4 Mart 2021 Perşembe 1074 Okunma

DEPREM İHMAL EDİLEMEZ



             Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,  Sivrihisar Meslek Yüksek Okulu İnşaat Teknolojisi Bölümü öğretim görevlisi,  Sayın Ersin Güler ile Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi,  Sayın Doç. Dr. Mehmet Canbaz, Eskişehir’in, Sivrihisar İlçesi’nde bulunan 170 yapıyı,  deprem hasarı riski yönünden inceledi.


              Yapılan incelemede, İlçe merkezinin, kentsel dönüşüm ile eski binalarının yenilenmediği, yaş olarak eski binaların çokluğunun, depremde genel hasar riskini arttırmaktadır.  Taşıyıcısı duvar olan yapılarda, 3 ve üzeri gibi yüksek kat sayısı özellikle depremde hasar riskini arttırmaktadır.


              Eskişehir’ de, depremle ilgili önlemler, İlçelerde de alınmalı, kentsel dönüşüm ilçelerde dahil edilerek, bir an önce hayata geçirilmelidir. 


              Çünkü Anadolu Üniversitesi (AÜ) Uydu ve Uzay Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Can Ayday, hazırladıkları istatistiklere göre 2030 yılına kadar, 6.4 büyüklüğünde deprem bekledikleri Eskişehir'de, zemin etüt çalışmaları, baz alınarak inşaatların yapılmasının, hayati öneme sahip olduğunu söyledi.


               Yaklaşık, 100 yıllık bilgileri dikkate alarak, Eskişehir'de meydana gelen ve etkilediği düşünülen, 16 bin veriyi incelediklerini, buna göre bir istatistik çıkardıklarını anlatan Prof. Dr. Ayday,: “Bu veriler ışığında meydana gelebilecek depremleri büyüklüklerine göre sıraladığımızda, 6.4 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığı yüksek çıkıyor.” Dedi           


             Eskişehir’ in,  aktif Eskişehir fayının yanı sıra, Kuzey Anadolu fayının üreteceği depremlerden de etkilenme riskinin bulunduğunu vurgulayan, Prof. Dr. Ayday, “Kuzey Anadolu fayı, doğudan, Bolu, Düzce, Adapazarı'na, oradan körfeze doğru gelen bir fay. Bu fay çizgi gibi gelmiyor. Ağacın dalları gibi bazı yerlerde ikiye, üçe ayrılıyor.


              Bu fayın, Eskişehir'in, kuzeyinde iki kolu var. Kuzey Anadolu fayının güney kolu Geyve'den, Taraklı'dan geçiyor. Burası da Eskişehir'e kuş uçuşu 60-70 kilometre. Burada olacak depremlerden de Eskişehir'in etkilenme olasılığı yüksek.


              İncelemler sonucu, Eskişehir'de yaklaşık 2030 yılına kadar 6.4 büyüklüğünde bir depremin olma ihtimali yüksek. Aktif olduğu bilinen ve kentin güneyinden geçen Eskişehir fay hattının, bu büyüklükte deprem üreteceği vurgulandı


             Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nün, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) iş birliğiyle 2013 yılından beri yürüttüğü çalışmada, Eskişehir Fay Zonu'nun hala aktif olduğu ve 7'nin üzerinde deprem üretme potansiyelinin bulunduğu tespit edildi.


                 17 Ağustos 1999 tarihinde, Marmara Bölgesi'nde meydana gelen ve 17 bin kişinin ölümüne neden olan 7.4 büyüklüğündeki depremden sonra da ülke genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de depremle ilgili önlemler, sürekli gündemde oldu. Ancak bir müddet sonra unutuldu.


                Oysa depreme, hazırlıklı olma kavramı, sürekli, kalıcı ve çok geniş kapsamlıdır; bireyden devlete kadar çeşitli kurum ve kuruluşların görev ve sorumluluklarını içerir; geniş bir alanda uzman katkısı gerektirir.


              Depreme, hazırlıklı olmanın reçete niteliğinde, basit bir çözümü de yoktur. Ancak deprem öncesi çalışmalar zamanında, yerinde, yeterli, sürekli ve bilimsel temele dayalı olarak doğru ve iyi yapılırsa, deprem sonrası çalışmalar da, o denli az olur ve depremin yıkıcı etkisi en aza indirgenir.              


             17 Ağustos depreminden sonra, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilere mensup milletvekilleri, deprem felaketiyle ilgili alınan ve alınması gereken tedbirler konusunda, meclis araştırması açılması için önerge verdiler.


             Önerge de ”afet riski yüksek olan bölgelerden başlamak üzere, mevcut yapı ve altyapıların afetler olmadan önce güçlendirilmesi ve yenilenmesi çalışmalarına kamu binalarından başlayarak, önem ve öncelik verilmeli ve bu amaç için yeterli iç ve dış kaynaklar bulunarak, özel bir uygulama projesi hazırlanmalıdır. “ ifadeler yer almıştı.    


           Bugüne kadar bu ifadeler, ne ülke bazında, ne de Eskişehir’de, hayata geçirildi.


           Eskişehir’ de, kentsel dönüşüm düşünülen, ilk alan olan Gündoğdu Mahallesi, İkinci alan ise şehrin merkezindeki Porsuk Çayı kenarındaki, Mustafa Kemal Paşa, İhsaniye, Hacıalibey, Yeni, Işıklar, Mamure, Deliklitaş ve Kurtuluş’ dur.


              Büyükşehir Belediyesi, sadece Porsuk çayı kenarını, Afet Riskli alan ilan etmek istedi. Dönemin Çevre il Müdürü buna itiraz etti ve 8 mahallenin, bazılarının tamamı bazılarının da bir kısmı Afet riskli alan içine alındı.


         Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı olan A.Ü. Öğretim Üyesi Can Ayday, A.Ü. adına Eskişehir’in, deprem durumunu belirlemek için, bir araştırma yaptı.  Aynı dönemde Büyükşehir Belediyesi’nini hazırladığı, Porsuk Çayı’nın sıvılaştırdığı alanlar,  yeniden ele alınarak, dönüşüm projesi bakanlığa sunuldu.


             Bakanlık, 1 ay sonunda projeyi, Bakanlar Kurulu Kararı ile onayladı ve gerekli uygulama projesinin yaptırılma yetkisini Mayıs 2013’de Anakent Belediyesine verdi.


           Büyükşehir belediyesi, uygulama projesi için, Türkiye’nin, en deneyimli ve tecrübeli üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, talepte bulundu. Yapılan anlaşma üzerine, üniversite bölgenin, jeolojik etüdünü de yaptı. Ve 3 yıl süren, bir ekip çalışması ile proje hazırladı.


               Bu süre içerisinde bölgedeki hak sahiplerinin tespiti, gayrimenkullerin değerlendirilmesi, halihazır haritaların üretilmesi, mevcut durumun anilizi, 1/5000’lik, 1/1000’lik ve 1/500’lük plan ve projeler tamamlandı ama bakanlık sürekli revizyonistedi.


               Oysa depremle ilgili önlemler, ihmal edilmeyecek ve zamana da bırakılmayacak  kadar önemlidir. Çünkü söz konusu olan, can ve mal kaybıdır.