5 Ağustos 2020 Çarşamba 522 Okunma

ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞULMAZ

 


         Bayram ziyaretlerin de bir okuyucumuz,”  Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen, Genelkurmay Başkanlarında, Rahmetli İsmail Hakkı Karadayı'nın, vefatı sonrası, sosyal medya hesabından, bir din adamına yakışmayan,  “Ey Mevta” adlı bir şiir yayınlaması, emekli TSK mensubu olarak, bizleri üzdü.” sözlerinden sonra, bazı açıklamalarda da bulundu.


.         Diyanet İşleri Başkan Yardımcıs, Burhan İşliyen, Ey Mevta Şirindeki,“Ne kadar büyüktü, dindara kinin. Hacıya, hocaya uzardı dilin. Konuşsana mevtâ, bitti mi pilin? Oksijen tüpleri yok tabutların, söyle de bir nefes versin putların dizeleri, paylaşmıştı.


              Oysa Yüce dinimiz, “Ölen biri hakkında, dini inancı, ne olursa olsun, her yerde, her zaman ve herkes için, geçerli olan, “ölen, ya hayırla anılacak, ya iyiliği konuşulacak, ya da ebediyen susulacaktır.” Allah’a ve Ahirete, imanı olanın, başka bir söylem ve eylem içinde olması mümkün değildir .” buyurmuştur.


             Yine Allah Elçisi, bunun gerekçesini ve doğuracağı sonucu da, ““ Sakın ölenlerin ardından ve hakkında kötü şeyler konuşmayınız. Çünkü ölen biri hakkında, kötü şeyler konuşmak, diriyi rahatsız eder; yaşayanları üzer; ölüye de konuşulan hiçbir şey ulaşmaz buyurmuştur.


              Dinimizin ölülerle ilgili, bakışı ortada iken.,  TSK’ ya, ömrünü veren, başarılı bir meslek hayatı da olan Rahmetli İsmail KARADAYI,  hakkında,  Diyanet, Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen’ in,  bir din adamına da yakışmayan sözlerinin, ne mazereti ne de kabul edilir bir tarafı vardır.


               Çünkü ölen insanları eleştirmek, ülkeye bir yarar getirmez.  Hele eleştirilen TSK mensubu ise bu ülkemizin teminatı olan TSK’ ya, zarar verir. O nedenle de ölen insanlarımızı, eleştirmek yerine, yanlışlarından ibret, doğrularından da örnek alınmalıdır.


,              TSK’ ya, yapılan bu tür eleştiriler ve hatalara rağmen, yıllardır, yapılan tüm anketlerde, Türk halkı, özellikle de gençlerin, en çok güvendiği kurum Türk Ordusu olmuştur. Siyasiler ve siyasi iktidarlar, aynı duyarlılığı göstermeli, TSK’ yı, siyaset üstü tutmalıdır.


               Nitekim Büyük Önder Atatürk, “ Bir ordunun cevheri ne olursa olsun, siyasete karışırsa, birlikte hareket ve savaşma kabiliyetini kaybeder. Ve vatanın müdafaa gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun karışmadan önceki disiplini ve savaşma kabiliyetini,  yeniden kazanabilmesi için çok zaman ister. “ diyerek, TSK’ nın, siyaset dışı kalması gerektiğini söylemiştir.


                   Türk Milleti, Atatürk’ün bu vasiyetine uyarak, yıllardır, Türk Silahlı Kuvvetlerini, siyaset dışı tutmuş, kışlaya da siyaseti sokmamıştır. Bu güne kadar da, Cumhuriyetimizin, temel politikası ve ilkelerden biri olmuştur.


               Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri, milli varlığımızın, en temel kurumlarından biri olup, ulusal güvenliğimizin de yegâne teminatıdır. Bu özelliğiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, her türlü siyasi mülahazanın dışında ve üstünde tutulması gerekir.


               Rahmetli İsmail KARADAYI,1977 yılında,  tuğgeneral rütbesine terfi etti. Sırasıyla Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Başkanlığı ve Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı görevlerini yaptı. 1981'de ise tümgeneral rütbesine terfi etti.


               Tümgeneral olarak, Kıbrıs'ta iki yıl Tümen Komutanlığı görevini yaptıktan sonra Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığı'na atandı. 1985 yılında, korgeneral rütbesine terfi etti ve bu rütbede, iki yıl Kolordu Komutanı olarak görev yaptı.


           1989 yılına kadar, korgeneral olarak iki yıl, 30 Ağustos 1989 tarihinde orgeneral rütbesine terfi etmesinden sonra, 1 Ocak 1991 tarihine kadar Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevini yürüttü. 1991 yılında 1. Ordu Komutanlığı'na atandı. 30 Ağustos 1993 tarihinden itibaren, bir yıl süreyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı yaptı.
            Rahmetli İsmail Hakkı Karadayı, 30 Ağustos 1994 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı. 30 Ağustos 1998 tarihinde, yaş haddinden emekli olmuştu.


            Ayrıca Türkler, doğuştan askerdir. Türk askeri cesur, fedakâr ve itaatkârdır. Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin, temeli düzenli bir askeri teşkilata dayanmıştır. Askerlik, Türk insanı için, kutsal ve milli bir görev olmuştur. 


              Türk toplumunu da, bugünlere iki unsur taşımıştır. Biri “ASKER”, diğeri ise “ÇİFTÇİ” dir. Nitekim Büyük Önder Atatürk, “ İyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktu. İyi asker yetiştirdik; çünkü o topraklara göz diken düşmanlar fazladır.” demiştir.


              TSK, hiyerarşisi ile de örnek bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Aynı zamanda TSK, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletin de teminatıdır.   


             Türk halkı, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve cumhuriyet değerlerine, sahip çıkmak zorundadır. Çünkü , ülkemizi, ayakta tutacak olan üç temel güç,. Güçlü ekonomi,  güçlü  demokrasi, özellikle de güçlü  Türk  silahlı kuvvetleridir.  


             Türk halkı, TSK’ yı, etkisiz hale getirmek isteyen kesimlere karşı, tavır almalı, üzerine düşen görevleri de eksiksiz yapmalıdır. Çünkü demokrasi ile yönetilen toplumlarda, çözüm, seçmenin elindedir.


              Ayrıca TSK’nın, kurumsal kimliği, her şeyin üzerinde tutulması gerekiyor. TSK’ ya, sadece komuta kademesi ve TSK mensupları değil, Türk halkı da sahip çıkmalıdır Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri, asırlardır da Türk toplumunun, teminatı oldu. Gelecekte de teminatı olacaktır.