11.05.2018 18:18:46 20254 Okunma

SA-Mİ-Mİ-YET?

 


Eskişehirspor Taraftarlar Birliği Adanaspor maçının ardından gönül verdiği kulüplerinin geleceği adına başkan Halil Ünal ve yönetimine bazı sorular sordu…


Aslında; son yılların en güzel fikir birliği içinde günü kurtaran icraatlar değil, geleceğe yönelik projeler görmek istediklerini belirttiler…


Çünkü onlarda her sezon aynı filmi izlemekten yoruldu.


Ve galiba tüm şehir bu gidişin sonu olmadığının geçte olsa farkına vardı…


***


Ardından Halil Ünal’ın basın toplantısını izledim.


Hüzün verici geldi bana.


Sallantıyı hissettim.


Ve çıkmaz sokağa gelişi.


Başarısızlığın klasik tercümesi; "Seviyordum öldürdüm!"


Görünen bir şey var...


Evet! Halil Ünal Eskişehirspor’u çok seviyor.


Ama kendisini Eskişehirspor’dan daha çok seviyor!


***


Sayın Başkan doğru konulara da değindi…


Ama gelinen son noktanın sorumluluğunu yine başkalarının üzerine yükledi. Üzerine düşnei yine almadı.


“Geçmişte yaptığım hataları şimdi pahalıya ödüyorum ve ödetiyorum” diyebilirdi mesela…


Ama O yine sıcak para girdisinin sağlanmaması halinde Eskişehirspor’un yeni sezona eksi puanla girebileceğinin altını çizdi. Ama kulübün neden bu hallere geldiği ve ne gibi çözümler üretebilecekleri üzerine tek kelam edemedi.


Tribünde ki taraftarın, sokakta gezen çocuğun dahi yıllardır bildiği para konusunu üstüne basa basa anlattı.


***


Düşündüm de Halil Ünal neden proje üretsin ki?


Şimdiye kadar onu bu konuda zorlayan oldu mu?


Nasılsa medyada kendisini sonuna kadar savunacaklar mevcuttu. Hatta Halil Ünal olmazsa kulübü kapatma noktasına kadar getirenleri gördük!


Eleştiriye tahammül edemeyenlerin, fırsattan istifade etmesini anlayabiliyorum. Tıpkı ahbap-çavuş-akraba ilişkisiyle kulübün içine sızdırdıklarını bildiğim gibi…


Böyle bir ortamda tabi biz değil, tabi onlar başkanlarını.


En büyük de hakları. 


Fakat ‘Kimi kime savunuyorsunuz’ desek! Var mıdır cevapları?


Yoksa Eskişehirspor’a ne olmuş; bu kişilerin umurunda mı?


***


Hafızamız bizi yanıltmadığına göre, bazıları 6 ay öncesine kadar alt yapıda ki oyuncuların antrenman sahasını dahi sorguluyor, sunulan imkanları ise eleştiriyordu.


Fakat bu kişileri Adana maçında forma giyen gençlerin ortaya koyduğu performansın her hangi bir değeri olmadığını söyleyebilecek duruma getiren neydi?


Yoksa bu tutarsız v çelişkili durum transfer yasağı kaldığında başkanlarının işine mi gelmezdi?


***


Yanlışlarını herkesten gizlediklerini zannedenler, kendilerini izleyen yanlışların kardeşi olurlar…


Halil Ünal ve medyadaki yol arkadaşlarının ilişkisinin tek açıklaması da budur…


Hatta biraz ileri gideyim; Eskişehirspor tarihinin en kötü başkanı olarak adlandırılan Mesut Hoşcan karşısında Halil Ünal’a iki seçim kaybettiren de bu düşünce sistemidir…


Yani başkan Ünal önce bu kişilerle yol ayrımına gitmelidir.


***


Yılmaz Vural’a gelirsek…


Kendisi Halil Ünal için aranan koşullara uygun bir teknik direktör olabilir.


Ama Eskişehirspor için asla.


Zaten Yılmaz hoca da şunun altını çizmiştir “Gelecek sezon şampiyonluğa oynayacak bir Eskişehirspor olursa seve seve çalışırım”


Buradan baktığınızda denklem çok basittir…


Sportif Direktör İzzet Erdoğan’a gelince ise; bu şehir ile gönül bağlarını kendisi kopartmıştır. Futbolcusu karşısında ağırlığı olmayan bir adama Eskişehirspor taraftarının saygı göstermesini beklemek zaten hayalcilik olur…


Taraftarın bu konuda ki duruşu ise her koşulda makuldur.


***


Hali Ünal bir de kendisine operasyon yapıldığını söyledi ve "dış güçlerden" bahsetmişti.


Sayın başkan hala anlamadı galiba…


Asıl mesele iç güçler!


Elmaya giren kurtlar!


Sürekli kendine yenilen, bir türlü kendini yenilemeyen kişilerin görev aldığı bir kulüpten bahsediyoruz.


Kendisi ile başlayan Mesut Hoşcan ile süre gelen yanlışların bedeli hala ödeniyor.


***


Eskişehirspor düşerse batar,  kulüp bilmem kaç yıl geriye gider naraları atanlar Eskişehirspor’u kaç yıl ileriye taşıdılar? Önce bunu sorgulasınlar…


Çünkü bu aşk hiçbir şeye benzemez.


Düşmek de kalmak da bu sevdaya dahildir.


Asıl önemli olan ise samimiyettir.


***


Transferi menajerlere bağlı yöneticilerin tekeline sokan düşünce göstermiştir ki.


Futbolun hücre dokusu bozuk…


O koltuğa oturan babasının çiftliğine çevirdi koca kulübü!


Zaten yakın geçmişe dahi bakarsanız Nebi Hatipoğlu’na kadar ki borç bellidir. Son 10 yıla bu kulübü kimlerin bu hale getirdiği de nettir…


***


Neyse sonunu bağlayalım.


Eleştiriden kimse korkmasın. Eleştirirken, yeter ki samimi olunsun. Bize en lazım olan olgu çünkü…


Sa-mi-mi-yet…


Ve eleştirirken de Eskişehirspor başkanı kim olursa olsun sövülmesin. Böylesine değerli bir hafta sonunun hatırına; anasını seven sövmesin.


Adam olan da buna izin vermesin!


Başka sözüm yoktur!