15 Mayıs 2019 Çarşamba 643 Okunma

EĞİTİM SİSTEMİ KALICI OLMALI

              Milli Eğitim Bakanı, Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk tarafından açıklanan, “Eğitimde 2023 Vizyon Belgesi” kapsamında, ilk ve ortaokullarda uygulanacak sistem 40 dakika ders ve ardından 40 dakika teneffüs şeklinde işleyecek. Tüm teneffüslerde öğrencilerin istekleri doğrultusunda öğretmenler, usta öğreticiler ve gönüllü veliler, tarafından kurs ve etkinlikler düzenlenecektir,


             Ak Parti iktidarında, 17 yılda, 7 Bakan değişti. Sonuçta ds Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında yapılan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) eğitim araştırmasında, 70 ülkeden 50. sırada yer aldı.


           Milli Eğitim Bakanı, Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk ve ekibi tarafından  hazırlanan 2019-2023 Stratejik Planı ile MEB’in, tüm kademelerinin 5 yıl içinde yenilenmesine karar verildi.
            MEB’in, planına göre, tüm derslerin, öğretim programları, “yeniden” değiştirilecek, tüm sınavların içeriği, soru tipi yeniden düzenlenecek.  Lise son sınıf üniversiteye, uyum yılı olarak dönüştürülecek, ilkokulda not kalkacaktır


              Aslında  Türkiye,1923 yılında, Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte, eğitimöğretim alanında da yeni düzenlemelere gidilmiş,3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu TBMM’de kabul edilmiş ve 6 Mart 1924’te Resmi Gazetede 430 Sayılı Kanun olarak yayınlanarak, yürürlüğe girmişti..


             Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ülkemiz, çağdaş eğitimi benimsedi. Özeliklede 17 Nisan 1940 tarihli kanun ile resmileşen, Köy Enstitüleri programı ile de çok yönlü eğitimin temelleri atılmıştı.  Genel kültür ve beceriler yanında, edebiyat, resim, müzik ve spor gibi etkinlikler, her öğrencinin doğal hakkı sayılıyordu.


            Her sabah güne, jimnastik, ya da halk oyunları ile başlanırdı. Eğitim yaşamının tümüne sanat, hareket ve yaratıcılık egemendi. Her öğrencinin, bir müzik aleti (genellikle mandolin) çalması zorunlu idi. Halk kültürünün, tüm malzemesi, taşınıp işleniyordu.
             Köy Enstitülerde, her hafta bir eğlenti düzenlenir, bu etkinliğe yönetici ve öğretmenler de katılırdı. Bu eğlenti programları, piyes, müzik, gösteri, halk oyunu, orta oyunu vb. etkinliklerden oluşurdu. Bu etkinlikleri, çevredeki köylüler ve öğrenci velilerinden konuk olanlar da izlerlerdi.
           Köy Enstitülerinde, uygulanan eğitim ve öğretim yöntemi, “öğrenciyi merkeze” koymuş ve onun etkin kılınmasını, temel almıştı. Ekip çalışmaları ve bireysel etkinlikler, öğrenci kişiliğinin geliştirilmesi açısından, vazgeçilmez koşuldu.
            1940'lı yıllarda, üniversitelerin özerkliğinin başladığı dönem, Köy Enstitülerinin kurulduğu döneme, denk gelmektedir, Bu dönemde, UNESCO tarafından, dünyaya “Türk eğitimi modeli” örnek olarak gösterilmiştir.


            Çünkü Köy Enstitüleri, eğitim modeli kişiye, kendi farkına varabilirliğini kazandırıyordu. Anlıyor, düşünüyor, sorguluyor ve üretiyor. Yaptığı işin verdiği mutlulukla ,yaşamına anlam katabiliyordu.


             Bugün de ülkemizde, "Kaliteli Eğitim" denilince, öğretmene düşen öğrenci sayısı, sınıf mevcutları gibi, eğitimin kalitesine tesir eden maddi unsurlar, üzerinde duruldu. Şüphesiz, bunlar çok önemlidir. Ancak kaliteli eğitim, toplumun ihtiyaçları ve beklentilerine uygunluk belirler. 
           Çağdaş eğitimde, kaliteli eğitimin, en önemli unsurlarından biri de öğrencilerin, ana dilerine hâkimiyetlerini sağlamaktır. O nedenle de ülkemizdeki, "Kaliteli Eğitim" için ilk hedeflerimizden biri de öğrencilerin, Türkçe’ yi kullanma becerilerini, olmalıdır. Bu sağlanmadığı takdirde,  öğrencileri, araştırmaya yöneltmek, düşünce kapasitelerini artırmak arzu edilen boyutta olmayacaktır. 
           Ayrıca kaliteli eğitim, öğrenci merkezlidir. Bunu sağlamak için de bütün derslerin ve ders dışı eğitim faaliyetlerin, öğrencilerden beklenilen, bilgi, beceri tutum ve davranış kazandırmaya yönelik olarak düzenlenmesi yanında, onların ilgi ve kabiliyetlerinin de gözetilmesi gerekir. Kaliteli eğitim de dersler, amaç değil araçtır. 


           Çağdaş eğitim sisteminde, aktiflik öğrenciye aittir. Araştıran, gören, paylaşan, bilgi için yollar arayan, etkinliklere katılmayı seçen, faal edinim içinde olandır. Çağdaş eğitimde merak uyandırmak, okumanın sevdirilmesi sağlamak, araştırmanın ve merakın teşvik edilmesini, sağlayıcı bir unsur vardır.


               Eğitim, toplumun talepleri doğrultusunda, bireyde davranış değişikliği meydana getirme süreci olarak da tanımlanabilir. Örgün eğitim, bu davranış geliştirme, işlemini planlı bir şekilde yürütme sürecidir.


               Ayrıca her insan, doğuştan bir takım potansiyel kabiliyetlerle doğar. Bu potansiyel kabiliyetlerin, keşfedilip, ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi, eğitimle mümkündür. O nedenle de . Türk Eğitim Sistemi”, bir hükûmet politikası değil, sürekli ve kalıcı bir şekilde, “devlet” Politikası ile çağdaş, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturup eğitimde, fırsat ve imkân eşitliği sağlanmalıdır.