23 Ocak 2020 Perşembe 2029 Okunma

TÜRK MİLLETİ ESARET ALTINDA YAŞAYAMAZ

 


             Eskişehir Azerbaycanlılar ve Eskişehir Kızılema Turan derneklerinin, düzenlediği, "20 Ocak 1990 YANVAR KATLİAMI KARA OCAK” etkinliğinde, Azerbeycan Dernek Başkan Yardımcısı, Sayın Sirac Yaguboğlu' ve Kızıl Elma Dernek Başkanı  Sayın Ahmet Hızlan,  “Yanvar Katliamı” , Azerbaycan ve Türk toplumu üzerindeki, görüşleri aktardılar.


             SSCB Yüksek Sovyeti Prezidyumu’nun,  15 Ocak 1990 tarihli,“Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi ve bazı bölgelerde olağanüstü hal ilan etme” kararı, özellikle de bu kararın 7. Maddesinde, Azerbaycan SSC Yüksek Sovyet’ine uygulamanın kapsamını, Bakü ve Gence illerine genişletme önerisinde bulunması, Azerbaycan halkı tarafından tepkiyle karşılanmıştı


           Ayrıca 1990 yılının başlarında, Ermenilerin, artan toprak taleplerine ve  Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek isteyen, binlerce Azerbaycanlı, Bakü'nün  Azadlık Meydanı'na, akın etti ve uzun süreli mitingler yaptılar.


            Mitingleri, dağıtmak amacıyla, Sovyet tankları, 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece, binlerce Sovyet askeri motorize birliklerle beraber, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye girerek, Azerbaycan Türklerinin, bağımsızlık isteklerini engellemek istedi.


                Sovyet askerleri, o gün hareket eden,her şeye ateş etmiş, hatta ışığı yanan binalar dahi ateş altına alındı. Nitekim ölenlerin, bir kısmı o gün evinde, olan sivil vatandaşlardı. Sabaha kadar süren, bu vahşi katliam sayesinde, kadın, çocuk, yaşlı sivil vatandaşlardan resmi açıklamalara göre, 133 kişi öldü, 611 kişi yaralandı, 841 kişi gözaltına alındı ve 5 kişi kayboldu.


              O gece, hareket eden her hedefe, ateş eden Sovyet askerleri, genç, yaşlı, kadın, çocuk, sivil demeden yüzlerce Azerbaycan Türkünü şehit etmişti. Ancak ne tanklar ne de Kızıl Ordu, Azerbaycan halkının bağımsızlık ateşini söndüremedi.


                Diğer yandan Ermenilerin, bu ülke içerisinde yaşayan Azerbaycan Türklerinin evlerini, yurtlarını işgal ederek, tarihi yurtlarından sürmeleri, Dağlık Karabağ, başta olmak üzere, Azerbaycan topraklarına saldırmaları ve bunun karşısında, Moskova’nın sadece olayları seyretmesi, Azerbaycan içerisinde, hem bağımsızlık isteklerini daha da kamçılamış, hem de siyaset sahnesinin, kızışmasına vesile olmuştu.


             Azerbaycan’da, yaşanan 20 Ocak Katliamı karşısında, Türk toplumunu adeta galeyana gelmiş ve İstanbul’dan Iğdır’a, Diyarbakır’dan, Ankara’ya, ülkenin her yerinden, Azerbaycan’a destek mitingleri yapılarak, Sovyet rejiminin bu insanlık dışı zulmü kınanmıştır


                Ayrıca Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Rahmetli Alparslan Türkeş, Azerbaycan’ da yaşananlara tepki gösterdi. Nitekim Türkeş Kırşehir’de partisinin 71 il ve ilçe örgütü temsilcileri ile belediye başkanları ve MKYK üyelerinin katıldığı genişletilmiş istişare toplantısında “Azeri sorunu Türkiye’nin sorunudur. Türkiye tavrını açıkça ortaya koymalıdır” demiştir.


               İstanbul’daki gösterileri, organize eden ve Sovyetler Birliği’nin, Taksim’deki Başkonsolosluğu’nun önünde, mitinge gelenlere hitaben bir konuşma yapan TÜRKSAM’ın Kurucu Başkanı ve 24. Dönem Iğdır Milletvekili Sayın Dr. Sinan Oğan Sovyetler Birliği’nin, Bakü’de yaptığı katliamı sert bir şekilde kınamış, Türkiye’yi, bu katliamı durdurmak amacıyla daha aktif hareket etmeye çağırmıştır. 


               20 Ocak 1990 tarihinde, Sovyet tankları, Bakü tarihin, en büyük vahşetlerinden birisine gerçekleştirsede, Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık ateşini söndürememiştir. Türk Dünyasının,, kara günlerden biri olarak hatırlanan, 20 Ocak 1990 tarihi, aynı zamanda büyük bir direnişin de gerçekleştiği gün olmuştur.


                Etkinlikte,  Göktürk Kitâbeleri'nin (M.S. 735) sonunda, Bilge Kağan  'Türk-Oğuz beğleri, milletim, işitin! Üstte mavi gök çökmedikçe, alta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir... Ey Türk! Titre ve kendine dön!...' sözşerini de hatırladık.


             Yine Türk toplumları, Rahmetli Turgut ÖZAKMAN’ nın, "DİRLİĞİN, BİRLİĞİN, DİLİN, BENLİĞİN, TARİHİN, YURDUN, ADIN, BİR KEZ DAHA GİDERSE, BİR DAHA HİÇ GERİ DÖMEZ…" uyarısını da dikkate almalıdır.


              İnşallah! Azerbeycan’ ın ikinci Cuhurbaşkanı Rahmetli Ebulfez Elçibey’ in, , “ Ey Ulu Allah’ ım, Türklüğümü, benen esirgeme,  nanıyorum ki  garptan Şarka kadar, büyük ve medeni,  bir Türk Dünyası oluşacaktır”  sözleri de  gerçek olacaktır.


             Dünyadaki Türk toplumu,, Türk Devletlerini, ortadan kaldıran, büyük hataları görüp, taşa kazıyan ve bu günkü nesilleri de uyaran, Büyük Türk Hükümdarı,  BİLGE KAĞAN, 13 asır evvel, söylediği  “ Ey Türk! Titre ve kendine dön!...” sözünü, dikkate almalı, gereğini de yapmalıdır.


             Ayrıca Büyük Önder ATATÜRK’ ün,”Ben her şeyden önce,  bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi, dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı, bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.” Sözleri  her Türk’ e, rehber olmalıdır.


              Ne Mutlu Türküm Diyene!





.