8.10.2018 17:39:39 5424 Okunma

ASIL SORGULANMASI GEREKENLER NEREDE?

Cuma akşamı beklediğimizin üzerinde bir rakip ve beklentilerin çok altında bir Eskişehirspor vardı sahada…


Maçın hikayesine aslında Hatayspor penceresinden de bakmak gerekirken, yine futbolcular üzerinden oluşan gündeme bakıyorum tebessüm ederek…


Oysa ki Eskişehirspor’u inanılmaz derecede iyi etüt etmiş ve taktik disipline 90 dakika bağlı kalan bir takım vardı karşımızda. Bizim yapamadıklarımızı kendileri açısından en değerli silaha dönüştürdüler. Hatta statta ki takım-taraftar bütünlüğünün oyunda hissedilmemesi, o duygunun zirveye çıkmaması adına topun dahi değerini bilen, sahayı genişliğine kullanarak Eskişehirspor’u koşturan ve ne yaptığının bilincinde bir Hatayspor izledik. İki bekimizin arkasında ki madeni önceden görüp değerlendirmeyi de bildiler.


***


Maç analizleri ne diyor bilmiyorum ama belki de en çok koştuğumuz ve en çok sahada bir şeyler yapmak istediğimiz maçta hiçbir şey yapamadık. Yenilen golleri ve kaybedilen bu maçı sadece deneyimsizlikle de açıklayamazsınız! Bunu yaparsanız kendinizi sorgulamanızın vakti gelmiş demektir.


***


Gerçek olan şu ki, Hatay bizden daha çok istedi, daha iyi organize oldu ve alanları iyi daraltarak Eskişehirspor’a nefes alma imkanı dahi vermedi. Orta sahada ki üstünlüğünü Talha’nın oyundan alınmasıyla iyice tescilleyen konuk ekip 3 puanı da 3 golle alıp gitti.


Ve Hatayspor Eskişehir’de şuana kadar izlediğimiz en kaliteli takım değildi belki ama en diri ekip oldukları kesindi. Tam bir teknik adam takımı olduklarını gösterdiler.


***


Aslında Cuma akşamından bu yana perde arkasında yaşananlar, konuşulanlar ve yazılanlar sonuçtan daha acı ve vahim.


İkiyüzlü bir futbol dünyasının içindeyiz. Öncelikle skora dayalı yapılan yorumların değerini koruduğu bu düzende gelecekle ilgili kaygılarımız asla bitmeyecek. Kültür gelişimine parmak oynatılmayan ama birilerinin parmağında oynattığı bu soysuz düzenin sonu olmadıkça Eskişehirspor’da hiçbir şey değişmeyecek…


***


En sevdiğim sözdür; ‘Gerçekleriyle yüzleşmeyenler, günahlarıyla sözleşir’


Eskişehirspor’un gerçekleri sezon başında ortaya saçılmıştı da Karabük, Balıkesir ve Gazişehir maçlarında takımı göklere çıkartıp, bu çocuklardan kahramanlar yaratanlar ne oldu da şimdi alt yapıda ki eğitimlerini dahi sorgulayacak duruma geldi?


10 yıldır ne şekilde işlediği bilinen alt yapı da dört takımın aynı sahada idman yaptığı ve çocukların eğitimlerinin zayıf olduğu böyle bir dönemde mi akıllara geldi?


Bu çocukların aldığı kötü sonucun üzerinden alt yapıyı sorgulamak mı, yoksa onlara ve kulübe bu durumu reva gören sayın başkana bunun hesabını sormak mı daha değerli?


Bir de adama sorarlar ‘Düne kadar neredeydiniz?’


Bizleri balık hafızalı zannedenlerin neler yazdıkları ve gazete kupürleri daha arşivlerde tozlanmadı bile…


***


Geçmişi sorgulamayıp, teknik direktör açıklamasından nabza göre şerbet vermeyi değerli görmek ve çıkış yolunu gençlerin yetersizliğinde aramak aslında Eskişehirspor’a şu dönemde verilebilecek en büyük zarardır.


Çünkü "Kendini yenilemeyenler yenilmeye mahkumdur!".


***


Ama bizler iyi biliyoruz…


Sistem kişiliksizliği seviyor!


Gelene sırnaşmak, gidenin arkasından konuşmayı maharet sayıyor.


