15 Kasım 2019 Cuma 1680 Okunma

ARTIK SORUMLU ARAMAYIN BİRAZ DA SORUMLULUK ALIN

 


 


Eskişehirspor üzerinden düzenin çivisi çıkmış da çakanı yok.


 Ne anlatılanların bir getirisi var. Ne medyanın çıkış yolu olarak gerçekleri ortaya koyacak asaleti. Ne de şehri yönetenlerin bu kulüp adına yapabilecekleri konusunda elle tutulur bir fikri…


Böyle bir şehir de en büyük değerlerden biri olan Eskişehirspor’u geçtim, şişirilme rakamlar bir kenara sporda kaç gence ulaşılabildiğini sorsam, kimin umurunda?


Ya da genç nüfusa oranla spor yapılabilirlikte ülkenin kaçıncı sırasında olduğumuzu söylesem…


Kimler utanır acaba?


Sanata her zaman saygımız var ama ‘Bu şehirde heykele ve anıta yapılan yatırım insana yapılan yatırımla eşdeğer görülüyor desem?’


Birileri hemen popüler olmak adına bağlı bulunduklarına arka çıkacaktır mutlaka…


Ama anlatmak istediklerimi anlamak isteyenler çoktan anlamışlardır meselin özünü aslında…


Çünkü burada mesele olaylara nereden baktığınızla alakalı birazda…


 


***


 


Bizim işimiz siyaset değil elbet…


Zaten yazdıklarımızın siyasetle alakası da yok!


Ahkam kesecek bir yanımızda yok!


Ancak eskiden Eskişehirspor’da işler iyi gitmediğinde, önce şehrin önde gelenleri "Sorumlu kim?" diye hesap sorardı. Başta kulüp başkanı olmak üzere bütün yöneticiler gerektiğinde şehre gerekli açıklamayı yapmak zorunda kalırdı. Zorunda bırakılırdı…


O zamanlar şehrin efendileri Eskişehirspor üzerinde gerektiğinde her daim söz sahibi olmayı bilirdi. Direkt olmasa da kıyısından köşesinden kulübe sahip olduklarını hissettirirlerdi.


 


***


 


Onlar ‘Kulübü yönetenlere akıl verdik, dinleyen olmadı’ demediler. Hele ki, kulübün kapısından dahi içeriye giremeyecek adamların o koltuğa oturmasına vesile olacak kaygan zemine asla izin vermediler.


Bu noktadan giriş yapacak olursak, Eskişehirspor’un bu hallere düşmesi sadece yönetenlerin ayıbı mıdır?


Siyasi anlamda işlerine geldiğinde o kişileri kullanan ve onca kötü yönetim modelleriyle yaşanılanları sessiz sedasız takip edenlerin hiç suçu yok mudur?


Yanlışa sessiz kalmak, o yanlışa ortak olmak ile eş değer değil midir?


Asıl elini masaya vurması gerekenler ‘Bana dokunmayan bir yaşasın’ düşüncesinde olunca, ‘Eskişehirspor hepimizin’ naraları sadece bir söylemden ibaret kalmıştır


 


***


 


Şimdi şehrin önde gelen yöneticileri böyle bir dönemde sorumlu aramayı bırakıp, sorumluluk almayı bilmelidir.


Çünkü bu kulüp yok olursa, kimlerin döneminde bu yok oluşa seyirci kalındığını en iyi tarih yazacaktır. İnsanlar balık hafızalıdır ama tarih bunları gerektiğinde kulaklara fısıldar…


"O, bu, şu!" gibi getirisi olmayan ve ne yazık ki futbolda sevdanın rezilliğini körükleyen düzeni değiştirmek de şehri yönetenlerin görevidir…


Çünkü O’nlar bu kentin amirleridir…


 


***


 


Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Yılmaz Büyükerşen’e bakıyorum! Söz konusu Eskişehirspor olduğunda geçmişle ilgili çok güzel şeyler anlatan ve hatta bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili en iyi yol gösteren…


Bizim derdimiz ‘Sayın Büyükerşen para versin, Eskişehirspor kurtulsun’ değil zaten.


Ancak O’nun söylediği kaliteli yönetim şeklini hayata geçirebilecek o kişiyi kulübe kazandırmak mesele…


O kişiyi buldun diyelim, arkasında duracak güçlü bir yönetim şeklini oluşturmak mesele…


O da yetmez…


Kulübün nefes almasına vesile olacak kalıcı gelir kaynaklarını kazandırmak mesele…


Zaten yönetenler oraya uygun kişiler olmadıktan sonra kendisinin söylediği şirketleşme meselesi dahi ne verebilir ki Eskişehirspor’a…


Çözüm olarak sadece sistemi değil, o sisteme uygun adamaları göstermek gerek bu dönemde. Yani o kişileri Eskişehirspor etrafında birleştirmek.


