22 Ocak 2020 Çarşamba 817 Okunma

CEMEVLERİNE İBADETHANE STATÜSÜ

 


 


          Almanya'da, bir eyalet hükümeti daha, Alevilerin haklarını resmen tanıyacağını açıkladı. AABF yöneticilerinden, Fuat Ateş, 'Tanınan haklar Aleviler adına pozitif ayrımcılık değil, eşit yurttaş haklarının tanınmasıdır' diyerek, Türkiye'nin de er geç bu noktaya geleceğini savunmuştu.


         Almanya da Aleviliğin, eyaletteki ‘inançlar dünyasının bir bölümü’ olduğunu kabul edildi. Ve  anlaşmaya göre, bundan sonra okullarda, AABF tarafından belirlenen öğretmenler Alevilik dersi verebilecek,


           Ayrıca Aleviler kendi inançlarının, Aşure Günü, Nevruz ve Hz. Ali’nin doğum günü gibi dini günlerinde izin alabilecek. Hastahanelerde, hapishanelerde Alevilere yönelik ibadethane gibi hizmetler sunulacak. Üniversitelerde Alevi öğretisiyle ilgili kürsü açılabilecek. Gençler ve kültürel çalışmalar için merkezler kurulacak.


         Rheinland-Pfalz eyaletinde, yaklaşık 6 cemevi ve 8 bin Alevi’nin yaşadığı tahmin ediliyor. 160 cemevi ve 40 bin üyesiyle Aleviler’in, en büyük çatı örgütü olan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, 2012’de Hamburg, 2013’de Aşağı Saksonya, 2014’te Bremen eyaletleriyle ‘Hak Eşitliği’ anlaşmaları imzalamıştı.


           Ve nihayet!


          Ülkemizde de İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, 7 cemevinin, imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi kararı alındı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı SayınTunç Soyer’in katıldığı toplantında, Bornova 2, Aliağa, Bayraklı, Çiğli, Konak ve Selçuk ilçelerindeki cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı (cemevi) olarak işlenmesine yönelik raporlar görüşüldü. Teklif kabul edildi.


             İBB Meclisi’ne sunulan teklifte ise İstanbul’da 93 cemevi bulunduğu, cemevlerinin ibadethane statüsünde değerlendirilmediği için, cami, kilise ve havra gibi, ibadethanelerin faydalandığı, kamu hizmetlerinden, mahrum kaldığı ifade edilmişti.


            Bu durumu anayasanın, eşitlik ilkesine aykırı olup, toplumsal yaşamda, ayrımcılığa neden olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, 2014 ve 2016’da verdiği kararlarla cemevlerinin ibadethane statüsünde olduğunu tescil ettiğine dikkat çekilip, önergenin gerekçesinde yer verildi


             Cemevlerinin ibadethane statüsünde tanınmasına ilişkin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde CHP ve İYİ Parti’nin, Meclis gündemine alınması için, ortaklaşa verdiği önergeye, AK Parti grubu da destek vermişti.


            Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde, Ak Parti grubunun da katıldğı  Cemevleri İbadethane olarak sayılsın önergesi,  AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.


                Oysa Anayasa Mahkemesi de 4 Kasım 1986 tarih ve K.1986/26  sayılı Kararında inanç hürriyeti konusunda :  “Lâik devlette, herkes dinini seçmekte ve inançlarını açığa vurabilmekte, tanınmış olan din ve vicdan özgürlüğünün sınırları içinde serbesttir. Hiçbir dine itikadı olmayanlar için de durum aynıdır. Lâik bir toplumda, herkes istediği dine veya inanca sahip olabilir. Bu husus, yasa koyucunun,  her türlü etki ve müdahalesinin dışındadır” demişti. 


         Yine aynı karar da, “Dinî inanç  ve vicdan özgürlüğü bakımından kişinin dinî inançlarının, bir gerçekten de bir “din” oluşturup oluşturmadığı incelenemez. Semavî dinlere inananların inanç hürriyeti nasıl Anayasanın koruması altında ise semavî olmayan dinlere inananların inanç hürriyetleri de öyle Anayasanın koruması altındadır. “  görüşünü de  paylaşmıştı.


             Ayrıca Alevi İslam anlayışı; Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Pir Sultan Abdal ve Anadolu erenleri, Kuran’ı en iyi yorumlayan hikmet sahibi velilerin görüşlerinden ilham alarak, hayat alanı bulmuştur.


              Bugün Alevilere, yönelik önyargılar, büyük ölçüde azaldı. Bunda, en büyük etken, Alevilerin, Türk milletine bağlı, her türden gericiliğe karşı olması, ATATÜRKÇÜLÜK, özgürlük, laiklik, demokrasi, barış, emek, insan hakları, gibi,  kavramlardan, en önemlisi de cumhuriyetimizin, demokratikleştirilmesi ve geliştirilmesinden yana taraf olmalarıdır.


               İzmir ve Muğla Büyükşehir Belediyelerinin, Cemevlerine İbadethane Statüsü kazandırmaları, siyasi iktidarlara ve diğer belediyelere örnek olmalıdır. Çünkü Milletimiz yüzyıllar boyunca, devlet yönetiminde,  laikliğin uygulama alanı bulamamasının, çok acılarını çekmiş ve zararlarını da görmüştür.


            Dünyamızda,  ırk, renk ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın, yeryüzünde yaşayan, tüm insanların, hatta tüm canlıların, yüce yaratanın tecellisi olarak görülmesi, ilkesinden hareketle, tüm yaratılmışların, aynı kutsal değerde olduğunu savunan, ince tasavvuf anlayışında, yaşamın anlamı; kâinatla beraber, tüm canlılar, Tanrı’nın özünden yaratılmıştır. 


           Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, Laik ve demokratik bir ülkedir.  Anayasa mahkemesinin kararında belirtildiği gibi, herkes dinini seçmekte ve inançlarını açığa vurabilmekte, tanınmış olan din ve vicdan özgürlüğünün sınırları içinde, serbest olmak zorundadır.  Çünkü Türkiye,  laik ve demokratik, bir ülke olarak, çağdaş uygarlığın, eksiksiz parçası olduğu sürece, hem kendi içinde, barışa ulaşabilecek, hem de dünya barışına, öncülük de edebilecektir.