Hele bazıları var ki yönetimin eli dili gibi çalışıyor ve gündeme yön vermeyi her şeyden daha değerli sayıyor.


İki maç galip gelsin bizim çocuklar, görün bakalım o zaman yazılarda ki salvoları…


Bu devirde imitasyonlara paha biçilemiyorsa, futbola kalite katmanın mümkün olmadığını söylesek ne yazar…


Yazan yazıyor…


En ilginci de yazılarında kendi aradıkları cevaplarını dahi bulamıyor.


Olan Eskişehirspor’a oluyor da, bunu kim kazıyor?


***


Görünen o ki; bu kulüpte doğruyu inşa etmek için daha birçok yıkım yaşanması gerekiyor…


Ama vakit şimdi değil! Hasarları omuz omuza onarma zamanı. Bugünlerde el verenler, dil verenleri yazacak geleceğin doğru yazarları...


Bu yüzden kendinize gelin!


Ve farkına varın!


Mevcut imkanlarla yola devam etmekten başka bir çıkar yolun yoksa bu kadar sızlanmak da boşa…


Daha bu çocuklarla çıkacağımız 9 maç var. Eğer yeteri kadar puan alınmazsa, o çok beklenen transfer tahtasının açılması da bir şeye yaramayacak!


Futbolcu arkadaşlara da naçizane tek sözüm;


“Bugün sahada hayalet olarak gezinenler günü geldiğinde ancak kendi hayallerinin sepetini belli bir dönem Eskişehirspor formasını giymenin anılarıyla doldurabilirler”


Bu yüzden herkes aklını başına alacak.


Devre arasına kadar toplanabilecek ne kadar puan varsa toplanacak. Bunun içinde sonuna kadar savaşılacak. 


***


Değer verdiğiniz bir teknik direktörün bir eliyle inşa ettiği takımı diğer eliyle yıkması ne kadar acı… Böyle bir teknik adamdan her kaybında ağlama duvarına yaslanarak devrim yapacağını düşünmek en büyük yanılgıdır.


Bu kayıpları olağan karşılayanlardan olağanüstü bir şey beklemek de bizlerin yanılgısı olsun. Neler kaybettiğinin değil, neler kazanacağının hesabına soyunması gereken bir takımda kimlik olgusu öne çıkmalı, takım olma duygusu da gelişmeli... Bu psikoloji işi…


Teknik direktör Fuat Çapa’nın uğraşması gerekenler bunlar olmalı. Kulübün içinde bulunduğu durumla ilgili açıklamalarında kendisinin haklı ya da haksız olması şu dönemde kimseye fayda getirmiyor ne yazık ki!


Kaldı ki daha devre arasına kadar uzun bir yolu var. Tabi gitmek için şimdiden kendi yolunu hazırlamıyorsa! Ama Eskişehirspor’un adı bu ligde ya da başka bir ligde hep yaşayacak.  Soysuzlukla sevişmek yerine haksızlıkla savaşmayı tercih edenler için değerli olan budur. Fuat Çapa’ya verilen değer de bununla alakalıdır.


*** 


Birde son dönemde belli oluşumlar ve kulübün geleceği ilgili farklı plan ve projeler içine girmeye çalışanlar olduğu kulaktan kulağa yayılıyor. Alt ligleri görmeyenler ya da gördüklerinin farkında olmayanlar var.  Ama o dipsiz kuyudan çıkmanın da öyle kolay olmadığının farkında olmalılar. Geçmişte yeniden varoluş bu kulübün tam 12 senesine mal oldu hatırlatırım!  


Böylesine bir süreçte bu tip işleri kovalayanların yaptıkları tabutun üzerine atılmış bir kürek topraktan başka bir şey değildir!


***


Düşündüm de ne çok şeyi kaybettik ve hala kayıplara devam ediyoruz!


İşin en trajikomik yanı ise Eskişehirspor’un geleceğini kurtarmaya çalışanlar, kulübü ve maziyi harcamayı şimdiden göze almışlar bile.


Eskişehirsporlular şimdi şu soruları sorsun bakalım kendine.


"Biz niye böyle olduk da, kulübümüzü attık bu ateşin içine… Ya da böylesine günlerde bu genç oyuncular üzerinden patlatılan bu edebiyat niye?


Asıl sorgulanması gerekenler nerede ve neyin peşinde?”