1 Nisan 2020 Çarşamba 810 Okunma

BEŞİKTEN MEZARA KADAR BİLİM…



          Diyanet İşleri Başkanlığı, öğrencilere ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında yer alan,. “Eğitim seviyesi, yükseldikçe dinden uzaklaşıldığını savunan kitapta, “Seküler alanlarda, yüksek tahsil yapmanın, dini inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir” denildi.


           Ayrıca çarpıcı ifadelerin, yer aldığı kitapta, üniversiteli olmayan gençlerin, üniversitelilere kıyasla, daha düzenli ibadet ettiği belirtildi. Üniversite öğrencilerinin diğerlerine oranla, yüzde 8 daha az ibadet ettiğini öne sürülen kitapta, “Tahsil ile dindarlık arasında, ters yönlü bir ilişkiden bahsedilebilir. Seküler alanlarda, yüksek tahsil yapmanın, genel anlamda dindarlık, özelde, dini inanç ve ibadetler üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.


             Oysa eğitim seviyesi yükseldikçe, insanlar, dinden uzaklaşmıyor. Bilakis,  yüksek tahsil yapana insanlarımız,  Kuran’ daki  “EY AKIL SAHİPLERİ AKLEDİN! AKLINIZI KULLANIN!” buyruğunun gereğini yapıyorlar.


            Nitekim aklını kullanan, islam bilim insanlarımız sayesinde, İslam'ın,  altın çağı, ya da İslam Rönesansı olarak adlandırılan, 8. yüzyıl'dan, 13. yüzyıl'a, hatta 14. ve 15. yüzyıllara kadar uzanan, İslâm dünyasının, yükselişini ifâde eden dönemdir.


          Bu dönemde, Müslüman  bilim  insanları, mühendisler, bilginler, tüccarlar; sanata, tarıma, ekonomiye, sanayiye, hukuka, edebiyata, gemiciliğe, felsefeye ve tabii ki bilim ve teknolojiye büyük katkı vermiştir.            


           Akıl ayetlerini, inkâr eden, ya da görmezden gelen biri, Allah’ın indirdiği ve evrende yarattığı ayetleri anlayamaz. Hikmetlerini de kavrayamaz.
            Ayrıca Resulullah da ilme, eğitime, büyük önem vermiştir. Kur’an-ı kerimin, birçok yerinde ilmi emretmekte, ilim adamlarını övmektedir. Kuran-ı kerim’de, mealen, ”Bilen ile bilmeyen hiç bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.” buyurulmaktadır.


             Peygamber efendimizin, ilmi öven ve teşvik buyuran sözleri, o kadar çoktur ve meşhurdur ki, gayrimüslimler dahi,  bunları bilmektedir.


             Nitekim Peygamber efendimiz, İlim ile ilgili buyurdu ki: “”İlim, Çinde de olsa alınız!”,”BEŞİKTEN MEZARA KADAR BİLİM ÖĞRENİNİZ,  ÇALIŞINIZ“,”Yarın ölecekmiş gibi ahırete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!” buyurmuştur.


              Elbette islam ülkelerinin, bilim den uzaklaştığını gündeme getiren insanlarımızda mevcuttur. Nitekim Nobel ödülü olan Sayın Prof. Dr. Sancar, Eğitim ve bilim alanında Amerika ve Avrupa düzeyine geçmemiz, gerektiğine dikkat çektikten sonra, ““Bilime yönelmemiz lazım, insanlık bilim birikimine katılmamız lazım, niye yapmıyoruz, sadece Türkiye'de değil, bütün İslam dünyası, son 500 yıldır bilime katkı yapmış değildir, bu bir gerçektir.” Sözler ile bir gerçeği kamuoyu ile paylaştı.


            Bir okuyuucmuzun göndediği,   Pakistanlı Araştırmacı Yazar, Sayın  Dr. Faruk Saleem’n kaleme aldığı” Müslümanlar, Yahudilerden neden geri kaldığı ?” başlıklı yazısından, bazı bölümlerini, okuyucularımızla da paylaşmak isterim..


             Sayın Dr. Faruk Saleem,” Dünyada, 1 Musevi’ye karşın, 100 Müslüman var. İyi ama Yahudiler, Müslümanlardan niçin 100 kat daha güçlü ve daha zengin ve daha eğitimli ve daha mucitler?   Son 100 yıl içinde Yahudiler sadece bilimsel alanda 104 Nobel ödülü kazanırken, 1.4 milyar Müslüman neden yalnızca 3 Nobel kazandı. Yahudiler niçin bu kadar yaratıcı ve neden bu kadar güçlüler?


            Sayın Dr. Faruk Saleem,  bu Sorusuna,“ Her çocuğa ve her gence kaliteli eğitim verirler. Bu eğitim türü sorgulayıcı (teslimiyetçi değil), araştırıcı (ezberci değil) ve yaratıcıdır (bilgi üretmek/bulmak içindir) cevabını veriyor..


             Sayın Dr. Saleem,  “Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?sorusuna ise “ “Yanlış eğitim verdikleri ve gelişime yararı olmayan birer eğitim sistemi uyguladıkları için (Büyük oranda din eksenli, sorgusuz, araştırmasız, ezberci ve dayatmacı eğitim)diyerek” cevap veriyor.


               Yine Sayın Dr Saleem’ göre,   “Bunun kanıtı ise ileri teknoloji ihracat rakamlarında saklıdır. Pakistan’ın, ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran % 1’dir. Suudi Arabistan, Kuveyt, Fas ve Cezayir’in ise % 0,3’tür. Hristiyan Singapur’da bu oran % 58′dir.     


            İlginçtir, Müslüman 57 ülkenin, gayri safi milli hâsılalarının toplam 2 trilyon doların altındadır. Buna karşın, 310 milyonluk ABD tek başına 12 trilyon dolar değerinde, mal ve hizmet üretmekte; Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3,8 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır “


              Sayın Dr. Saleem, İslam dünyasının, geri kalmasının, en önemli nedenlerinin yazısının sonun da “ Eğitim yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek; kaliteli ve çağdaş eğitim yoksunluğu. Çok kesin biçimde söylersek; akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitim.” olarak paylaşmıştır.
               Batı âleminin, Orta Çağ dediği bir dönemde, İslam dünyası bilimin ve teknolojin, aydınlığında yaşıyordu. Müslüman bilim adamları ve filozoflar, bu sahalardaki baş döndürücü çalışmalarıyla, birçok yeni keşf ve buluşa imza atmışlardı.


           Batı ülkeleri,  modern bilim ve teknoloji;  gelişimini,  İslam bilim ve medeniyetine borçlu iken,  İslam dünyası ise eğitim alanındaki yanlışlıkları ile de bedelini, bilim, teknoloji ve ekonomik alanında, çok ağır bir şekilde ödemişler ve ödemeye de devam etmektedirler. 


             Hal böyle iken,  eğitim düzeyinin, yükselmesine karşı çıkmak, islamiyet’e, islam dünyası ve ülkemize, yapılacak, en büyük yanlışlıktır.  Çünkü ülkemizin ve İslam aleminin, 11. Yüzyıldaki seviyesine ve çağdaş uygarlık imkanlarına ulaşması, ancak yüksek tahsil yapan ve eğitim düzeyi,  artan bireylerle eşdeğerdir.