27 Mayıs 2020 Çarşamba 387 Okunma

“İNSANLIKTAN DEĞİL, İNSANLARDAN UZAK!”

 


 


 


 


Korana tüm dünyayı hala etkisinde tutuyor.


 


Öyle görünüyor ki, bundan sonraki süreçte de hayatımızın gündemindeki ilk sırasını koruyacak!


 


“Koronalı günler çok daha uzayacak!”


 


Ve şu da bir gerçek ki;


 


Artık “Normale dönüyoruz” dediğimiz hiçbir zaman dilimi, korona öncesindeki gibi olmayacak.


 


+++


 


Bunu defalarca söyledik, defalarca anlattık.


 


“Yeni dönemde korona ile yaşamayı öğrenmeliyiz” dedik.


 


Ancak…


 


“Koronayla yaşamaya başlayalı neredeyse üç ay oldu ama biz o üç ay öncesinden hala kurtulamadık!”


 


Ülke olarak maalesef ki hala aynı şeyleri döndürüp dolaştırıp tartışmaya devam ediyoruz.


 


Varsa yoksa “bu virüs nereden çıktı, nasıl geldi, nasıl dağıldı?” tahminleri.


 


“Virüs nasıl bulaşıyor, bulaştığında hangi etkileri yapıyor?” uyarıları.


 


Virüsün yayılmaması için öğütler.


 


Hastanelerin virüse karşı yeterli olup olmadığı;


 


Sağlık sisteminin bu hastalığa karşı ne denli hazır olduğu tartışmaları!


 


Elbette neredeyse her ortamda “Aşı ne zaman bulanacak?” soruları.


 


Ve maalesef en kronik rahatsızlığımızla, yani tüm bu cevapları bile siyasi görüşlerimize uygun olarak arıyor oluşumuz…


 


+++


 


İşte bu sorular bundan tam üç ay önce soruldu.


 


Ve üç ay öncede tüm bunların yanıtları, sadece birkaç hafta içerisinde verildi!


 


Televizyonlardaki pek çok programda;


 


Bilim adamları, yaptıkları onlarca açıklamada;


 


Ülkemizin sağlık sisteminin başında olan yetkililer de defalarca bu soruları cevapladılar.


 


Hatta öyle ki, bu sorulara yanıt verecek derecede kendimizi uzmanlaşmış görüyoruz.


 


Neredeyse bilimsel bir makale yazacak kadar bu konulardan haberdar olduk.


 


Toplum olarak gerçekten de bu noktadayız.


 


Koronanın nasıl bir virüs olduğundan, yayılımına, etkilerine ve tedavi yöntemlerine kadar bilmediğimiz hiçbir şey kalmadı.


 


+++


 


Bizim konumuz ise, aradan geçen onca zamana rağmen, tartışmalarımızın hiç ama hiç değişmemiş oluşuyla ilgili…


 


O günden bu yana her mecrada hep aynı söylemlerle karşı karşıyayız.


 


Bu nedenle, hem basında, hem sosyal medyada artık kimsenin dikkatini korona gündemi çekmiyor.


 


Herkese klişeleşmiş cümlelerden ibaret bu gündemden adeta gına geldi.


 


Çünkü ülke olarak farklı tek bir konuyu bile konuşmadık, konuşmuyoruz.


 


Bazı ülkeler çoktan yeni dönemi yaladı yuttu ve hatta yaşamaya başladı.


 


Kontrollü yeni sosyal hayatlarına ilk adımlarını attı.


 


Bundan sonra nasıl yaşanacağına dair toplumlarını eğitti.


 


Bu konuda herkesi neredeyse tek tek bilinçlendirdiler ve yeni toplum düzeninin her türlü alt yapısını vatandaşları için hazırladılar.


 


Çünkü gördüler ki, süreç bizim takıldığımız yerde kaldıkça ekonomiler mahfoluyor.


 


İhtiyaçlar büyüyor, ödemeler, harcamalar katlanıyor ve bütçeler erimeye başlıyor.


 


Bu hem vatandaş, hem de devlet nezdinde kapanmayacak bir yaraya doğru hızla ilerliyor.


 


Yeni normal yaşama başlanılmaması, bu yaranın derinliğini de git gide artırıyor.


 


Bunu gördüler ve korona mücadelesini yeni normal hayata taşıdılar.


 


Artık bir taraftan normal yaşamı sürdürecekler, diğer taraftan korona tedbirlerine uyarak hayatlarını sürdürecekler.


 


+++


 


Geçtiğimiz günlerde Ak Partili Murat Özcan ile bu konuyu konuşuyoruz.


 


Ülke olarak bizim de yasaklara değil, yeni bir döneme ihtiyacımız olduğu yönünde fikrimizi söylüyoruz.


 


Aldığımız yanıt, bizi bu yazıyı yazmaya itti doğrusu.


 


Çünkü Murat Özcan öylesine bir cümle söyledi ki, galiba şu ana kadar yazdıklarımızı tek bir cümleyle özetledi.


 


Dediki Murat Özcan;


 


“İnsanlıktan değil, insanlardan uzak yaşayacağız”


 


Galiba bu sözün üzerine söylenecek hiçbir şey kalmadı.


 


İnsanız çünkü…


 


Çalışmaya ihtiyacımız var.


 


Para kazanmaya, beslenmeye, ihtiyaçlarımızı karşılamaya gereksinimimiz var.


 


Sosyal hayatın içerisinde olup, şehir hayatına karışma zorunluluğumuz var.


 


En önemlisi de;


 


Üretmenin adeta en zaruri olduğu şu zamanda, tezgâhımızın, dükkânımızın, masamızın, tarlamızın başında olma mecburiyetimiz var.


 


Yani insanca yaşamak zorundayız ve bunu insanlardan uzak kalarakta yapabiliriz.


 


Ve bunun için artık şu ezberlediğimiz korana hastalığı, yayılmaları, tedavileri falan gibi konuları artık bırakmalıyız.


 


Yeni dönemde, yeni normalde ve elbette yeni dünyada nasıl yaşamamız gerektiğini çok çabuk ve hızlı bir biçimde öğrenip ülke ve şehir olarak önümüze bakmalıyız...


 


“Eğer yeni düzene geç kalırsak, herşeye geç kalmış olacağız”