Aslında…
En az eleştirdiği, yargıladığı, küfür ettiği insanlar kadar kendisinin de defolu olduğunu bilmiyor.
Ya da bilmek istemiyor…
İşine öyle geliyor…


.....


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


Kadının biri kasabalarında kurulan panayırda şöhretini duyduğu falcının çadırına girmiş. Falcı, karanlık ve dumanlı bir ortamda önündeki ışıklı kristal topa bakarak gelecek hakkında kendisine gelen mistik haberleri iletmeye başlamış..
“Bunu söylemem kolay değil ama sözü dolandırmayacağım..” demiş üzgün bir ifade ile, “Dul kalmaya hazırlan evladım.. Kocan bu sene feci bir şekilde ölecek!..”
Kadın, titreyerek yanan mum ışığında hafif ürpererek falcının yüzüne bakmış, kendine gelebilmek için birkaç defa derin nefes alıp vermiş, heyecandan kuruyan genzini temizleyerek
“B.. Bir şey sorabilir miyim?..” demiş,
“Evet?..”
“Pekii.. Beraat edebilecek miyim?..”