19 Ağustos 2019 Pazartesi 464 Okunma

AFRİKA’DAN İBRET ALINMALI

                           
          Kanadalı şirketin, işletmesine verilen, Kirazlı-Ağı Dağı bölgesinde madencilik faaliyetinin, yol açtığı doğa yıkımı, ülkemizin ormanlarının, akarsularının, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin, global maden firmalarına,  tahsis edilerek sömürülmesi ve  doğanın talan edilmesi, AFRİKA kıtasındaki gelişmeleri hatırlatıyor.
           Nitekim Nijerya, Yemen, Etyopya, Tanzanya, Burundi gibi ülkeler de zengin maden yataklarına sahip olmalarına rağmen;  bu yatakları,  global maden firmalarına kaptırdıkları için  "yokluk ve açlığı" yaşamaktadırlar.
          Yine dünyanın, en fakir ülkesi Sierra Leona, dünyanın elmas madenleri bakımından en zengin ülkesiydi. Elmas madenleri, global aktör De Beer tarafından sömürülen bu ülke insanı, yıllık yaklaşık 417 dolar gelirle yaşamak zorunda kaldılar.
             Ayrıca emperyalistler, dünya halklarının ve bu güzel dünyamızın zenginliklerini kendi çıkarları için, talan ediyor. Onların umurunda değil, Çünkü  emperyelistler tarafından, Afrika’ da, yok edilen tropikal yağmur ormanları. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan orangutanlar, kaplanlar. Evsiz barksız ve yerinden yurdundan edilen insanlar önemli değildir..         
             İşte bu yüzden, empeyalist küresel şirketler, büyüyen rekabetten galip çıkabilmek için dünyanın, bütün zenginlikleri ile birlikte, insanı, hayvanları, doğayı, yok etmek pahasına,  kârlarını arttırma derdindedir.
           Türkiye,  dünyadaki bu gelişmelerden, özellikle de Afrika’ dan, ders ve ibret alır mı bilinmez. Ülkemizde de, yer altı zenginliklerimiz, Afrika olduğu gibi, yabancılar tarafından çıkartılırken, doğa da yok ediliyor.
           Nitekim Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in verdiği soru önergesine yanıtında, Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş, mevcut durum itibarıyla, yürürlükte olan 118 farklı yabancı firmaya ait 593 maden ruhsatı bulunduğunu belirtti.
              Ayrıca. Bakan Dönmez, “Mevcut durum itibarıyla yürürlükte olan maden ruhsat sahalarından 206 adet ruhsat, Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş yabancı yatırımcı şirketler tarafından ihale yolu ile alınmıştır. Yabancı yatırımcı şirketler tarafından ihalesi kazanılan 14 adet saha için ise işletme projesi verilmiş olup işlemleri devam etmektedir” dedi.
          Ülkemiz açısından,  en önemli kaynak yeraltı zenginlikleridir.  Eğer devletler, yer altı kaynaklarını, yabancılara çıkarttırıyor ve işlenmeden hammadde olarak satılıyorsa; bu durum, millete ait yeraltı kaynaklarının, yabancılara aktarılması demektir.
             Çünkü ülkemiz ve birçok ülke, ihraç ettiği, yeraltı kaynaklarını, işlendikten sonra 100 kat, daha fazla para vererek tekrar geri almaktadır.
              Global maden firmaları, bir ülkede çıkardıkları madeni, asla o ülke topraklarında kurdukları tesislerde işlemezler. Gelişmiş kabul edilen ülkelerde, kurulan tesislere gönderirler. Sömürülen ülke topraklarından çıkartılan madenler, ihraç edilen ülkedeki yine o maden firmasına ait şirkete, dünya fiyatlarının çok altına ihraç edilir
            Bu işlemde transfer fiyatı (transfer pricing) denilen fiyat uygulanır. Böylece talan edilen ülkede kurulan şirket, nerede ise zarar ediyor gösterilir. Yine bu madenler, ham cevher olarak ülke dışına çıkarılırken; sanki bu madenin değersiz olduğu ve ticari yönünün fazla olmadığı imajı oluşturulmaya çalışılır. Saf maden oranları, düşük gösterilir.
           Ayrıca yabancılar tarafından çıkartılan madenlerimizin, genel ve yerel safi hasılaya katkısı arzu edilen seviyede olmadığı gibi, yasalar ise, ülke menfaatlerini gözetecek nitelikte değildir. Madenlerle ilgili yasalarda, ciddi boşluklar var.
           Nitekim Bergama Ovacık’ta, altın çıkartan, Normandy madencilik Şirketi, deneme üretimine başladığı, Mayıs 2001 tarihinden, 2002 tarihine kadar 4 bin 523 kilo cevher üretti. “Dore” adı verilen bu cevher, Türkiye’de, KDV ödememek için, İsveç’e gönderilerek ayrıştırıldı ve 2 ton 113 kilo altın ile 2 ton 415 kilo gümüş elde edildi. Şirket, devlete tek kuruş vermeden, 19 milyon doları kasasına indirdi..
              Kaz Dağları’nda, altın arayan Kanadalı Alamos Gold şirketinin de Bergama Ovacık’ta, altın çıkartan, Normandy madencilik Şirketinde farkı yoktur. Çünkü edinilen bilgiye göre, çıkacak altının, sadece yüzde 4'ü devlete kalıyor. Kanadalı şirkete ise yüzde 96’sına sahip olacaktır.
                 Maalesef Özal dönemiyle başlayıp, AKP iktidarıyla da  büyük bir ivme kazanan, ülkemizin, yeraltı ve yerüstü kaynakları, yabancı şirketlere, tam anlamıyla teslim edilmiştir.  Bu durum,  bugün olduğu gibi, gelecekte, ülkemiz açısından bir felakettir.
               Aslında aklıselim insanlarımız, madenlerle ilgili olumsuz gelişmelerin, farkındadır. Nitekim Kaymaz Altın Maden Yatağı ile ilgili, mücadelemizde, genç bir maden mühendisi, “ …Mücadelenizi, takdirle karşılıyorum. Bugünkü şartlarda, yabancılar madenlerimizi bedavaya kapatır. Zararı yok, bizler istifade etmeyelim. Gelecek nesiller, belki akıllı olur, bu madenlerimizi, kendi insanımızın yararına işletir”  demişti.
            Ükemizin, bağımsızlığı, kalkınması ve ülkemiz kaynaklarının, halkımız yararına kullanılması için,  yabancı şirketlere teslim edilen,  tüm madenler, kamulaştırılmalı, en önemlisi de yerli yatırımcı, teşvik edilerek, madenler işlenerek de ihraç edilemelidir.