17 Haziran 2019 Pazartesi 596 Okunma

SU YAŞAMDIR

            Eskişehir’in, kullanma suyu Porsuk Baraj’ından sağlanıyor. Aynı zamanda, Porsuk Barajı, sulama ihtiyacını da karşılıyor. DSİ 3. Bölge Müdürüğüne göre,  Barajda 260 milyon metreküp dolaylarında su var. Yıllık ortalama 40 milyon metreküp su evlerde,  60 milyon metreküp su da sulamada kullanılıyor.


           Ancak Porsuk Çayı’nın, Murat Dağı’ndan çıktığını ve buradan beslendiğini kaydeden uzmanlar, MURAT Dağın’ da,  siyanürle, altın-gümüş madeni arama projesi hayata geçerse, Porsuk Çayı kuruma tehlikesiyle, karşı karşıyadır.


              DSİ 3.Bölge Müdürlüğü’ne göre, Eskişehir kent merkezinin de yer aldığı 353 Km2 lik bir alanın ve porsuk çayının kuzeyinde kalan 280 Km2 lik bir bölümde,  65 hm3/yıl su rezervi mevcuttur.  Ayrıca Porsuk Çayı’ nın,  güney kısmında yer alan 73 Km2 lik bir saha da 21 hm3/yıl olarak toplam 86 hm3/yıl çekilebilir yeraltı suyu rezervi vardır.


           Alpu Termik santral her sene 13,3 milyon metreküp su tüketecek. Bu suyun da Sakarya Nehri üzerindeki Gökçekaya Barajı’ndan, temin edilmesi planlanıyor. Hatta bilgilendirme,  toplantısından, ikinci bir barajında düşünüldüğü de söylenmişti.


             Ayrıca yer altındaki kömürün çıkarılabilmesi için, önce yer altındaki suyun boşaltılması gerekiyor. Susuzlaştırma denen bu iş için ne kadar suyun çekileceği, bu faaliyet nedeniyle taban suyunun ne kadar düşeceği, hangi sulama kuyularının atıl hale geleceği, susuzlaştırmada kullanılacak yöntemin detayları ve maliyeti belli değil.


           Danişment, Kızılcaören, Yakakayı, Gündüzler, Bahçecik, Karakamış ve Beyazaltın Mahalleleri olmak üzere toplam 7 adet yer altı suyu sulama kooperatiflerine ait yatırımlar termik projesi nedeniyle zarar görecek. Derin su kuyuları ve bu sulara bağlı tarımsal faaliyetler etkilenecek. Yer altı su dengesi bozulacaktır.


             Ayrıca tatlı su kaynakları açısından, iyi durumda olmayan Türkiye, 180 ülke içinde 214 milyar metreküplük toplam yıllık tatlı su kaynağıyla 41'inci, kişi başına düşen 2 bin 950 metreküp tatlı suyla da 106. sırada bulunuyor


             Türkiye, su zengini bir ülke değildir. Türkiye'de, kişi başına düşen yıllık kullanılabilen su miktarı 1.700 metreküp civarındadır. Görüldüğü gibi, ülkemiz de su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır.


             Yapılan tahminlere göre, 2030 yılına geldiğimizde, kişi başına kullanılabilen su miktarı ülkemizde 1.000 metreküpe düşecektir. Kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketimi ise Türkiye'de 111 litre olup, dünya ortalaması 150 litredir. Bu rakam, Amerika Birleşik Devletlerinde 500 litre, Avrupa Birliğinde ortalama 200-300 litredir.


            Geçmiş yıllarda, ülkemizde, su ile ilgili çalışmalarda,  kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin, etkin ve sorumlu su kullanımı konularında ciddî birikimleri vardı. Özellikle de Devlet Su İşleri önderliğinde, kurulan sulama birlikleri ve sulama kooperatifleri ile sivil toplum örgütü niteliğindeki suya dayalı kalkınma organizasyonları ve Türkiye'nin su kullanımı konusundaki geldiği seviye, umut vericiydi. Bugün aynı şeyleri düşümek zordur.


            Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün, verilerine göre dünyada en fazla tatlı su kaynağı Brezilya'da. Yağmur ormanlarına ve dünyanın en büyük debisine sahip ırmağı olan Amazon'a sahip olan Brezilya, 8 trilyon 233 milyar metreküp toplam yıllık yenilenebilir su kaynağı ile açık farkla önde. Brezilya'yı 4 trilyon 507 milyar metreküp ile Rusya, 3 trilyon 51 milyar ile ABD, 2 trilyon 902 milyar ile Kanada takip ediyor


              Ayrıca dünya ülkemizde, su kirliliği dünya çapında önemli bir sorun olup, hâlen suyla ilişkili hastalıklardan ölenlerin sayısı yılda 7 milyon kişidir. Su varlığına göre ülkeler sınıflandırıldığında yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1.000 metreküpten az olan ülkeler su fakiri, 2.000 metreküpten az olan ülkeler su azlığı, 8.000 ile 10.000 metreküpten fazla olan ülkeler ise su zengini kabul edilmektedir.


               1994'te hazırlanan Birleşmiş Milletler Su Raporu'nda Türkiye 2025'te ekonomik olarak su sıkıntısı çekecek, ülkeler arasında gösterilmektedir ve 2040 yılı da şimdiden önlem alınmadığı takdirde su savaşlarına kadar varabilecek kritik bir yıl olarak görülmektedi


            1994'te hazırlanan Birleşmiş Milletler Su Raporu'nda Türkiye 2025'te ekonomik olarak su sıkıntısı çekecek ülkeler arasında gösterilmektedir.   2040 yılı da şimdiden önlem alınmadığı takdirde su savaşlarına kadar varabilecek kritik bir yıl olarak görülmektedir


             Orta Doğu, su sıkıntısını yoğunlukla yaşayacaktır. Türkiye ise su potansiyelini yeterince kullanamayan ülkeler arasındadır. Ülkemizde, teknik ve ekonomik anlamda tüketilebilir yer üstü ve yer altı sularının toplamı 112 milyar metreküptür ve bunun halen sadece yüzde 36'sı kullanılmaktadır.


             BM'nin hazırladığı, Su Raporu'na göre Türkiye, 2025 yılında, su sıkıntısı çekecektir. Hal böyle olunca da, Eskişehir’de, kurum/kuruluşlar, kişi/kişiler, özellikle de yerel yöneticiler,  sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler, susuzluk tehlikesine ve su havzalarının kullanılmasına ve korunmasına yönelik kalıcı çözüm üretmek ve birlikte hareket etmek ve bu konuda üzerine düşen sorumluluğu da yerine getirmek zorundadırlar.  Çünkü gidebileceğimiz, başka bir Türkiye ve Eskişehir yoktur.