14 Ocak 2020 Salı 979 Okunma

ÖNCELİK KANAL DEĞİL DEPREMDİR.

 


             Cumartesi günü, Silivri'de,  meydana gelen, 4.8 büyüklüğündeki deprem İstanbulda,. Vatandaşları, sokağa döktü. Depremle ilgili canlı yayında değerlendirmelerde bulunan deprem uzmanı, Sayın Prof. Dr. Ersoy, "Ben 20 yıldan beri, buranın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylüyorum. İstanbul'un, birinci önceliği depremdir" ifadesini kullandı.


            Uzmanlara göre de İstanbul’un,  hemen güneyinde, yer alan, Kuzey Anadolu Fayı’nda doğudan,  batıya doğru sırasıyla, 7.5, büyüklüğünde, depremler bekleniyor. O nedenle de istanbul halkının, en kötü senaryoya göre,  hazırlıklı olmasının ve ona göre, tedbir alınmasının, sağlanması gerektiğinde, yabancı ve ulusal bilim insanları, hemfikirdir.


             Ayrıca İstanbul nüfusunun,  büyük bir kısmı 1. derece, önemli bir kısmı da 2. derece deprem bölgesinde yaşamaktadır.


             İstanbul'da 1 milyon 600 bin civarında bina bulunuyor. Bu binaların, sadece yüzde 1'i ağır hasar görse dahi, can kaybı ciddi boyutlara çıkıyor.  Nitekim Sayın, Prof. Dr Naci Görür, te: "Yüzde 1'i 16 bin bina. Her bir bina 4 katlı olsa, bu her katta da diyelim siz 2 tane daire koyun. Her daireye de 4 insan yerleştirin. 500 binlere gelirsiniz. Diyelim ki, insanların hepsi ölmedi. Kalan yüzde 0.5 bile 200-250 bin can kaybına götürür." görüşündedir.


            Marmara Fayı, üzerine, üniversitede. uzun yıllardır araştırmalar yürüten, Sayın Prof. Dr. Celal Şengör, “Yapacak fazla bir şey yok, felaketi bekliyoruz. Bu felaket geldiğinde Türkiye bağımsızlığını kaybedecek. Muhtaç olacak. Yardım için Avrupa’ya el açacaksınız! “diye konuştu.


             Yine Prof. Dr. Celal Şengör’ e göre ‘iyimser’. Zarar 50 milyar doları çok geçer. Ölü sayısı 100 bini geçer. Sadece deprem öldürmez. İstanbul’da depremin öldüreceği, yangının, paniğin öldüreceği insanlar var. Türkiye olacak yıkımı karşılayacak güçte değil.”diyerek tehlikenin boyutlarını kamuoyu ile paylaştı.


           İstanbul’ da, oluşacak 7.2 büyüklüğündeki deprem felaketin, boyuttları orta da iken Cumhurbaşkanı, Sayın Erdoğan ’ın, ‘hayalim’, İBB Başkanı Sayın  İmamoğlu’nun ise ‘cinayet’ dediği, Kanal İstanbul projesi için, hazırlanan, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu açıklandı.


               Ayrıca  Kanal İstanbul’ la ilgili, eleştirilere, Cumhurbaşkanı  Sayın Erdoğan’ ın,:Kanal İstanbul isteseniz de, istemeseniz de yapılacak”.ve  İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, “Birileri çatlasa da patlasa da 2011’de milletimiz karar verdi, Kanal İstanbul’u yapacağız.” derken,  siyasi iktidar da İstanbul depreminde alınması zorunlu olan, hayati önlemlerlerle ilgili, aynı kararlılık yok.


             Ayrıca İstanbul’da, yıkıcı bir deprem, her an beklenmekteyken, Kanal İstanbul’ un yapımın da israr etmenin, ne mazereti, ne kabul edilit bir tarafı vardır. Çünkü olası İstanbul depreminde, tedbir alınmaz ise telafisi olmayacak, ciddi mal ve can kaybına neden olacaktır.


             Yılardır İstanbul depremi, gündemde olmasına rağmen, afet riski taşıyan alanlardaki yerleşim yerleri taşınmamış, mevcut yapı stoku depreme dayanıklı hale getirilmemiş, kent merkezlerinde,  artan nüfusa ve yerleşime, doğru orantılı olarak artması beklenen deprem toplanma alanları, rant uğruna imar tadilatları ile yapılaşmaya açılarak azaltılmıştır.


             Öte yandan uzmanlara göre, ulaşım yapıları ve köprülerin, dolgu alanlarının, tarihi eserlerin, depremde vereceği tepkinin bilinmemesi, İsatanbul da kentsel dönüşüm projelerindeki yanlışlıklar, su taşkınlarında bile yetersizdir.


             Yine uzmanlara göre, açığa çıkan altyapı sorunları, dere yataklarını bile yerleşime açan imar uygulamaları, imar afları, afet sonrası çalışmaların taşıdığı, soru işaretleri ve toplumda, deprem bilincinin yeterince yaratılamaması, büyük sorun olarak ortadadır.


              Ülkemizde, depremlerde büyük can ve mall kaybı olurken, Japonya da 8 büyklüğünde depremler de bile yok denecek kadar, mal ve can kaybı oluyor. Çünkü Japonya ‘ da yüksek binalar, depremde sarsılmak yerine sallanacak şekilde inşa ediliyor ve böylece daha güvenli oluyorlar Kobe depreminin sonrasında binaları depreme güvenli hale getirmek için oluşturulan yönetmelikten de kesinlikle taviz verilmiyor.


               Japonya, depreme en hazırlıklı ülkelerden biri; olmasına ve ülke bazında tüm  önlemlere rağmen de  depremler karşısında, tehlike hala çok büyüktür.  Yıllardır gündemde olduğu halde, hiçbir önlem alınmayan İstanbul’ da, deprem sonrası oluşacak mal ve can kaybını tahmin etmek bile zordur.


                Nitekim Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “,,,,7.7 büyüklüğündeki bu deprem, üç tane Gölcük Depremi anlamına geliyor. Bu deprem, bugün gerçekleşirse 80 bin bina yıkılabilir. Minimum 150 bin insanın ölmesi anlamına geliyor. Bu sayı 500 bine kadar çıkabilir diye konuştu.


                   Siyasi iktidar, artık gerçekleri görmelidir, Türkiye ve İstanbul’ un önceliği, Kanal İstanbul değildir. 25 milyon insanın yaşadığı, Eskişhir’inde bulunduğu 11 ili etkileyecek olan  7.2 büyüklüğündeki İstanbul depremi, ile  ilgili önlemlerdir.  Çünkü kanal istanbul yapılmasa da ülkemizin, kaybı olmadığı gibi, her zamanda yapılabilir. Oysa İstanbul  depreminde, hayatını kaybedecek olan, binlerce insanımıızı, geri getirmek mümkün mü?