3 Aralık 2020 Perşembe 1683 Okunma

İŞSİZLİĞİN SORUMLUSU İŞSİZLER DEĞİL

           Kendisine gelen iş taleplerinden yakınan, Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediyesi, kayyumu Münir Karaloğlu, "... İş talep edene 'Ne iş yaparsın' diye soruyorum, 'Her işi yaparım' diyor. Her işi yapan adam, hiçbir işi yapamaz. O zaman mesele işsizlik değil; mesele mesleksizliktir, mesele iş beğenmezliktir" dedi.


              AK Parti Milletvekili Sayın Ahmet Sorgun ise  "... Türkiye’de,  bir kriz yok. Tarihin, en yüksek konut alımını yaptık. Sıfır araç alımı için, 3 ay 6 ay sonrasına vatandaşa gün veriliyor dedikte sonra “  Diyarbakır Valisi Karaloğlu’nun, “Mesele işsizlik değil, iş beğenmemezliktir” çıkışına destek veren Sorgun, kendilerine 'yandım, bittim, işsizim, açım' diye gelenler olduğunu, iş beğenmediklerini öne sürdü.


             Oysa işsizlikte, sorumlu olan, işsiz insanlarımız değil, siyasi iktidarlar, devleti yönetenler ve şirketlerdir. Çünkü ülkemizde,  ne devletin, ne de sanayi, ticaret, hizmet gibi, alanda faaliyet gösteren,  şirketlerin, stratejik işgücü planlaması vardır.


             Devleti ve işletmelerin, planları ve gelecek hedefleri doğrultusunda, iş gücünün organize edilmesi, son derecede öneme sahiptir. Nitekim ABD ve Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerde, her alanda, stratejik iş gücü planlaması, etkin şekilde yapılmaktadır.


            Yine bu ülkelerde, meslek liseleri, özel sektör tarafından açılmaktadır. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, Sayın Ziya SELÇUK, "Almanya’da, mesleki ve teknik okulların, yüzde 80’i, özel sektörün desteklediği okullardır. Bizde bu oran, yüzde 4 civarında" demişti.


            Ayrıca Almanya’da, meslek eğitimi, toplumdaki sosyal, ekonomik gelişmelerin sonucu düzenlenmiştir. 19.yüzyılın başında, Almanya’nın eyaletlerinde meslek okulları açılmış, meslek eğitimindeki ikili (Dual) sistem 1897 yılında çıkarılan bir yasa ile kurumsallaştırılmışır.


             1969 yılında, yürürlüğe giren, Meslek Eğitim Yasası ile bugünkü meslek eğitim sistemi oluşturulmuş, devletin, işverenin ve işçinin görev ve sorumlulukları belirlenmiştir.
             Alman eğitim sistemi ve meslekî eğitimin, iyi organize edilmesi sayesinde, bütün orta öğretim gençliğini, üniversitelerin önüne yığmamakta, sanâyi ve işletmelerin, muhtaç olduğu vasıflı işgücünü yetiştirmektedir.


 İ             Almanya,  bu Staratejik iş gücü planlaması ve meslek eğitimi ile 83,02 milyon insanına iş bulurken, Almanya'da çalışan ve yaşayan yabancıların sayısı 2019'da, yeni bir rekorla 11 milyon 140 bin kişiye ulaştı. 2011'de bu sayı, 6 milyon 930 bin civarındaydı.


            Bizdeki firmalarda, iş gücü planlaması, genellikle işe alım ve yeteneklerin yönetilmesi olarak yapılırken, global şirketlerde, işgücü planlaması, daha stratejik olarak yönetilmektedir.


            İnsangücü planlaması,  ülkeler için, doğru sayıda insanın, doğru meslek çeşitliliğinde, doğru niteliklerle, doğru yerde bulundurulmasıdır. Yaklaşımın özünde, işgücü piyasasına, dâhil olan bireylerin, cinsiyet, meslek dalı, eğitim düzeyi temellerinde gruplandırılması yer alır.


             Ayrıca İnsangücü planlanmasının çıktısı olan veriler, eğitim planlaması için, özellikle yükseköğretimde, hatta meslek lislerinde,  okul, bölüm ve kontenjan hesaplamalarına kaynak oluşturur.


              Belirlenen ekonomik hedeflere ulaşabilmek için, hangi mesleklerde, hangi özelliklerde ne kadar insangücüne ihtiyaç bulunduğunun hesaplanması “insangücü planlaması”; yapılan bu planlara göre, eğitim sisteminin gerekli nitelik ve niceliği üretebilmek için verilen hedefler dâhilinde planlanması da “eğitim planlaması” adını alır.


            Ancak eğitim planlaması sadece çalışabilir nüfus göz önüne alınarak yapılmaz. Her eğitim kademesi için, ihtiyaç duyan nüfus temel alınarak planlama yapılır.


              Ülkelerin siyasi, jeolojik ve demografik özellikleri birbirinden farklı olduğundan dolayı, her ülke için tek tip bir insangücü planlaması önerilemez.


              Bu nedenle öncelikle ülkelerin mevcut durumlarını doğru biçimde değerlendirmesi ve belirlemesi, sonrasında işsizlikle ilgili plan ve politika oluşturulmalıdır.


             Ülkemizde, Siyasi iktidarlar, devlette görevli yöneticiler, şirketler, işletmeler stratejik iş gücü planlaması yapmadıkları gibi, işsizlikten, işsiz insanlarımızı,  sorumlu tutmaktadır.      


           Oysa Türk ekonomisinin, uluslararası arenada rekabet gücüne kavuşması ve işsizliğin çözümü, yatırım,  üretim ve istihdam politikalarının, sağlıklı bir şekilde oluşturulmasına bağlıdır.


               Ayrıca ülkemizde, kurumlara, ait meslek liseleri ve diğer meslek okullarının, büyük bölümü kapatılırken, İmam Hatip Liselerinin, sayıları artırılıyor.  Nitekim Milli Eğitim Bakalığı, sadece, İstanbul’daki 60 meslek lisesini, Anadolu lisesine dönüştürdü. MEB,  gerekçe olarak da   “LGS adaylarının, adrese dayalı sistemle, yerleşeceği yeterli sayıda Anadolu lisesi olmayışını gösterdi.


              Kapatılan meslek okullarındaki, Bilişim Teknolojileri, Elektrik-Elektronik, Muhasebe-Finansman, Çocuk Gelişimi, Güzellik ve Bakım, Sağlık Meslek” gibi bölümlerde kapatılmış oldu..


             Bu alanlarda, görev yapan öğretmenlere de gidebilecekleri başka bir okul sunulmaması ise yeni bir mağduriyet yaratıldı.


           Türkiye, belirlenen ekonomik hedeflere ulaşabilmek için, stratejik işgücü planlanması, yapılmalı, hangi mesleklerde, hangi özelliklerde, ne kadar insangücüne ihtiyaç bulunduğu hesaplamalı ve ona göre de üniversiteler ve meslek okullarında, kontenjan belirlenmelidir.


          Ayrıca eğitim sisteminin, gerekli nitelik ve niceliği üretebilmesi için de belirlenen hedefler doğrultusunda,  yıllara göre,  stratejik işgücü planlanması yapılmalı, mesleki okulların  sayısı artırılnalı, Almanya da olduğu gibi, mesleki tüm çalışmalar kurumlaştırılmalıdır.


             Çünkü çağımızda, beyin gücü, ülkelerin, işletmelerin ve şirketlerin de en önemli zenginliğidir.