7 Temmuz 2020 Salı 905 Okunma

LAİKLİK VE LAİK EĞİTİM

 


               Bir okuyucumuz,”  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, çocuklara ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında, laiklik karşıtı propaganda yapıldığı, halde yazınızda, bu konudan bahsetmemeniz dİkkatimizi çekti.” diyerek, bu konuda bazı açıklamalarda bulundu.


           Elbette ülkemizde, Laik eğitim karşıtı,  söylem ve uygulamlar var. Nitekim Diyanet İşleri Başkanı, Sayın Mehmet Görmez’ in,  gazetecilere yaptığı açıklamada, medreselere yasallık kazandırılması önerisi getirdiğini belirterek,  “Medreseler, legal olmalı, bir kısmını, Kuran kursu yaparak legalleştirdik.” sözleri, tepki almıştı.


          Diyanet İşleri Başkanının, bu sözlerine, Eğitim-İş Genel Başkanı Sayın Veli Demir, Görmez, “Medreseleri, tekrar eğitimin gündemine taşımaya çalışması,  Cumhuriyetin kurucu iradesine indirilecek, bir darbe olacaktır.” diyerek tepki göstermişti.


           Hatta Eğitim-İş’in de içinde bulunduğu,  41 demokratik kitle örgütü,  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Laik  Eğitime müdahalelerini ve medreselere, yasal statü kazandırılması girişimlerini, Diyanet İşleri Başkanlığı önünde protesto edilmişti,


             Diyanet İşleri Başkanlığı'nın,  bu girişimi, öteden beri Anayasa'nın 174. Maddesi ile koruma altına alınan, aralarında Tevhid-i Tedrisat Yasası'nın da bulunduğu, “Devrim Kanunları”nı, Anayasa'dan çıkarmayı amaçlayan kesimlerin,  amacını gerçekleştirmesine yardımcı olacak niteliktedir. Ancak bu tür girişiler, anayasaya aykırıdır.


            Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” Hükmü, yer alır.


             Laik eğitim,  ülkelerin kalkınması,  devletlerin geleceği, toplumların birliği ve beraberliği ve çağdaş eğitimin de gereğidir. Ülkelerde, barışın da teminatıdır.


            Türkiye’de, laiklik, diğer batı ülkelerinden farklı olarak, devlet ve toplum hayatında çok derin etkiler yapmıştır. Çünkü Atatürk’ ün, düşündüğü laiklik, toplumu, yabancı kültür sistemlerinin, baskısından kurtarmayı ve milli bir toplum içinde, özgür bireyi amaçlıyordu. Bu aynı zamanda, din ve vicdan özgürlüğünün de teminatı olmuştur.


                Ayrıca 1982 Anayasımızın 24. Maddesinde :  "Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de ols,  din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz" hükmü yer alıyor.
                Laik eğitim, İslam dinini yüceltir. Nitekim İslâm dini, eşitlik prensibini kabul etmiştir. Ve insanların, hiçbir sınıfına, bir imtiyaz tanımamış, tersine hukuk nazannda Müslümanları, eşit yapmıştır ve neseb, ırk ve dili, insanlar arasında, herhangi bir ayırım sebebi kabul etmemiştir.


                 Peygamber de (ASM)  "Arabın, arab olmayana, beyazın, siyaha üstünlüğü, takva dışında, yoktur." buyurmuştur.


          Ayrıca Peygamberimiz (ASM : "İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittirler."buyurmuştur.


          İslâm Hukuku insanlara eşitlik sağlayan, bütün haklan kabulde, ilk İslâm toplumu, çeşitli kavim, renk ve dillerden insanların katılmasiyle meydana gelmiş olmasına rağmen, yarı halindeydi. İslâm dini, onları bir araya toplamı ve onlardan, fertler arasında tefrika ve imtiyaz tanımayan mütekâmil bir İslâm topluluğu meydana getirmiştir. 


           Laik eğitim, dinsizlik eğitimi değildir. Çünkü laiklik, doğrudan doğruya inançlara ve onların varlığına dayalı bir kavramdır. Bu nedenledir ki, laik eğitimin dinsizliğe, ateizme davetiye çıkaracağını savunanlar, toplumsal yaşamın tüm alanlarında, dini kuralların egemen olmasını isteyen, farklı inanç ve düşüncelerin yaşamasına tahammül edemeyenlerdir


                 Ancak Türk toplumu, hem Müslüman, hem Atatürkçü, hem de laik kalacaktır. Ülkemiz insanı, bu üç unsurda uzlaşarak, huzuru, barışı, refahı  her alanda kalkınmayı da yakalayacaktır.


                Ayrıca Lâiklik dinsizlik, din düşmanlığı, dine baskı, dine saygısızlık değildir ve bu anlamlarda yorumlanamaz; tam tersine, lâiklik, dinin, her türlü çıkar hesaplarından uzak tutulması, siyasete âlet edilmemesini sağlar.. Demokrasinin, vazgeçilmezi, sosyal barışın ön koşulu, bütün inançlara saygının güvencesidir . laiklik; ayrıştırıcı değil, içerdiği hoşgörüyle birleştiricidir.


                Liklik, devlette, eğitimde ve ülkemizde, birlik ve beraberliği sağlar. Çünkü Türkiye’de yaşayan topluluklar arasında, İslam dinine ve İslam dininin çeşitli mezheplerine, mensup olanların yanında, çeşitli din ve inançlara da sahip olanlarda bulunmaktadır.    


             Nitekim ülkemizde,  Hıristiyanlar (Rum Ortodoks, Ermeni Apostolik, Süryani, Keldani), Yahudiler, Yezidiler gibi değişik inançta insanlarımız da vardır.


               Laikliğin olmadığı, hiçbir ülkede, ne huzur ve istikrar, ne bilim, ne özgürlük ve demokrasi, ne de çağdaş bir uygarlık olur. Çünkü laik toplum, bütün dinlere ve inançlara, saygı gösterir, Eğitim de Laiklik ise her alanda, kalkınmanın, ön koşuldur               


                Nitekim Pakistanlı Araştırmacı yazar, Sayın Dr. Faruk Saleem, “İslam ülklerinin, güçsüzlüğü, eğitim yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek; kaliteli ve çağdaş eğitim yoksunluğu. Çok kesin biçimde, söylersek; akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitidir.” demiştir.