19 Kasım 2019 Salı 434 Okunma

HALKTAN KOPUK HALKÇI PARTİLER!



Eskişehir siyasetinin ısınan konusu kongreler.
Şu günlerde hem Ak Parti, hem de CHP’yi bu yönde bir heyecan sarmış durumda.
Enteresan ki, birbirinden çok farklı her iki partideki bu süreci konuşurken, her ikisini de birbirinden ayıramıyoruz.
+++
Anlatalım…
CHP’de delege seçimleri çok daha sarsıntılı geçtiği için, daha çok CHP’yi konuşuyoruz.
Partide tarafların parti teşkilatlarında söz sahibi olmak için verdikleri mücadele hep çetin olmuştur.
Öyle görünüyor ki mevcut seçimlerde de durum değişmemiş gibi.
Öyle ki;
Partinin vekilinden, parti meclisi üyelerine, hatta il başkanına kadar kimse delege seçtirilmiyor.
Üyeler üzerinde söz sahibi olan isimler, delege seçimlerinde istedikleri isimleri genel kurul sürecine taşımayı başarıyorlar.
+++
Pekiyi, genel kurullarda seçtirilen delegelerin seçeceği yönetimler ne olacak?
Şu bir gerçek ki;
Hakiki CHP tabanının seçtiği isimler olmadığı için halktan kopuk bir seviyede olacaklar.
Daha çok iş yapmaktan ziyade, yönlendirilen yönetimler olacaklar.
Bu da seçilecek olan yönetimlerin sosyal medya yöneticiliğinden öte gidemeyeceğini gösteriyor.
Yani ziyaretler, toplantılar falan gibi etkinliklerin paylaşılması dışında şehir ve ülke siyasetinde çokta etki yaratamayacak yönetimler olacaklar.
Bunu şimdiden rahatça görebiliyoruz…
+++
Ak Parti cenahına dönelim…
Yıl sonu itibariyle delegelerini belirlemek üzere sandığa gidecek Ak Parti.
Parti’nin CHP’den farklı olarak, delege seçimlerine çokça müdahale eden parti içi gruplar yok.
Daha doğrusu, parti içi gruplar var ama yapacakları herhangi bir parti içi yarışta kendilerinin diskalifiye olacağını iyi biliyorlar.
Çünkü parti genel merkezi bu tür yarışlar içerisine girenlere çokta iyi gözle bakmıyor.
Parti disiplinini anında çalıştırıp, genel merkez kararlarına karşı olanları partiden çıkarabiliyor.
+++
Yani;
Ak Parti’de de, tıpkı CHP’de olduğu gibi, gücü yetenin istediği kişiler teşkilatlara başkan olacak.
CHP’de bu güç delege seçimleri ile ortaya çıkıyor.
Ak Parti’de ise aynı güç, kongrelerin bir hafta öncesi kendisini gösteriyor.
Genel Merkez kimlerin teşkilatın başında olmasını istiyorsa, o isimler kongrelere tek liste olarak giriyor.
Karşı liste çıkarmak ise siyaseten bitmek anlamına geliyor.
Yani;
Ak Parti’de de seçilecek olan yönetimler, tabanın istediği isimler olmayacak.
Hele hele Eskişehir gibi bir şehirde, tabandan uzak, halktan kopuk yönetimler mevcut başarısız ortamı daha da pekiştirecek.
+++
Ak Parti için ayrıca bir parantez açmak gerekiyor bu noktada.
Erdoğan’ın daha önce işaret ettiği büyük yenilenmeyi konuşmadan olmaz.
Parti liderinin yenilenme dediği elbette yine genel merkezin işaret edeceği bir isimle olacak.
Yani sistemde bir değişiklik yok.
Konuşulması gereken yenilenme adı altında Eskişehir’in başına getirilecek olan isimlerin şehirde yaratacağı etki olmalı.
Hele ki, son dönemlerde ortaya konulan yanlış seçimler yine devam ederse;
Bir sonraki seçimler, CHP’li üç başkanın şehri istediği gibi dizayn etmesini daha da kolaylaştıracak.
+++
Konuyu dağıtmayalım…
“Halkın temsilcisiyiz” diyen iki büyük parti de, kendi yönetimlerini belirlerken bile halktan çok uzak bir siyaset yürütüyorlar.
Halkın içinde olmadığı siyasi yönetimler ise çok farklı politik düşünceler içerisine girmeye başlıyorlar.
Yani;
Ak Parti bugün “Nasıl toparlanırız” diye düşünüyorsa;
CHP’de “Nasıl ederiz de iktidara geliriz” diye dertleniyorsa önce aynaya bakmalılar.
Halkı içine almadıkları takdirde, halkın yeni partilere olan beklentileri hep devam edecek, yeni partiler geldikçe de her iki parti mevcut konumlarında çokta rahat olamayacaktır.