12 Temmuz 2020 Pazar 554 Okunma

BİRGÜN GELİŞMİŞ ÜLKE OLUR MUYUZ?

 


Doğu bloğu ülkelerinin yıllar önceki durumunu yansıtan bir fıkra bu…


Şöyle;


“Biri Polonyalı, birisi Çek iki köpek varmış.


Her ikisi de komşu ülkelere doğru yürümeye başlamış.


Tesadüf o ya, iki köpekte tam ülkelerinin sınırında buluşmuş.


Birlikte sohbete dalmışlar.
Polonyalı köpek, “Ben senin ülkene geçiyorum, çünkü karnım çok aç” demiş.


Çekoslavakyalı olanı, kendisinin de Polonya tarafına geçmek istediğini anlatmış.


Polonyalı olan şaşırmış elbette.


“Ülkende yiyecek çok fazla, neden bizim ülkemize gelmek istiyorsun ki?” diye sormuş.


Cevap hayli düşündürücü;


“Havlayabilmek istiyorum”


++++


Herkesin önceliği farklı olduğu için, insanlar beklentilerine göre yaşamaya çalışıyor.


Hatta bizim ülkemizde, beklentiler o kadar çok farklı ki kimin neyi istediğinden çok emin olamıyoruz.


Son günlerdeki gündem konularına bakın!


Kimisi Ayasofya’nın açıldığından son derece mutlu!


“Artık özgürüz” diyor bu işe sevinen kişi.


Haklı mı, elbette haklı.


+++


Bir diğeri de; “Ben aylardır işsizim. Üstelik iki üniversite bitirdim. Buna rağmen eve götürecek ekmeğim yok. Benim halim ortadayken, ülke neden başka gündemle meşgul oluyor?” diye soruyor.


Haksız mı?


O da sonuna kadar haklı…


+++


Kısacası…


Ülkede yaşayan hemen herkes haklı durumda…


Mesele ise, o haklı tepkileri dindirebilmekte.


Herkesin taleplerine ayrı ayrı yetişebilmekte!


Bunu başaran ülkeleri görüyorsunuz.


Hem özgürce konuşabiliyor, hem de ekonomik olarak kaygı yaşamıyorlar.


İşte biz bunlara “gelişmiş ülkeler” diyoruz.


Kendi ülkemizi hala ve hala “gelişmekte olan ülkeler” sınıfına koyuyoruz mecburen…


+++


Umarız tam olarak geliştiğimizi, biz görmesek bile bizden sonraki nesil görebilir.


Herkesin farklı farklı olan taleplerini bir bir yerine getirecek, liyakat sahibi idareciler bu işi başarır…