19 Haziran 2019 Çarşamba 583 Okunma

TÜRKÇE ÜLKEMİZİN TEMELİDİR

         Ülkemiz genelinde ve Eskişehir’de, her geçen gün, yabancı kelimelerle açılan işyerleri hızla artıyor Alışveriş merkezlerinden, hastanelere, lokantalardan, apartman ve sitelere, kadar hayatımızın,neredeyse bütünü, yabancı isim istilasına uğradı.


           Ülkemizde, yabancı dille ilgili tedbir alan belediyeler var.  Niteki Adana Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde, faaliyet gösteren Suriyelilerin işletmelerinde bulunan, Arapça tabelaları kaldırdı. Uygulamanın, devam edeceği ve işletmelerde, Arapça tabelalar, artık yer almayacaktır.


            Diğer kentlerde de yabancı isimler kaldırılmalıdır. Çünkü Türkçe, millî benliğin, millî anıların, duyguların ve düşüncelerin, bütün maddi ve manevi değerlerin, buluş ve yaratışların ve ülke bütünlüğünün, türk toplumunun da geleceğinin teminatıdır.


             Nitekim Konfüçyüs’ün, "Bir milleti, bozmak isteseydim, işe dil ile başlardım." Diyerek, dilin önemini ortaya koydu. Gel gör ki Türkiye’de, yabancı kelime kullanmak, adeta moda oldu. Yabancı dille, öğretim yapan kolejler açıldı. Veliler, bu kolejlerde çocuklarını okutmak için, adeta yarış yaptılar.  Oysa ülkemizde, kaliteli ve nitelikli eğitim, yabancı dilde değil,, yalnız Türkçe ile eşdeğerdir.
            Oysa Fransa’da,1994 yılında, 665 sayılı bir kanunun 9. maddesine göre, Fransa’da, bir malın reklâmı, yabancı kelimelerle yapılamaz. Bir taşınmaz mal üzerinde, bir gözlüğün, iç çamaşırın, kumaşın reklamı yabancı kelimelerle yapılmış ise, ilgili belediye, o taşınmaz mal sahibine ikazda bulunur.


             Şayet mal sahibi, ilgililerin uyarısını dikkate almazsa, gerekeni belediye yapar ve harcadığı parayı da mal sahibinden, tahsil eder. Gerekirse de o gayri menkulü istimlâk bile eder. Fransa’ da hiçbir devlet adamı, uluslararası toplantılarda, Fransızca’dan başka bir dille konuşamaz.
              Ülkemizde, ,yabancı tabelalara belediyeler ve halkımız da tepki göstermiyor ama Belçika’nın, Brüksel kentinde bir işadamımız, "Sultan Kebap" isimli bir lokanta açmış, Belçikalı kadınlar, ellerinde pankartlarla, ismi protesto etmişler. Ve Türkçe ismin kaldırılmasını istemişler.


              Yine ABD’de, İngilizce, Almanya’ da almanca konuşmayanlar, toplumdan soyutlanır, hatta isteklerine cevap bile verilmez. 
           Türkiye’de, benzer yasal tedbirlerin alınması zorunludur. Ülkemizde de Fransa’da olduğu gibi, yabancı isimlerle, işyeri açılmamalıdır. Eğitimin tamamı Türkçe olarak gerçekleştirilmelidir.


           Yine Fransa’daki gibi, üretilen mallar, yabancı isimlerle pazara sürülmemeli, Medyada da Türkçe kullanma zorunluluğu getirilmelidir. Türk devlet adamları da, uluslararası toplantılarda Türkçe konuşmalıdır.
            Türkçe’ nin, korunmasında ve kullanılmasında, en büyük görev, kişi/kişilere ve kurum/kuruluşlara düşmektedir. Tüm icraatlarda ve sohbetlerde, mutlaka Türkçe kullanılmalı, yabancı kelime kullananlar da mutlaka ikaz edilmelidir.
             Türkçe, yeryüzünde 200 milyondan fazla insanın konuştuğu, dünyanın beşinci büyük dilidir. Türk dünyasında, alfabe birliği sağlanmalıdır Ortak alfabeye geçildiği zaman, İsmail Gaspıralı’nın söylediği gibi, "Dilde, fikirde, işte birlik" daha kolay sağlanacaktır. 
             Türkçenin tarihçesi, dünya dilleri arasındaki yeri, Türkçenin bugünkü durumu ve çözüm önerileri, sürekli gündeme getirilmiş, zaman zamanda korunması için TBMM’ ye kanun teklifleri verilmiş, belediye meclislerinde yabancı isimlerin kullanılmaması içinde karalar alınmıştır. 
             Nitekim Eskişehir Milletvekillerinde, Sayın Fahri KESKİN ve Karaman Milletvekili Sayın Mevlüt AKGÜN, Türkçe’ nin korunması için, TBMM’ne kanun teklifi sunmuştur. Ancak beklenen gelişme sağlanmadı.


            Elbette Türkçe’nin, doğru kullanılmasını, sağlamak ve bozulmayla yabancılaşmanın önüne geçmek için, aileden başlayan, bir öğrenme sürecine ihtiyaç vardır.


             İlkokuldan, üniversiteye kadar, eğitimin her kademesinde, Türkçe’ ye, yönelik, hedefler koymalı, gençlerimiz, Türkce ile  kendilerini ifade edebilecek olgunluğa ve birikime sahip hâle getirilmelidir. 
              Ülkemizde, Türkçemizi korunmasında, yazılı ve sözel medya yanında, kurum ve kuruluşlarımıza da  özellikle de belediyelere, ticari alanda, ürün, marka, tabela gibi tanıtıcı adların konulmasında, yabancı dillerin kullanılmaması, hususnda, ciddi görevle düşüyor.
             Aslıında Türk dilinin korunması, politikacılara ve kurum/kuruluşlara, diğer kesimlere,  bırakılmayacak kadar da önemlidir. Çünkü Türkçe, dün olduğu gibi, bugün ve gelecekte de Türkçe, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin simgesi, millî kültürümüzün koruyucusu, ve taşıyıcısı,  millî birlik ve bütünlüğümüzün, çimentosudur. Türk Toplumunun  da temelidir.