16 Mayıs 2019 Perşembe 2077 Okunma

ESKİŞEHİR VE TEKNOLOJİ

          ESO Başkanı, Sayın Celalettin kESİKBAŞ, “Eskişehir “Bilgi Teknolojileri Endüstri Bölgesi” oluşturulacak. Eğer birkaç sene daha bilgi teknolojileri için, bir şeyler yapmaz isek bu alanda tüm şansımızı kaybedeceğiz.”sözleri, her kesim tarafından dikkate alınmalı gereğide yapılmalıdır.


 


          Çünkü teknoloji, ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirlemekte ve uluslararası yarışta, sahibine büyük bir ticari üstünlük sağlamaktadır. Ayrıca dünya ulusları, teknoloji üretebilenler ve üretemeyenler olarak, ikiye ayrılmakta, teknoloji üretemeyen uluslar, az gelişmiş uluslar olarak sınıflandırılmaktadır.


             O nedenle de ülkemiz ve Eskişehir, teknoloji üretmek zorundadır. Çünkü günümüz rekabet koşullarında, teknoloji geliştirme çalışmaları, işletmeler açısından kaçınılmaz olmuştur.  


                İşletmlerin, rekabet edebilmesi için de teknolojinin, transfer edilmesi, kullanılması ve üretilmesi çağımızda bir zorunluluktur.. Teknolojinin, transfer yoluyla, temin edilmesi kısa vadede teknolojik ilerlemeye katkıda bulunsa da, uzun vadede etkileri oldukça düşüktür. Ülkemiz ve Eskişehir’ in, uzun vadede teknolojik olarak ilerlemesinin, en etkili yolu, teknolojinin üretilmesidir. Teknolojinin üretilmesinde ise Ar-Ge faaliyetleri, ile orantılıdır.             


              Ancak Ar-Ge çalışmaları, oldukça kapsamlı ve maliyetli olmasının, yanı sıra, getirisinin uzun vadede olması nedeniyle, işletmeler açısından, riskler içerirken,. AR-GE çalışmaları, pahalı faaliyettir. O nedenle de ülkemizde ve Eskişehir’ de  "SEKTÖREL" ve " ÇATI" şirketleri  veya sektörel kümlerle, bu alandaki çalışmalar, rahatlıkla yürütülebilir,


         Aslında Ekişehir’de, tekloji üretimi açısından, önemli girişimler oldu.  Nitekim ESO tarafından gerçekleştirilmek istenen,  “Bilim Parkı”nın temeli 12 Nisan 1997 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanı RahmetliSüleyman Demirel, tarafından atılmış, 1999 yılına kadar da bitirilmesi hedeflenmişti. Bilim Parkı’nda “simge anıt”, “TSE” “KOSGEB”, “Girişimci geliştirme Merkezi” “ İleri teknoloji ve AR-GE Bölgesi” , “ Yüksek Okul ve Teknik Okullar Bölgesi”, “Otel”, “Golf Alanı”,”Yeşil Alanlar” ve “Serbest Bölge” yer alacaktı.


           Ayrıca Bilim Parkın’ da, Anadolu Üniversitesi. bir “Meslek Yüksek Okulu”,Koç Vakfı bir”  ” Endüstri Meslek Lisesi” ve Türk Telekom’ da bir “Meslek Lisesi”  gerçekleştirecekti.


      Bilim Parkı, sadece Eskişehir’deki girişiciler için değil, İleri teknoloji kullanan, her sektör  ve ülkeden firmalara da kullanıma hazır işyeri sunacaktı.“Bilim Parkı”, hedeflendiği şekilde gerçekleştirilemedi.


      Öte yandan, Sayın Abacı’ nın, ESİAD Başkanı olduğu dönemde, TÜSİBAK da “TÜGİB” çalışmalarını başlatmış ve Sayın Abacı’nın gayretleri sonucu da,  Eskişehir’de bu çalışmaları içine alınmıştı.


         Şayet gerçekleştirilmiş olsa idi; Eskişehir “ KOBİ “ler açısından çok iyi imkân ve olanaklar yaratılmış olacaktı, Sayın Abacı’ nın, gayretlerine rağmen, TÜSİBAK’ tan kaynaklanan sebeplerden dolayı gerçekleştirilemedi.


         Bilim Parkı, niçin planlanan süre içinde bitirilmedi, en iyi ESO yetkilileri bilir. Ancak bitirilmiş olsa idi; Eskişehir teknolojik ve AR-GE çalışmaları açısından, ciddi bir mesafe alacaktı. Eskişehir’in, teknolojik gelişmesine katkıda bulunurken, AR-GE faaliyetlerinde ve Türkiye’nin uluslararası teknolojiye katkılarını artırmada da katalizör olacaktı.


            Eskişehir’de, teknoloji üretecek imkân ve olanakları artırmak ve kenti de teknoloji ithal eden değil, üretip ihraç eden, bir bölge yapmak istiyorsak, mutlaka “Kümeler”,“ sektörel” ve “ çatı” şirketlerini, oluşturmak zorundayız. Çünkü kentteki KOBİ’ lerin, bünyesinde teknolojik yetersizliği, şirket içi eğitim noksanlığı, Araştırma ve geliştirme faaliyetleri gibi, ciddi sorunların çözümü, bu şirketlerin kurulması ile mümkündür.


         Eskişehir’in, teknoloji kenti olabilmesi için, ciddi bir planlama, kararlı ve uzun vadede  sabırlı bir uygulamayı gerektirmektedir. Böyle bir programda, ilgili taraflar, kentteki Milli eğitim kurumları, Osmangazi ve Anadolu Üniversitesi, ülke genelinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumlu olan, TÜBİTAK, yanında kentteki tüm KOBİ’ ler  ve diğer kesimlerdir.


         Elbette Eskişehir’in, teknoloji üreten kent olabilmesi için, evrensel düzeyde bilim üretebilme potansiyeline sahip doktoralı elemanlara, ihtiyaç vardır. ESO ve işletmeler veya oluşturulacak KÜME  “ÇATI” veya “SEKTÖREL” şirketler,  bu elemanları, hem ülkemizdeki üniversitelerde, hem de yurt dışında yetiştirebilirler.


          21.yüzyılda, bilimin, doğrudan bir üretici güç haline dönüştüğü, sanayinin teknoloji içeriğinin arttığı bir gerçektir. Eskişehir’in, bu gelişmelere ayak uydurması ve global pazarlarda rekabet edebilmesi, kullandığı ve ürettiği teknoloji ile de orantılı olacaktır.