Zaten bu saatte sonra ‘Eskişehirspor’u yönetenlere şirketleşin diye defalarca söyledim’ yazıtını anıt olarak dikseler dahi şehre, artık nafile…


***


 


Eskişehir’i her anlamda çağ atlatan Yılmaz Büyükerşen’e yaptıklarının hakkını her daim verdi bu şehir. O’nu sevmeyenler bile saygı duymak zorunda kaldı. Burada ki başarıyı göz ardı etmek zaten bizlerin haddi değil. Ancak bir kez olsun söylemde değil de, eylemle Eskişehirspor’un bu kötü gidişatına karşı sorumluluk üstlenmeli.


En azından bu konuda girişimleri olduğunu ve kulübün sahipsiz kalmayacağını şehre hissettirmeli. Çünkü O’na yakışanı budur.


Yoksa artık siyasilerin Eskişehirspor sevgisi üzerinden yaptıkları konuşmaları bizlere yaz aşklarını anımsatacak.


 


***


 


Bu kulüp son dönemde sürekli ivme kaybederken, kazançlı çıkan adamları da gördük biz. “Eskişehirspor bizim her şeyimiz" diyenlerin hiçbir şey olmamış gibi eskisinden daha iyi durumda yoluna devam ettiklerini de biliyoruz.


Medyaya bakıyorum.
Altına kaçırdıkları cümlelerin üzerinde tepinmekle, popüler olma sevdalılarının futbola kattığı gerçekleri görüyorum. Ama kimse yadırgamasın.


Hala kendi çıkarlarının gölgesinde koşanların konuşma balonlarını neyle şişirdiklerine bakın.


Şimdi meydan onların çünkü...
Ama şunu bilin ki, bazıları için gerçeklerin üç paralık değeri yoktur.
İnsanlar konuşulanlardan ve yazılanlardan sonra bu sırrı anlayabiliyorsa, meseleyi de çözüyor demektir. O yüzden Eskişehirspor’un katledilmesine ramak kaldığını şu dönemde,  başta Büyükerşen olmak üzere şehrin önde gelenleri bu konuda çözümü bulup acilen eyleme dökmelidir.


En azından menfaat üzerine işleyen bu düzeni bozmak için.


 


***


Ondan sonrası oluşturulacak yeni düzende başarı baskısı, taraftara hayal satmak yerine, altyapı gerçeği üzerine yoğunlaşmak birinci öncelik olmalı.


Kulüp bu girdaptan çıkartılıp, nefes alması sağlanarak, sağlam temeller üzerine oturtulduktan sonra Eskişehirspor’un artık hangi ligde oynadığının da önemi yoktur.


Bizim gibiler biliyor ki, Eskişehirspor gibi camialar layık olduğu yere eninde sonunda bulur..


Aynı suyun yolunu bulduğu gibi…


 


***


 


Alt yapı gerçeğinden ve üretmekten bahsederken,  transfere karşı değiliz elbette.


Mesele futbolu yönlendirenlerin, harcamak değil, aramak zamanı olduğunun farkına varması.


Mesele hak edenlere formayı giydirebilmek…


Para elbet bulunabilir. Önemli doğru şekilde parayı yönetmektir.


Ancak birçoklarının adamlığına gitmeyen gerçeğin adıdır bu futbol düzeni.


Bu yüzden şehrin önde gelen sayın başkanları,  önce düzeni değiştirmelisiniz.


****


 


Gözleri paradan başka bir şey görmeyenlerin günü kurtarmak hevesine kurban edilen masum çocukların yıkılan hayallerine şahitlik etmemek için…


Bu saatten sonra o çocukları kurtarmak için proje üretin!


Alt yapı gerçeği;  kulüp başkanlarının dilinde koca şehri oyalayan cümlelerin karşılığı olmasın artık.


Burada da gençliğe yatırım için şehrin önde gelenleri iş başına geçmeli.


Bugün açacağınız o yol, belki de kaç gencin hayallerine kavuşmasını sağlayacak.


 


***


 


Şuan da Eskişehirspor üzerinden yaşanan ortamı anlatan en güzel hikayedir…


Deve kuşuna sormuşlar…


 “Şu yükü taşır mısın?” diye...


Cevap: “Ben kuşum taşıyamam”


Bu kez ‘Demek ki kuşsun. O zaman uç da görelim" demişler.


Cevap: “Ben deveyim uçamam”


Şuanda yaşananlar da aynen bu hesap!


Biliyoruz ki birileri için kaçış kapısı hep çok!


Ne kadar önemli bilmiyorum ama kaçanlar değil, el verenler değer görecek…


Borç batağındaki Eskişehirspor’un belki de son genel kurulu öncesi şehirde düğün arabasıyla cenaze alayı karşı karşıya gelmiş durumda.


Fakat acı gerçek olan şu ki;


Bu saatten sonra hangisinin yol önceliği alacağı kaderi belirleyecek…


 


NOT: ‘Niye Büyükerşen’i sadece yazmış’ diye soranlar olursa da ‘Artık O’ndan başkasının bu işleri çözeceğine inancının kalmadığı gördüğü içinmiş’ dersiniz.  Büyükerşen hayatta destek olmaz diyenleriniz varsa da ‘Olsun ben yine de üzerime düşeni yaptım ya da en azından dikkat çekmek için şansımı denedim’ derim…


:::::::::::::::::::::::