12 Şubat 2019 Salı 454 Okunma

BÜYÜKERŞEN MARKASIYLA YARIŞMAK!

 


 


Başkan Büyükerşen yine kasketi ile sahada.


Her seçim öncesi olduğu gibi, bu seçimde de yine şehrin pek çok yerine uğruyor.


Gittiği yerin çokta önemi yok!


İster kırsalda bir ilçenin bir kahvehanesi olsun;


İsten şehrin ortasındaki bir dernek lokali…


İster çiftçilerin çalıştığı tarla;


İster entelektüel sohbetlerin yapıldığı bir mekan…


Değişen hiçbir şey yok…


“Her yer de Büyükerşen’e karşı gösterilen büyük bir sevgi var.”


Büyükerşen’i karşısında gören hemen sarılıyor telefonuna…


Derdi bir kare fotoğraf alabilmek!


Hoca’nın anlatacakları, söyleyeceklerinden daha önemli, Hoca’nın bir kare resmini çekebilmek!


Ya da Hoca ile birlikte çekilecek bir fotoğraf, oradaki herkes için çok değerli.


+++


Bu görüntüleri Büyükerşen’in neredeyse tüm çalışmalarında görüyoruz.


Bunun sebebini söylemeye gerek yok elbette.


Büyükerşen isminin sadece Eskişehir’de değil…


Türkiye’de önemli bir marka oluşudur.


Sadece Eskişehir’in değil;


Pek çok şehrin kendi kentinin başında görmek istediği kişi olmasından dolayıdır.


Ve hatta ülkedeki milyonlarca kişinin Cumhurbaşkanlığı için bile yakıştırdığı ve ciddiyetle istediği önemli bir simadır.


+++


Bu nedenle…


Büyükerşen’e karşı yarış içerinde olanlar, sadece Büyükerşen’in belediyecilik çalışmaları ile değil;


Aynı zamanda tüm ülkeye yayılmış marka ismi ile de mücadele etmek zorunda kalıyor.


Ve bu mücadele zaten, öne geçmeye de hiçbir seçimde yetmiyor!


 


SONRA BAŞKANLAR PARTİYE KARIŞMASIN DİYORLAR!


 


Son günlerde mevcut başkanları ilginç bir seçim PR’ı yaparken görüyoruz.


Bunun en çarpıcı örnekleri sosyal medyada…


Büyükerşen, Kazım Kurt ve Ahmet Ataç’ın tweetlerini paylaşıyor.


Kurt, Ataç ise, Büyükerşen’in söylemlerini…


Ataç, Büyükerşen ve Kurt’un seçime dair tanıtımlarını takipçileri ile paylaşıyor.


Yani, başkanlar arasında çok önemli bir dayanışmaya şahit oluyoruz son günlerde.


+++


Söylemek istediğimiz yaptıkları seçim çalışması tarzı ile ilgili değil!


CHP’li kimlikleri ile bu başarıyı sağlayabilmelerini anlatabilmektir…


Bir tarafta CHP seçime 5 kala hala parti içi mücadele ile uğraşırken;


Diğer tarafta, CHP’li başkanlar, onca dedikodu ve söylentiye rağmen birlikte seçim mücadelesi veriyor.


Sonra “Başkanlar bu partiyi dizayn edemez, partiyle ilgili karar alamaz” diye eleştiriyorlar.


İyi de üç başkanı çıkar geriye ne kalır ki?


Birbiri ile kavga edip duran bir CHP!


Dahası, şehirde belki de bir daha esamesi bile okunmayacak bir parti…