2 Mart 2021 Salı 500 Okunma

ESKİŞEHİR ÇOK DAHA FAZLA ÜRETEBİLİR!


Üretmeden kazanmaya çalışmanın sonu her zaman hezeyandır.
Ülkeler için de durum farksız elbette.
Tüketim ekonomisi ile bir yere kadar gidiyorsunuz.
Sonrasında patlamanız kaçınılmaz.
***
Türkiye’nin büyüme rakamları açıklandı.
Pandemiye rağmen bir büyüme yaşadık.
Böylesine bir ortamda kesinlikle kutlanacak bir başarı bu.
Dahası, bu başarının temelini oluşturan sanayi üretimleri konusunda bir başarı olduğu da çok açık!
Yani, Türkiye’nin eskiye göre daha çok ürettiğini söylersek doğru olur.
***

Bu tespiti yaparken, lafı kimse farklı yöne çekmesin.
“Yeterli bir üretimden” söz etmiyoruz çünkü.
“Biliyoruz ki, bu ülke topraklarından çok daha fazla üretim çıkabilir!”
Doğru planlama, doğru strateji, doğru pazarlar ve doğru endüstrilerle mevcudu çok daha yukarı taşıyabiliriz.
***

Eskişehir örneğin…
“Bugünkü kapasitesinin çok daha fazlasını yapabilecek bir potansiyele sahip bir kent!…”
Doğu Marmara grubunda yer alması, başlı başına bir avantaj.
Türk sanayisinin kalbinin attığı bölgede, elbette Eskişehir’in bugünkü üretim kapasitesini kabul edemeyiz.
Aynı grup içerisinde bulunan Sakarya ili, sadece Ocak ayında 21 bin otomobil üretmiş mesela.
Ülkenin büyüme rakamlarına direk etki eden bir veri bu.
Eskişehir ise Ocak’ta ancak 78 Milyon Dolarlık ihracat yapabilmiş.
***
Lafı dolandırmayacağım…
Söyleyeceğim şu;
“Eskişehir olarak, üretmek için hiçbir şeyden korkmayalm”
Eskişehir, tarımda da, sanayide de çok daha fazlasını yapabilir çünkü.
Yeter ki büyük kapasiteli üretimlerin önünü açacak adımları atalım.
Bunun yanı sıra, artık uzmanlaşılmış sektörler de ortaya çıkarılmalı…
“Yani her sektörden azar azar değil;
Sakarya gibi tek bir sektörden Milyarlarca Dolar ihracat!”
İşte o zaman ülkenin büyüme rakamlarına dimdirek katkı sunan bir Eskişehir yaratılır.
Ve Eskişehir bunu kesinlikle başarır.
Çünkü şehrimizde bunu yapacak yetişmiş insan, zekâ, kapasite, altyapı ve işgücü var.
Yeter ki kimse engel olmasın!


DEPREMİ UNUTTUK DEĞİL Mİ?


Son İzmir depremi canımızı yaktı.
Ülkede bir hafta boyunca yine deprem yayınları yapıldı.
Korkumuz çok daha arttı ve yeni depremler endişesi de yaşamaya başladık.
***
Ne var ki tüm bu kaygılar uzun sürmedi.
Aradan geçen bir hafta boyunca gündemde deprem diye bir şey kalmadı.
Hepimizde deprem gerçeğini yine unuttuk.
Ancak, pekte boşlanacak bir mesele değil bu.
Defalarca dile getiriyor, anlatıyoruz.
“Deprem unutmaya gelmez” diyoruz.
“O kendisini hatırlatmadan, tüm tedbsirleri eksiksiz almak lazım” diyoruz.
Ancak hepsi boşa gidiyor.
Ta ki büyük bir depremi tekrar yaşayıp, aynı kısır döngüye tekrar girene kadar…