12 Kasım 2019 Salı 2174 Okunma

EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN!

Bir eğitim kurumuzda, bir etkinliğe katılmıştık. Okulu,  gezme imkanı da bulduk, merdivenlerin, her başamağında Arapça ve İnglizce sözler var, Duvarlarda ise Arapca lefhalar mevcut.


             Okullardaki bu gelişme, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün, "KTS" Projesi kapsamında gereği, Okul koridorlarına, İngilizce ve arapça levhalar asılıyor. Merdivenlerine de arapça ve ingilizce sözçükler yazılıyor. Güya Müdürlük, öğrencilerimizin, günlük hayatta kullanabilecekleri, içeriklerden oluşan levhalar ve yazılar sayesinde, yabancı dil öğrenmeye karşı olan, motivasyonlarının artmasını umuyor!


              Oysa kaliteli ve nitelikli eğitim, anadille eşdeğerdir.


              Ayrıca dillerin, yok olma sürecinde, kültürler de ciddi derecede zarar görmekte, önce bulanıklaşmakta, yani kültürel değerler, tam anlaşılmadan yaşatılmaya çalışılmakta, birkaç kuşak sonra da tamamen baskın kültürün, bir parçası hâline gelmektedir.


              O nedenle de, dilimiz kimliğimizdir, kimliğimiz de Türkçedir. Türkçe'ye, sahip çıkmak, onu korumak, hepimizin görevi olmalıdır. Türk halkı, Tükçeye sahip çıkmalı. Vatanını, seven, her birey, dilini korumakla da görevlidir. Arapca, ingilizce gibi, dillere özentilerle, bir yere varılmaz. Türkçe gittiği takdirde, Türkiye´nin, gideceği de bilinmelidir.


            Ayrıca  ABD’de, İngilizce, Almanya’ da Almanca, konuşmayanlar, toplumdan soyutlanır, hatta isteklerine cevap bile verilmez.


            Belçika’nın, Brüksel kentinde bir işadamımız, "Sultan Kebap" isimli bir lokanta açmış, Belçikalı kadınlar, ellerinde pankartlarla, ismi protesto etmişler. Ve Türkçe ismin kaldırılmasını istemişler.
            Ayrıca Fransa’da,1994 yılında, 665 sayılı bir kanunun 9. maddesine göre, Fransa’da bir malın reklamı, yabancı kelimelerle yapılamaz. Bir taşınmaz mal üzerinde, bir gözlüğün, iç çamaşırın, kumaşın reklamı yabancı kelimelerle yapılmış ise, ilgili belediye, o taşınmaz mal sahibine ikazda bulunur.


            Mal sahibi, ilgililerin uyarısını dikkate almazsa, gerekeni belediye yapar ve harcadığı parayı da mal sahibinden tahsil eder. Gerekirse de o gayri menkulü istimlak bile eder. Fransa’da  hiçbir devlet adamı, uluslararası toplantılarda, Fransızca’ dan başka bir dille konuşamaz.
               Aslında ülkemizde de Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin, korunması ve geliştirilmesi için, alınması gereken önlemlerin, belirlenmesi amacıyla oluşturulan, TBMM Araştırma Komisyonu kurulmuştu.


           Komisyon , "Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adlarının Türkçeleştirilmesi, cep telefonu mesajlarında ve internette 'merhaba' yerine 'mrb', 'selam' yerine 'slm' gibi dilin bozulmasına yol açan Türkçe kısaltmaların önüne geçilmesi" de dahil çeşitli önerilerde bulundu. Ancak hayat geçirilemedi.
             Türk halkı, artık gerçekleri görmelidir. Türkçe ulusal dilimizdir. Türkçe asırlardır, yasa, ekonomi, eğitim, bilim kültür dili olmuştur.    


           Türkçe, ulusal dil olduğu için, eğitim de Türkçe olarak yapılmak zorundadır.  Tüm icraatlarda ve sohbetlerde, mutlaka Türkçe kullanılmalı, yabancı kelime kullananlar da mutlaka ikaz edilmelidir.


           Öte yandan, Antalya’ nın, her bölgesinde, kafanızı nereye çevirseniz, Otel, Cafe, restaurant. showroom, gibi pek çok tesiste, İngilizce Rusça ve benzer yabancı dillere rastlarsınız. Bu nasıl bir özden kopmadır! Yok mu bunların, Türkçe karşılığı? Türkçe kelimelere? Bu kadar mı yabancılaştık?
             Yine Japon bilim insanı, Antropolok Kalyo Yasuo, "Üç yıldır Türk kültürünü inceliyorum. Birşey çok korkunç,  diğeri garip. Korkunç olan, Batı,  bir ülkeyi savaşmadan yok ediyor. Ülkede 3-5 dizi hariç, hepsi Türk din ve geleneğine ters. Garip olan ise herkes bunu biliyor ama yine de izliyor. Anne, baba ise çocuğu ile izliyor. Hayret..." demişti.


             ESOGü İlahiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. YILDIRIM da   bir konferansında söylediği, “ Türkler, İslamiyet kabul ettikten sonra, Türk toplum, kendi kültürünü, göz ardı ederek, Mısır ve Arap kültürünü benimsendi. Bugün, bunu zorlukları ile de karşı karşıyadır.” Sözleri hala hafızamızdadır.


            Oysa Göktürk Kitâbeleri'nin (M.S. 735) sonunda, Bilge Kağan şöyle hitap eder: 'Türk-Oğuz beğleri, milletim, işitin! Üstte mavi gök çökmedikçe, alta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir... Ey Türk! Titre ve kendine dön!...'


           Ayrıca Karamanoğlu Mehmet Bey, Türkçeyi korumak adına, 1227 de yayınladığı fermanda : “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dilinden başka dil kullanmayacak” ifadeleri, Türk kültürünün korunması ve gelecek nesillere aktarımında, dilin önemine duyulan ihtiyacın ve kararlılığın bir göstergesidir 


            Yine Rahmetli Turgut ÖZAKMAN’ nın, "DİRLİĞİN, BİRLİĞİN, DİLİN, BENLİĞİN, TARİHİN, YURDUN, ADIN, BİR KEZ DAHA GİDERSE, BİR DAHA HİÇ GERİ DÖMEZ…" uyarısı, hayata geçer. Son pişmanlık da fayda vermez.


            Asırlar evvel, Türk Devletlerini, ortadan kaldıran, büyük hataları görüp, taşa kazıyan ve bu günkü nesilleri de uyaran, Büyük Türk Hükümdarı,  BİLGE KAĞAN, 13 asır evvel,   sanki bugünleri görmüş, şu sözü söylemişti. Ey Türk! Titre ve kendine dön!...





.