10 Ocak 2019 Perşembe 3435 Okunma

ESKİŞEHİR VE TEMİK SANTRAL

              Eskişehir’ in, 2019 yılında,  en önemli sorunu, Alpu Termik Santralıdır.  Şayet gerçekleşirse,   51 bin hektar Alpu Ovasına, 100-150 km yarıçapında, yani Eskişehir merkez ve tüm ilçelerindeki tarım alanlarına, doğaya ve insan sağlığına zarar verecektir. 


            Greenpeace göre de Alpu ve çevresindeki bölgelerde, havada bulunan zehirli partikül ve NO2 miktarını artırarak, yetişkinlerde, inme, akciğer kanseri, kalp ve solunum hastalıkları ile çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları gibi sağlık sorunlarının riskini artıracak.


            Ayrıca mahsullere ve toprağa zarar verebilecek asit yağmurlarına, neden olacak.


Arsenik, nikel, krom, kurşun ve cıva gibi zehirli ağır metal serpintisine yol açacak.


          Termik santrallerle ilgili gerçekler ortada iken, Cumhurbaşkanı, Sayın ERDOĞAN tarafından, 3 Ağustos'ta açıklanan, '100 Günlük İcraat Programı'nda, 3 Kasım'a kadar ihalesinin yapılması yer almıştı.


          Ancak Alpu Termik Santrali ve Kömür İşletmesi'nin ihalesi,  5. kez ertelendi. Eskişehir'in, verimli tarım arazileri üzerine yapılmak istenen santralin ihalesi, 7 Şubat 2019 tarihinde yapılacak!


            Bu ertelemenin, yerel seçimlerle, bir ilgisi var mı bilinmez ama Alpu Termik santrali ile ilgili gelişmeler, sağduyulu insanlarımız tarafından, kaygı ile izleniyor.  Özellikle de kültür mirası olan ve Dünya’da, sadece Eskişehir’de bulunan,  lütetaşı ocakları, kül depolama alanlarının altında kalması, kaygıları daha artırıyor.


         Eskişehir’ de, bazı ilgililer, termik santrale, olumlu bakarken, Anadolu Üniversitesi’ nde, 28- 30 Haziran günlerinde gerçekleştirilen, sempozyumun açılış töreninde,   bir konuşma yapan, Sayın Ali Özerk ise termik santrallerle ilgili, olarak ,  “Dünyada, az rastlanır, Kaz Dağları gibi, endemik bitki örtüsünün olduğu alanda, termik santraller yapmak, Alpu gibi verimli, birinci sınıf tarımsal alanda, termik santral yapmak, hangi mantığın tezahürüdür.” diyerek, bir gerçeği gündeme getirmişti.


          Alpu Termik santralinin, toplam kurulu gücü, 3x360 MWe, ısıl gücü ise 900x3 MWt olarak planlandı. Alpu Termik Enerji Santralinde, ana yakıt olarak yılda yaklaşık 6.316.812 ton yerli kömür (linyit) tüketilecek. 1,8 milyar dolar bedelli proje kapsamında, 1.125 hektarlık üretim alanının yaklaşık 116,8 hektarlık kısmında, santral sahası, yaklaşık 30 hektarlık kısmında ise kömür stok sahası tesis edilmesi ve işletilmesi planlanıyor. 


           Alpu Termik Santrali, bu hali ile Türkiye’ nin, en büyük santralidir. Çevreye vereceği zara da çok büyük olacaktır. Harcayacağı su ise 200.000 insanın, su ihtiyacı ile eşdeğerdir.


Bu suyun da Sakarya Nehri üzerindeki Gökçekaya Barajı’ndan temin edilmesi planlanıyor. Hatta bilgilendirme,  toplantısından, ikinci bir barajında düşünüldüğü de söylenmişti.


            Termik santrallerden, çıkan soğutma suları, su sıcaklığını arttırır ve suyun biyolojik yapısına, dolayısıyla suda yaşayan canlılara zarar verir. Alpu Termik Santrali de Porsuk Çayı biyolojik arıtma tesisinin, çeşitli nedenlerle verimli bir şekilde çalıştırılmaması sonucu, Porsuk’taki koşulları, daha da kötüleştirecek. Porsuk çayının, kirlilik yükünün artması  ise  tarımsal alanları da olumsuz etkileyecektir.


              Alpu termik Santrali için, kullanılacak yer altındaki kömürün çıkarılabilmesi için önce, susuzlaştırma denen, bu iş için ne kadar suyun çekileceği, bu faaliyet nedeniyle taban suyunun, ne kadar düşeceği, hangi sulama kuyularının, atıl hale geleceği, susuzlaştırmada kullanılacak yöntemin, detayları ve maliyeti belli değildir. 


              Santralin kurulacağı bölgede olan, Danişment, Kızılcaören, Yakakayı, Gündüzler, Bahçecik, Karakamış ve Beyazaltın Mahalleleri olmak üzere, toplam 7 adet yer altı suyu sulama kooperatiflerine ait yatırımlar, termik projesi nedeniyle zarar görecektir. Derin su kuyuları ve bu sulara bağlı, tarımsal faaliyetler etkilenecektir.


             Termik santrallerde, üretim sırasında azotoksit, kükürtdioksit ve pek çok küçük yapılı partikül açığa çıkmaktadır. Bu zararları maddeler, salındıkları çevredeki insanların, sağlığına, hayvanlara,  tarım ürünlerine, su kaynaklarına ve ormanlara da zarar verici etkileri bulunmaktadır. Yörelerde ise kanser riskini arttırmaktadır.
            Gelişmiş ülkeler, kömürü zehir olarak gördükleri için, yeni bir termik santral yapmamakta ve hatta kendi kömürlerini,  bize satabilmek için de ülkemizdeki santralleri bekledikleri söyleniyor. Nitekim 1990’lı yıllardan, bu yana, termik santraller nedeniyle ülkemizde, ithal kömür kullanımı altı kat artmıştır.


            Kömürlü termik santrallerine, baca filtresi takılsın, fark etmiyor, insan sağlığına, doğaya, tarım alanlarına, ciddi zarar veriyor. Nitekim Yatağan’daki termik santrali, Bencil Dağı’ndaki koca kızılçam ormanını kuruttu. Orman yeniden ağaçlandırıldı, Dikilen fidanlar da kurudu. Soma santralleri, ise ormanı kuruttu, sebze bahçelerine de zarar verdi. Gerçek ortada iken, hala termik santral savunanlar varsa ne denebilir ki?


             Ayrıca Termik santrali gerçekleşirse, kent ekonomisi,  turizmi, yatırımlar, doğa, ve yalnız bugünkü insanımız değil, gelecek neslimizde,  zarar görecektir. O nedenle de Eskişehir halkı, hukuk çerçevesinde, Alpu Termik Santralinin, yapılmaması için, birlikte mücadele etmelidir. Çünkü halkın, birlikte hareket edip de kazanamayacağı, bir mücadele yoktur.