16 Eylül 2020 Çarşamba 781 Okunma

TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN

 


              Günyüzü, Polatlı ve Haymana ilçelerinde, etkili olan kum fırtınası, hayatı felç etti. Ev ve iş yerlerinin çatıları uçtu, bazı ağaçlar devrildi. Fırtına nedeniyle, şehir merkezinde elektrikler kesildi. Şehir merkezindeki, bazı esnaf ise kum fırtınası nedeniyle iş yerleri zarar görmemesi için kepenk kapattı.


               Cep telefonlarıyla kaydedilen, kum fırtınasını insanlarımız, sosyal medyadan paylaşımda bulunarak, ilk defa böyle bir şey yaşadıklarını dile getirirken, pekçok yorumda da bulundularHatta Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Şırnak, Siirt, Mardin, Antalya, Manisa, Aydın ve Balıkkesir için de hassas toz fırtınası uyarısında bulundu.


             Dikkat ettik. Ne medaya, ne de ilgiller, kum fırtınası nedeniye gelecekte Türkiye’de, oluşacak, çöl tehlikesinden, hiç söz edilmediler. Oysa NASA'nın, yaptığı araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde, Türkiye'nin, büyük bir bölümü 2040 yılında çöl olacak.
           Aslında yıllardır,
Türkiye çöl oluyor’ diyerek yola çıktıklarını hatırlatan


 Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfı Başkanı Rahmetli Hayrettin KARACA, ciddi şekilde, yıllardır, küresel ısınma ve erozyon ve sonuçları hakkında, hem ilgilileri ve halkımızı, uyardı ama yeteri kadar dikkate alınmadı.


              Rahmetli KARACA,  Erozyonla Mücadele Haftası etkinlikleri çerçevesinde İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde, TEMA ve İTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü tarafından, “Erozyon ve Sedimentasyon Araştırmalarında Sezyum-137 ve Kurşun-210 Ölçümlerinin Uygulanması” konulu seminerde ise ”Biz, ‘Türkiye çöl oluyor’ diye yola çıktık. Şimdi anlıyoruz ki, Türkiye çöl olmuş” demişti. 


             Ayrıca o seminerde, Rahmetli KARACA, bir araştırmaya göre, Türkiye’de erozyonla 1 milyar 200 milyon ton toprağın kaybedildiğinin. Türkiye’de, tarım alanlarının dörtte birinin işlemeye uygun olmadığını, ancak yanlış işlemenin de erozyona neden olabildiğini belirttikten sonra da ,” Türkiye’de, halen erozyona karşı, hiçbir önlem alınmadan, tarımsal faaliyetlerin devam ettiğini söylemişti


              Yine o seminerde, İTÜ Rektörü, Sayın Prof. Dr. Gülsün Sağlamer de, toprak, su ve havanın, insanlar için, en önemli hayat kaynağı olduğunu belirterek, insanların, doğayı sorumsuzca kullanmaları sonucunda, tüm bunların yok olmaya yüz tuttuğunu kaydetti.
               Yine Sayın Prof. Dr. Sağlamer, doğal kaynakları yok ederek, elde edilen ekonomilerin anlamsız olduğunu vurgulayarak, “Toprağın olmadığı, suyun kullanılmadığı, havanın solunamadığı, bir dünyada paranın ne önemi olacaktır?” diye konuşmuştu.


              Ankara Ticaret Odası’nın hazırladığı, "Küresel Isınma kıskacında Türkiye" raporuna göre de Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri açısından, "risk grubundaki ülkeler" arasında yer alıyor. Türkiye’de kuraklaşma, seller hızla artıyor, içme suları ise azalıyor. Son 70 yılda, 70 istasyonda kaydedilen sıcaklık verilerine göre, Türkiye'nin, yıllık ortalama sıcaklıkları artma eğiliminde.
                   Öte yandan Bilim adamlarına göre, küresel ısınma önlenemediği taktirde, Türkiye, 100 yıl içinde, Kuzey Afrika’ya dönecek. Yağışlar azalacak, başta GAP bölgesi olmak üzere, tüm nehirlerin taşıdığı su miktarı düşecektir.


           Küresel ısınma, Akdeniz yerine, Karadeniz’i öne çıkaracak. Kar yağışı, giderek azalacak. Hatta kış mevsimi, ortadan kalkacak. İklim değişiklikleri, göçlere neden olacaktır. Türkiye'de, yaşayanlar, kuzeye yerleşmeye çalışacak. Araştırmalara göre, 2030’da Türkiye’nin, büyük bir kısmı oldukça kuru ve sıcak, bir iklimin etkisine girecek, sıcaklıklar 2-3 derece artacaktır.


           Son 40 yıl ele alındığında, 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı
çeşitli nedenlerle yok oldu. Bazıları da sinek üreten bataklık olduğu gerekçesiyle kurutuldu, bazıları da besleyen kaynaklarının üzerine, baraj ve gölet kurulması nedeniyle kurudu, birçoğu da tarımsal sulamaya esir düşerek, haritadan silindi
.
              Grow Fide Üretim ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Sayın Dr. Hasan Ünal, Türk tarımını bekleyen, en büyük tehlikenin, küresel iklim değişikliği ve kuraklık olduğunu vurguladıktan sonra, “ Konya ilinde, yağış son 3 yılın ortalamasında, 285 milimetreye düştü, çöl iklimi yağış sınırı olan, 250 milimetreye yaklaştı. Çünkü dünyada metrekareye, 250 milimetrenin altında düşen yağış, o bölgenin, çöl olduğunu gösteriyor.” dedi.


           Türkiye'de, son 40 yılda, Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin, en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün, 25 katı oranında, sulak alan yok olurken, kara yüzeyinin yüzde 90'ında, çeşitli şiddetlerde, erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor


             Kaybedilen sulak alanlar ve verimli topraklar, ekonomik açıdan, büyük çapta zarara yol açarken, geri kazanımları, kolay olmuyor. Çünkü Sulak alanları, geri kazanmak, kuruyan gölleri, eski haline getirmek için, yüzlerce yıl gerekiyor.