8 Ağustos 2020 Cumartesi 461 Okunma

İKİ FARKLI TÜRKİYE GÜNLERİ!

 


 


Döviz ve altın fiyatlarındaki artış durmadan devam ediyor.


Her ikisinin de artması genel ekonomi için büyük zarar teşkil ediyor.


Sonuçta ülkenizin parası gün geçitkçe değer yitiriyor, vatandaşın alım gücü de aynı oranda düşüyor.


+++


Sözünü ettiğimiz tablodan, elbette dar ve orta gelir grubu etkileniyor.


Asgari ücretle çalışan oranı, diğer ülkelerin misliyle fazla olduğu bir ülkede, kurlardaki bu dengesizlik büyük bir kesimi rahatsız ediyor.


Ayda 2300 Lira ve hatta son dönemde daha da aşağısını kazanan insanlar ne yapacaklarını tam anlamıyla kara kara düşünüyor.


Öyle ki;


Pazarda en ucuz meyvenin 10 Lira olduğu bir ortam var.


Markette temel ihtiyaç maddelerini dahi alsanız, poşetin dibi ancak 100 Lira ile dolmaya başlamış.


Diğer gereksinimlerinizi alsanız, faturaları ödeyecek para kalmıyor.


Hadi hepsini denkleştirdiniz, ev kirasından tutun, sağlık, eğitim ve benzer diğer giderleri nasıl karşılayacaksınız?


Hepsini bir ay içerisinde denkleştirmek tam bir ekonomi uzmanlığı gerektiriyor…


+++


İnanın bu durumda bir yığın insan var ülkemizde.


Ancak bunun tam tersi olarakta, işleri hayli düzgün giden farklı bir kesim daha var.


Neredeyse her koşulda kazanmaya, kazandıklarını da bir güzel yemeye devam ediyorlar.


Hatta ve hatta döviz ve altındaki bu tarihi değerler onların işine bile geliyor.


Çünkü birçoğunun banka hesaplarında tonla döviz var.


Yastık altlarında biriktirilen altınların da haddi hesabı yok.


+++


Bu pencereden bakarsak, ortaya iki farklı ekonomik tablo çıkıyor ülkemizde.


Bir tarafta, yükselen dolar ve çeyreğe elini bile sürümeyen ve tek derdi geçinmek olan büyük bir kesim;


Diğer tarafta döviz ve altını oyuncak gibi oynayan elit bir tabaka!


+++


Bunun böyle olduğunu sosyal medyadaki yorumlara bakarak çok daha iyi anlıyoruz.


Öğle yemeğini sadece bir poğaça ile geçirmek zorunda kalan öğrenciden, işsiz insanlara kadar bir grup, bugün olan bitene tam anlamıyla isyan ediyor.


Ülkenin yaşadığı söylenen gelişiminden kendilerinin de pay almasını istiyor.


Ülkenin bir köşesinde yaşanan lüks ve şatafatlı hayatın bir parçasının dahi kendileri için kâfi olacağını anlatıyor.


Adaletsiz gelir dağılımının son bulmasını, herkesin hak etttiğini kazanmasını diliyor.


Bu kesimden insanların isyanı, kurların tavan yapmasıyla zirveye çıkmış durumda.


Elbette hepsini tek tek okurken içimiz sızlıyor!


+++


Beri yandan, aile ekonomisine dair hiçbir kaygısı olmayan insanlar ise, meselenin sadece siyasetini yapıyor.


Ülkenin dış kaynaklı saldırı altında olduğunu ifade edip, bu günlerin geçici olduğunu belirtiyor.


Bu kişiler, yaşadıkları rahatlıktan dolayı, kendilerinin mevcut durumunu devam ettirmek için bu sözleriyle kendilerine diğer kesimden taraftar toplamayı bile başarıyor!


+++


Lafı uzatmayalım…


Ülke insanı adeta iki farklı ülke yaşıyor resmen.


Sözünü ettiğimiz gibi, bir taraf için son derece kötü giden bir tablo var;


Diğer tarafta ise, ekonominin sadece siyasi tarafını yorumlayan zengin bir kitle…


Anlayacağınız;


Ak Parti’nin ilk dönemlerinde daralan zengin-fakir makası, son dönemlerde tam tersine dönmüş durumda.


Makasın uçları her geçen gün açılıyor.


Açıldıkça sosyal anlamda tarafların birbirleri ile yaşadıkların gerilim daha da artıyor…