9 Aralık 2019 Pazartesi 607 Okunma

EkMM VE EKONOMİK KRİZ,

 


           EkMM, Aralık ayı toplantısında “ekonomik Kriz” konuşuldu.  Konuşmacılar, ülkemizde, bugün gündemde olan, ekonomik kriz, üzerinde üzerinde, dikkat çeken açıklamalarda bulundular.


            Dünya ve ülkemizde, makroekonomik verilerin, dengesindeki, değişikliklerin,  meydan getirdiği ekonomik krizin,  mal, hizmet ile üretim faktörleri fiyatlarının ve yerel para biriminin değerinin, çeşitli nedenlerle, kabul edilebilir, düzeyi aşması ve  buna bağlı olarak  da ekonomik faaliyetlerin, yavaşlaması ve ileriye dönük belirsizlik üzerinde hemfikir oldular.


             Ülkemizde, çok partili dönemde,  ekonomik krizler, çok değişik şekillerde, ortaya  çıktı.  Üretimde, hızlı bir daralma,  fiyatların genel  seviyesinde  ani  düşme, işsizlik  oranında  ani artış,  ,  iflaslar,  borsada  çöküş, ücretlerde  gerileme,  ,  spekülatif  hareketler  vb.  faktörler, ekonomik krizlerin başlıca nedenleri oldu..


            Ülkemizde, meydana gelen krizlerde, tarihteki ekoomik krizlerden, özellikle de Atatürk’ ün, ekonomik krizlerdeki önlemlerinden, ders alınmadı. Nitekim son dünyadaki ve ABD’ deki ekonomik kriz ve sonrası alnına önlemler, Atatürk’ü, bir kez daha haklı çıkardı.


          Her türlü imkânsızlığa rağmen, Türkiye, 1929 yılındaki dünyada meydan gelen ekonomik krizden,  Atatürk’ ün, ekonomik stratejileri sayesinde başarıyla atlatmıştı.


           1929 yılında, bütün dünyayı etkileyen, “Büyük Buhran”ın, etkisi, sermaye ve girişimcilik, yetersizliği nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devletçilik politikası izlemeye başlamış, ciddi başarılar da elde etmişti.


         Nitekim Atatürk " Türkiye’ nin, tatbik ettiği Devletçilik sistemi, on dokuzuncu asırdan beri sosyalizm nazariyecilerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak, tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu Türkiye’ nin ihtiyaçlarından doğmuştur.” Demişti.


        Türkiye’ de,  çok partili dönemde, Atatürk’ ün, ekonomi, özellikle de sanayileşmedeki başarıları göz ardı edilerek, hızlı bir şekilde, kapitalist düzene kaydı. Son yıllarda ise serbest piyasa ekonomisi, adeta kurtarıcı gibi, Türk halkını sunuldu.


           Millet olarak, Atatürk’ ün, ekonomik ve devletçilik politika ve stratejilerini, ne anladık ne de anlatabildik. Oysa son dünyadaki ekonomik krize çözüm şekli, Atatürk’ ü,haklı çıkardı. Türkiye Cumhuriyeti’ ni, idare edenler ve edecek olanlar, bu krizlerden ders alır mı bilinmez ama Atatürk’ ün, ekonomik strateji ve politikalarını, dikkate almak zorundadırlar. Çünkü " mutedil devletçilik" bugünkü, küresel ekonomik krizde, çözüm olarak ortadadır.
           Nitekim ABD ve AB ülkeleri, dünyadaki krizi, Atatürk’ ün, yöntemi ile çözüyor. Yani Atatürk’ ün, "mutedil devletçilik" politika ve stratejileri, tıpkı 1929’ da olduğu gibi, bugünkü ekonomik krize çözüm oluyor.


          Nitekim  dünyada ve ABD’deki ekonomik krizden sonra, ABD 700 milyar dolar, Almanya 400, Fransa 360 avro ve diğer batı ülkeleri de hemen aynı miktarlarda, bankacılık sistemine yardımda bulundu..


           Ancak Türkiye’ deki siyasi otorite, hala serbest piyasa ekonomisinde ısrarlıdır.


            Oysa Batı da din adamları bile, yaşanan küresel krizden, kapitalizmi sorumlu tutuyor. Anglikan Kilisesi, "Karl Marx haklıymış. Kapitalist sistem, insanlığı bu hale getirdi" açıklamasını yaptı.


             Hülasa Batı da küresel kriz dolayısıyla, şirketler ve bankalar devletleştirilirken, Türkiye’ de, devlet sektörünün yok edilerek, serbest piyasa ekonomisinde, ısrar edilmesi, dikkat çekici olduğu kadar düşündürücüdür de.


            Dünya ve ülkemizdeki, ekonomik krizden, Eskişehir’de, nasibini alıyor ama ekonomik krizler karşısında birlikte hareket edilmiyor. 2001 krizinde, Eskişehir’ de, bir "Ekonomik Kriz Masası" oluşturulmasını, köşemizde gündeme getirmiş, hatta o günlerdeki valimiz Sayın Sami Sönmez’ e de yapılması gerekenleri aktarmıştık.


           Valilerimiz, Sayın Sönmez, önerilerimizi olumlu bulmuş, Ancak bu durumu, meslek odaları ile de görüşmemizi, sonuçtan da kendisinin, haberdar edilmesini istemişti., Üzerine düşeni de yapacağını söylemişti.
            Bugün de esnaftan gelen istekleri, köşemizde yer vermeyerek, ilgillerle görüşmek istedik, ETO’ yu, bu hususta ziyaret ettik. Başkan yardımcısı ile görüştük. Esnafın sıkıntılarını da kendisine aktadık.  Hatta esnafla, bir toplantı yapılmasını da istedik. Not edildiği halde, bugüne kadar, bu toplantı gerçekleştirilmedi.


          Oysa Eskişehir’  de, ekonomik kriz, her alanında hissediliyor. Vatandaş, hayat pahalılığından,   esnaf ise piyasa koşullarından şikayetçidir.. Eskişehir'de,  her geçen gün,  boş dükkan sayısı artıyor. Krizden,  en fazla etkilenen kesim ise her zaman olduğu gibi, özel sektörün, kendisi ve çalışanlarıdır. O nedenle de krizden etklenen esnaf, özellikle de Eskişehir’ deki kobilerin, ivedilikle sorunlarının çözülmesi gerekir.


        Eskişehir sanayisi, krizi aşmak içi, OSB ve ESO’ nun, rehberliğinde, inovasyon stratejisiyle, bilgi içeriği ve katma değeri yüksek ürünlere, yönelmeli, AR-Ge çalışmalarına hız vermeli, özellikle de sektörlerde markalaşmayı, ön planda tutmalıdır.


           Ayrıca Eskişehir, oluşacak ekonomik krizlere, kentteki, kurum/kuruluşlar,  meslek odaları,  STK’ lar, sanayici, esnaf, çalışanlar, bankacılar ve diğer kesimlerle birlikte çözün bulabilir.  O nedenle de Eskişehir’ deki tüm kesimler, birlikte işbirliği yaparak, ekonomik krizlere,sürekli kalıcı ve sonuç alıcı çözümler aramalıdır.