26 Ocak 2020 Pazar 536 Okunma

SAHİ NEDİR ESKİŞEHİR’İN DEPREM DURUMU?

 


 


Elazığ Depremi, bir kez daha hatırlattı o gerçeği…


“Depremle yaşamayı öğreneceksiniz”


+++


Neredeyse her on yılda bir büyük bir sarsıntıyla gözümüze sokulan bu gerçeğe rağmen galiba çokta ileri doğru adım atamadık.


Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu bile bile, yapı envanterini gözden geçiremedik.


Bu ülke herşeye ve herkese para harcadı da;


Bir tek bu işe gereken bütçeyi ayıramadı.


Belki de kaderiyata bırakıldı.


“Ne zaman, ne şekilde ve nerede olacağı belli olmayan bir şeye bunca para harcamayalım” mantığı ağır bastı veyahut…


+++


Neyse…


Ülke meselelerine dair çokça konuşmuyoruz.


Bu konunun Eskişehir özeliyle ilgiliyiz.


Malum…


Eskişehir’de deprem kuşağında olan bir şehir!


Geçmişinde yıkıcı olarak kabul edilen büyüklükte depremler yaşamış.


Ve dahası…


Aynı büyüklekte depremlerin olacağını da Eskişehirli bilim adamları söylüyor.


“Gözümüzün içine baka baka hemde!”


+++


Yani Eskişehir depremi “geliyorum” diyor…


Elbette tek duamız küçük ölçekli ve hasar üretmeyecek bir kırılma…


Tabiki bunu şansa bırakamayız.


En üst seviyede hazırlık yapmalıyız.


Öyleyse Eskişehir de artık bu işle ciddi bir şekilde ilgilenmeye başlasa iyi olacak!


+++


Biliyoruz ki afet yönetimi ile ilgili zaman zaman toplantılar yapılıyor.


Kentin konuyla ilgili idarecileri bir araya gelip konuşuyor.


Ve biliyoruz ki, şehrin depremselliğine karşı da bir planlar hazırlanıyor.


Fakat;


Halk olarak ne bu toplantıların ne içeriğinden bilgimiz var;


Ne de deprem sonrasında neler yapabileceğimize ilişkin bir fikrimiz…


+++


O halde, şehri yönetenler sadece kendi aralarında fısıldaşmalar yerine;


Artık kağıt kalemi alıp halkın karşısına çıkmalıdırlar.


Eskişehir için beklenen en büşük deprem büyüklüğü ne kadar?


Mevcut yapı stoku beklenen bu depremi ne denli kaldıracak?


Şehrin depreme karşı yetersiz kaç binası var?


Olası yıkıcı bir sarsıntıdan Eskişehir ne kadar zarar görecek?”


Öncelikle bu soruları yanıtlamalılar.


Ardından da, herkesin bu işe daha hazırlıklı olmasını sağlayacak söylemleri ortaya koymalılar.


En azından şu sorular artık yanıt bulmalı;


“Bu kentin bir deprem senaryosu var mı?


Varsa o senaryo neleri içeriyor?


Kimlere hangi görevler düşüyor?


Vatandaşlar olası bir sarsıntı sonrası ne yapacak?


Nereye gidip, nerede buluşup, kimlere sığınacak?


İletişim ve ulaşım hangi arterlerden, kanallardan nasıl sağlanacak?


Ve son soru da şu;


Tüm bu soruları yantlayacak bu şehirde bir yetkili var mı?