28 Mayıs 2020 Perşembe 2134 Okunma

AF ADALETLİ VE EŞİT OLMALI

 


            Çağdaş hukukta ve anayasamızda, “herkes, dil, irk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle, ayırım gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir’ O nedenle de adalet adına verilen hükümlerde, özelliklede af yasalarında, bu ilkelerin gözetilmesi bir zorunluluktur.


             Ne var ki geçmişte olduğu gibi,  bugünde ülkemizde mahkemlerin, verdiği bazı kararlar ve TBMM’ nin çıkardığı, af yasaları, hep tartışma konusu oldu, pek çok kesimlerden tepki de gördü.


              Nitekim Rahmetli Rahşan Ecevit Affı olarak,  literatürde yer alan,4616 sayılı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsıyordu. Yasa çıktıktan sonra ilk planda cezaevlerindeki 23 bini aşkın tutuklu ve hükümlü aftan yararlanarak tahliye oldu


          Daha sonra, Anayasa Mahkemesi'nin, verdiği iptal kararlarıyla, yasanın kapsamının genişlemesi sonucu cezaevinden tahliye olanların sayısı 45 bini buldu. Ancak affın sonuçları bununla sınırlı kalmadı.'Rahşan affı' uzun süre tartışma konusu olmuştur. Rahmetli Rahşan Ecevit, daha sonra "Ben affı garibanlar için istedim, katiller yararlandı." demiştir.


            Bugün de Corona Virüsü(Covid19) bahane edilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kabul edilen İnfaz düzenlemesini içeren, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.


             TBMM'de kabul edilen yasa ile; yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlüler, 31 Mayıs 2020'ye kadar izinli sayılacak. Salgının devam etmesi halinde, bu süre 2 aylık sürelerle 3 kez uzatılabilecek.


         Ancak TBMM Genel Kurulu’ nun, kabul edilen yeni af için bazı kesimler,  sert eleştirilerde bulundu. Özellikle ağır suçluları işleyen, bazı hükümlülerin salınmasına olanak sağlayan aftan, özellikle de gazeteciler gibi, düşünce suçluları gibi, hafif suçluluların faydalanamayacak olması, eleştirileri de beraberinde getirdi.


              Barolara göre de kamuoyuyla paylaşılan, infaz yasasında, değişikliği öngören yasa teklifi,  incelendiğinde; düzenlemeyle sadece bazı suçlar kapsamında, infazda indirim yapılmayacağı, infaz yasasında, esaslı birtakım değişikliklere de gidildiği görülmektedir..


            Yine Baroların, tespit ettiği gibi, ülkemizde, cezaevleri mevcut olağan kapasitelerinin, çok üzerinde bir doluluk vardır.  Cezaevinde bulunan, yaklaşık 300 bin kişi ile ülkemiz, Avrupa ülkeleri arasında, Rusya’dan, sonra ikinci sırada yer almaktadır.  Bu nedenle de düzenlemenin, bir gerekçesi olarak da, cezaevlerinin salgın hastalık, yani corona virüs,  riski altında, olan alanların, başında gösterilmektedir.


                Aslında Barolar, cezaevlerinden, erken tahliyeye itiraz etmiyorlar.  Çünkü Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, üye devletlere ‘cezaevlerindeki insan sayısını azaltmaları için, acil harekete geçme’ konusunda, çağrıda bulundu.


            CPT ve BM insan hakları komserliği, “ hükümetler,  her zamankinden çok daha fazla, yasal bir temel olmadan hapsedilen, siyasi mahkumlar ve sadece eleştirel, ya da muhalif görüşler ifade ettikleri için, hapsedilenler dahil her kişiyi serbest bırakmalıdır.’ şeklinde tavsiyede de bulunmuştur.


            Bu tavsiyeler doğrultusunda, Covid-19 salgınının görüldüğü, birçok ülkede hükümetler, cezaevlerinde ayırımsız tahliyeler başlatmıştır.


              Ülkemizde, hukukcular da orta kanı, sağlık kaynaklı, bir durumda, ayrım yapılması, doğru ve adil olmayacaktır. Bazı suçtan mahkum olanlara, siz cezaevinde kalın, hayati tehlikeniz sürsün; denilmesi anlamına gelir ki, bu durum sosyal ve demokratik hukuk devletinde,  kabul edilemez.


            Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), , “Yasa ile gazeteci, aydın, avukat, insan hakları savunucusu, sendikacı, siyasetçiler tutuklu dahi olsalar ‘ölsün’ler denilerek, kapsam dışı bırakıldı. Cinayet, kadına yönelik şiddet, kadına ve çocuğa tecavüz, hırsızlık, uyuşturucu imal etmek ve ticaretini yapmak gibi, suçlardan hüküm giyen 90 bin mahkumun, salıverilmesinin önü açıldı.” görüşündedir.


            Korona Virüs salgını, nedeniyle cezaevlerini boşaltma gerekçesiyle, gündeme getirilen, ancak cinsel suç işleyenler, kadınlara şiddet uygulayanlar, çocukları istismar edenlerin de cezaevinden çıkabilmesine, olanak tanıyan  infaz yasasına, kadınlardan da büyük tepki geldi.


        CHP, Af Yasası'nda,  kapsamının genişlemesi istemiş, özellikle düşünce suçu açısından, gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler ve sanatçıları kapsam dışı tutulması eleştirilmiş, Af Yasası,     CHP tarafından, Anayasa Mahkemesine (AYM) götürüldü. Usul yönünden iptal talebi ile yapılan bu başvuru, AYM tarafından kabul edildi,


          CHP, bu kez de esastan, itirazda bulunacak. Eğer Anayasa Mahkemesi usulden ya da esastan itirazı yerinde bulursa, CHP affı, yürürlüğe girecek ve böylece cezaevlerinden, yeni tahliyeler başlayacak.


            Elbette cezaevlerinde bulunan, 300 bin yurttaşın, can güvenliği, devletin sorumluluğu altındadır. Ancak Anayasa ve yasalarla, güvence altına alınan, eşitlik ilkesi gereğince, infaz yasasında, bir ayrıma gidilmeden, kanun önünde eşitliğin sağlanması, hukukcuların, olduğu kadar, toplumun da ortak talebiydi ama beklenen olmadı.