18 Temmuz 2019 Perşembe 1431 Okunma

HEYKELTRAŞ METİN YURDANUR

 


           Sivrihisarlı Heykeltıraş,  Sayın Metin YURDAKUL’ un, sıra dağın yamaçlarına da serpiştirilen  “Heykel Müzesi” ile ilgili, pekçok olumlu görüş geldi. Özellikle de Hayırsever İnsanımız, Sayın Tayfur BAYAR’ ın, sanatçı ve eserleri ile ilgili övgü dolu görüşleri ve dikkat çekti.


           Ziyaretçilerden, büyük beğeni alan, Sivrihisar’daki “Heykel Müzesin”de, Atatürk, Kazım Karabekir Yaşar Kemal, Alaaddin Keykubad, demirci ustası, pilot, kartal, nene hatun, özgürlüğe uzanan eller, şahlanan at, balerinler, madenciler, Yunus Emre, Karacaoğlan ve Nasrettin Hoca heykeli gibi, 100 civarında devasa boyutlarda heykel mevcuttur.


          2011 yılında, dönemin Kültür Bakanı, Sayın Ertuğrul Günay tarafından, Türkiye’nin, ilk heykel müzesi yapılacağının açıklanmasından sonra, Sivrihisar’ın yalçın kayalıklara yaslanmış Ermeni Surp Yerortutyun Kilisesi’nin, bahçesinde (Kızıl taşlardan yapıldığı için, diğer ismi ile Kızıl Kilise), yanında ve dağın eteğinde,  onlarca heykel, tüm ihtişamları ile sergileniyor.
             Heykeltraş Sayın Metin Yurdanur’un, kilisenin,  bitişiğindeki aile evini, ise Sivrihisar Belediyesi’ne,  süresiz devretmesinin ardından, konağın restorasyonu belediye tarafından yaptırıldı. Konak, anıt müze ve heykel atölyesi olarak tasarlandı.


           Muhteşem eserlerin, mimarı, Sivrihisarlı heykeltıraş, Sayın Metin Yurdanur, 1951 yılında, Sivrihisar’da doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını, üç bin yıllık Frigya, Roma ve Selçuklu uygarlıklarının kalıntıları arasında geçirdi. Babasının demir atölyesinin, bahçesinde bulunan, 19. ve 20. yüzyıllara ait, antika niteliğindeki materyallerle oyunlar oynadı.


             1972 yılında, Gazi Eğitim Enstitüsü,  Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-1978 yılları arasında öğretmen okulu ve liselerde öğretmenlik, 1978-1981 yıllarında, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde modelaj öğretmenliği yaptı. 1979 yılında, Ankara Belediyesi’nin, “Kentin Plastik Unsurlarla Donatılması Projesi” kapsamında, gelen talep üzerine çeşitli heykel tasarımları hazırladı.


              Sayın YURDANUR, bir heykel mimarıdır. Mimarlık ve heykel birbirine, çok yakın, birbirini besleyen sanatlardır. Ona göre de heykeli, tek başına düşünmek ve konuşmak, biraz yanlış olabilir. Çünkü heykeli tanımlarken,  zamana, sosyal ve çevresel koşullara ve kişi/kişilere göre, sürekli anlam değiştirdiğini göz ardı etmemek gerekiyor, 


              Sayın Metin YURDANUR, binlerce yıllık tarihi eser ve antikaların etkisiyle, üç boyutlu formlara ilgi ve sevgi duymaya başladı. Üniversite aşamasında, sanatla ilgili bir bölümü seçmesi, bu temele dayandırılabilir. Bugün Abdi İpekçi Parkı’ndaki “Eller”, Gar Meydanı’ndaki “Miras”, Batıkent’teki “Dayanışma”dır. 


            2005 yılında, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde, 50’den fazla heykelden oluşan, “Ben Anadoluyum, Ben Cumhuriyetim, Ben Halkım” adlı bir yıl süreli sergiyi açtı. Her yıl farklı bir üniversitede, tekrarlanan; kültür ve sanatı öğrenciler, akademisyenler ve bölge halkı ile paylasan sergi, Türkiye’de, ilk ve tek olma özelliğine sahiptir.       


        Ankara’ daki İnsan Hakları Anıtı'nı yapan, Çankaya Belediyesi’ne de hediye eden


Sayın  Metin YURDANUR, DW Türkçe’ye yaptığı konuşmada,"Tüm eserlerim gibi, bu heykelimin de sahibi insanlıktır" diyor ve ekliyor: "Eserlerimizin, barış dolu güzel bir dünyada yer almasını isteriz." dedi.


          1981 yılında, serbest çalışmaya başlayan Sayın YURDANUR, dünya çapında 100’den fazla heykeli bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı, Almanya, Japonya, Macaristan, Libya, Türkmenistan, Moğolistan ve Küba’dadır. 


             Sayın YURDANUR’un, tasarımları, şahsı ile bütünleşir.  Ruhumu yansıtan canlılık kazanan varlıklardır. Yaptığı heykelleri, hep yaşamı ile özdeşleştirir. Her tasarım, önce düşte, hayat bulur Daha sonra, sıra tasarımı gerçekleştirmeye gelir.


             Heykelin, insan yaşamı içindeki rolü önemlidir. Eğer insanları özellikle de genç ve çocukların, dolaştığı, oynadığı sokaklarda, çok heykel olsaydı daha yaratıcı mesleklere yönelebilirlerdi. İcra ettikleri, meslek, her ne olursa olsun, mesleğini, çok daha yenilikçi, yaratıcı ve vizyonu genişi bir biçimde gerçekleştirirdi.


             Ülkemizde, heykellerin değerinin de tam olarak anlaşıldığı söylenemez. Bazı heykeller, simgeledikleri değerler yüzünden, oradan oraya sürülüyor, tartışmalara yol açıyor, başlarına gelmeyen kalmıyor. Bütün bunlara rağmen, kentlerimizi süsleyen heykeller var. Eskişehir bu alanda, en şanslı illerden biridir.


           Kentlerde, heykel çalışmalarına, ağırlık verilmelidir. Ayrıca mimarlık ve heykel birbirine çok yakın, birbirini besleyen sanatlardır O nednele de heykelin yaşam içindeki rolü, sözcüklerle tanımlayamayacağımız kadar, önemlidir. Çünkü heykeller sosyal ve çevresel koşulları, sürekli değiştirerek, hayatı daha da anlamlı kılar.


 


       Sayın Metin YURDANUR’u, kutluyoruz.