20 Kasım 2019 Çarşamba 759 Okunma

TORYUM MADENİ

 


             Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Eskişehir’ de, Toryum maden sahasında pilot tesis kurmayı planlıyor. Pilot tesis aşamasından sonra da  sahada, 570 bin ton cevher işlenerek nadir toprak elementleri ve toryum üretecek bir tesis kurulacak. Projenin maliyeti ise yaklaşık, 550 milyon TL olup, bin kişinin de istihdam edilmesi bekleniyor. 
          Dünyada,  toryum ve uranyum rezervlerine, sahip ülkeler arasında, Türkiye, ilk sıralarda yer alıyor. Nükleer enerjiye sahip olan ülkeler, santrallarda kullanılan uranyum ve toryumu, Türkiye'den temin ediyor.


         Yapılan araştırmalar, ülkemizin toryum rezervinin, uranyumdan daha fazla olduğunu gösteriyor. Uranyum ve toryumla ilgili ciddi bir rezerv araştırması yapılmamış olsa da Türkiye, şu an bilinen oranlara göre, dünya ülkeleri arasında, ilk sıralarda yer alıyor. Doğada siyah yani allenit olarak bulunan toryumun, başka alanlarda, farklı malzemeler olarak kullanıldığı da oluyor.
               Kayseri Erciyes Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Fizikokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah ÇOBAN, yaptıkları çalışmalarda, Türkiye'nin, birçok bölgesinde dünya ülkelerine oranla, bol miktarda toryum olduğunu belirtt


              Sayın ÇOBAN, sarı renkli toryum ile ilgili yaptığı çalışmada, yakın bölgede bir milyon ton rezervden bahsedebileceklerini açıkladı. Toryum ile uranyumun, maddi boyutunu açıklamanın mümkün olmadığına da dikkat çekti.


          Türkiye'de, Maden Tetkik Arama'nın tespit ettiği, Eskişehir bölgesinde sadece bir alanda toryum var. Prof. Dr. Çoban'ın yaptığı tespitlerde, toryumun nükleer santrallerde


kullanılması durumunda, maddi değerini milyarlarca dolar olarak değerlendirmek mümkün.


            Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, maden sahasında, pilot tesis hayata geçer  mi zaman gösterecektir. Ancak bugüne kadar, Toryum üzerinde çalışan, bilim adamlarımız ve istikbal vaat eden mühendislerimiz,  meçhul kazalara kurban gitmesi ise “TORYUM”.a, ilgiyi daha da artırdı.              .            


               Nitekim Isparta'da, meydana gelen uçak kazasında, hayatını  kaybeden Prof. Dr. Engin Arık, “TORYUM” üzerine yaptığı araştırmalarla tanınıyordu.  Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Kanun'un TBMM'de görüşülerek, kabul edilmesiyle, Türkiye'nin, sahip olduğu, uranyum ve toryum maden rezervleri de en iyi şekilde değerlendirilecekti.     


              Isparta'daki esrarengiz kazadan, uçağa binmeyerek kurtulan, Sayın  Doç. Bilge Demirköz'e,  Kartalkaya 'da yüzünü kaskla gizleyen, bir başka kayakçı çarpması ise kuşkuları daha da artırdı.  Çünkü Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü'nün (CERN) en başarılı bilim adamları arasında gösterilen, Sayın  Demirköz, üzerinde çalıştığı Atlas Projesi'yle İsviçre'de, adından söz ettirmişti.


              Özellikle Isparta uçak kazası ve Karakaya’ da meydana gelen esrarlı kaza, bu kazalarda hayatını kaybeden ve zarar gören bilim adamlarımızın, geleceğin enerji kaynağı olarak düşünülen, “TORYUM” üzerinde çalışmalara dikkatleri, bu maden üzerine topladı. .


             Diğer yandan Eskişehir, ülkemizin, en zengin toryum yataklarına sahiptir. Nitekim Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında 15 km2'lik bir sahanın toryumun yanı sıra Nadir Toprak Elementleri (NTE) de içerdiği saptanmıştır.


          MTA tarafından, yapılan çalışmalar sonunda, 1977 yılında, "Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören Köyü Yakın Güneyi Bastnazit-Barit-Florit Kompleks Cevher Yatağı" ile ilgili raporu hazırlanmıştır. Bu rapor sonuçlarına göre, bölgedeki cevherin ortalama tenörü %0,2 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380.000 ton civarında olduğu tespit edilmiştir.


             Ayrıca Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Bilim Komitesi Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, Türkiye'nin toryum rezervinin dünyada birinci sırada olduğunu iddia ederek, "Eskişehir’deki bilinen rezervler, bin yıl boyunca Türkiye’nin, elektrik enerjisini karşılayabilir” dedi. 


              Eskişehir, geleceğin enerji kaynağı olarak düşünülen, Toryum ve Bor gibi madenlere sahip olmasına ve kentte, bir de Maden Fakültesi bulunmasına rağmen, madenlerle ilgili kentin bir stratejisi yoktur.


            Gerçi eski Sanayi Odası Başkanlarımızdan, Rahmetli Mümtaz Zetinoğlu döneminde, “Madenlerin Sanayinin motoru olması” için bir hedef belirlenmişti. Ancak bu hedef, kentin gündeminde sürekli ve kalıcı olmadı.


          Bugün, maden bakımından, zengin bir il olan Eskişehir’’ de, ESO Başkanı Sayın Celalettin KESİKBAŞ ve ekibi,  tarafından, “Bor ve Madencilik OSB/Endüstri Bölgesi”nin, düşünülmesi  ve ““Eskişehir Madencilik Kümesi” nin gerçekleştirilmesi  Eskişehir sanayisi, ve madanlerimiz açısından, örnek ve umut verici bir  gelişmedir.


            Eskişehir’ de,  Sanayi Odası ve ildeki Maden Fakültesi, il çapındaki madenlerle ilgili Ar-Ge çalışmalarına, hız kazandırmalı,  ESO,  ESOGÜ Maden Fakültesi,  özellikle de ATAP A.Ş, ildeki madenlerin, sanayinin motoru olması yönünde, yeni stratejiler belirleyerek, hayata geçirmelidir. Çünkü madenler, sanayinin itici güçüdür.