6 Aralık 2019 Cuma 4245 Okunma

SİYAHIN ASALETİ KIRMIZININ ATEŞİ

 


 


Bir zamanlar, 1960 ve 70'lerin Türkiye'sinde sadece Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi İstanbul takımlarının rüzgarı esmiyordu. "Anadolu yıldızı" Eskişehirspor, hem oyuncularıyla, hem taraftarıyla, sahalarda İstanbul hakimiyetine başkaldıran ilk kulüp olarak tarihte yerini hep alacak…


Fethi Heper, Ender Konca, İsmail Arca, Abdullah Gegiç, Aydın Begiter, Amigo Orhan gibi hepsi şehir efsanesi olarak Türk futbol tarihine geçen çok sayıda ünlü isim bu yıllarda Siyah-Kırmızılı camia ile boy gösterdi.


 


***


 


Peki ama sadece sahada ki başarılı sonuçlardan ötürü müydü bugünlere kadar uzanan bu efsaneleşmiş öyküler?


Tabi ki değil!


Hayatı siyahın asaletinde, kırmızının ateşinde yaşayanlar için her sezonun kendi içinde hatıraları, bulunduğu zaman dilimine göre farklı hikayeleri vardı.


Ama hepsinin ortak noktası Eskişehirspor kültürü…


Eskişehirspor bütünlüğü...


Eskişehirspor büyüklüğüydü.


 


***  


 


Necdet Yıldırım ve İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e gönderilen mektubun hikâyesini daha detaylı ve ayrıntılı bir şekilde Özgür Topyıldız tarafından yazılan “Anadolu Yıldızı Eskişehirspor” kitabını okuyanlar biliyordur mutlaka.


Okumayanlarında mutlaka okumalarını tavsiye ederim.


Biz de bu hikayeden bahsederek bugünde yaşananlara ışık tutmak istedik.


Çünkü bu hikayede öne çıkan olgu, aynı bugün olduğu gibi yukarıda saydığımız üç ana unsura en büyük örnek…


 


***


 


Sadece 3 yıl Eskişehirspor’da forma giymesine karşın, daha gencecik bir fidan iken 26 yaşında hayata gözlerini yuman bir sol bekin hikayesi…


Lakabı Vosvos…


Adı Necdet Yıldırım...


3-5-2’den sonra Türk futbolunun 4-3-3 ile tanıştığı ilk yıllar...


Bek oyuncularının önemi artıyor ve bu akımda en dikkat çeken isimlerden biri Necdet Yıldırım oluyor. Öyle ki milli takıma kadar uzanması da uzun sürmedi.


Etkili futbolu ve rakip kanatları koridor haline getirmesi Vosvos lakabı ile anılmasına neden oluyor.


Fakat 1968 yılının sonunda daha futbol için dahi çok genç sayılacak bir yaşta tanışıyor hastalığıyla. Belli bir süre yeşil sahalardan ve çubuklu siyah-kırmızılı formadan kopmamak adına saklıyor durumunu. Kanser olacak kadar seviyor çünkü futbolu ve Eskişehirspor’u. Ta ki son raddeye kadar… Dönemin kulüp başkanı Murat İnce ve yönetim kurulunun ortak kararıyla tedavi için İngiltere’ye gönderiliyor Necdet… Burada aylarca tedavi görürken, onu en çok üzen de futboldan ve en önemlisi Eskişehirspor’dan uzak kalmak oluyor.


 


***


 


Necdet'in hastalığı da tüm Eskişehirspor sevdalılarını üzüntüye boğmaya yetiyor.


O’nun için bir şeyler yapmak isteniyor...


Bir gün bir İstanbul deplasmanında Eskişehirspor sevdalıları, Çiçek Pasajı’na gidiyor. Necdet için "Ne yapabiliriz? Bizim elimizden ne gelir acaba?" diye düşünürken, Ayı Yusuf lakaplı merhum Yusuf Bayraktar   "Necdet orada tek başına yaban ellerde, öyle bir şey yapalım ki, bizim onun yanında olduğumuzu hissetsin" diyor…


Ortaya farklı fikirler atılıyor...


Sonunda Necdet Yıldırım'a bir çiçek yollanmaya karar veriliyor...


O zamanlar çiçek yollamak da öyle kolay iş değil...


Beyoğlu Çiçek Pasajı'nda meşhur Sabuncakis Çiçekçisi vardır...


Bu çiçekçi, gazete ve mecmualara verdiği reklamlarda dünyanın her yerine adrese teslim garantili çiçek götüreceklerini belirtmiştir.


 


***


 


Karar verilmiştir.


Sabuncakis vasıtasıyla Necdet'e çiçek gönderilecektir.


Para toplanmaya başlanır.


Maliyetli bir iş, herkesin elini cebine atması gerekir...


Necdet için çiçek parası toplanırken, Ayı Yusuf lakabına uymayan bir incelikle ortaya tarihi bir fikir atıyor:


"Bir çiçek de İngiltere Kraliçesi'ne göndersek, yanına da bir not yazıp Necdet'i ziyaret etmesini istesek, ne güzel olur çocuk da sevinir"


İlk başta bu fikre kimse inanmak istemez.


Öyle ya koskoca İngiltere Kraliçesi bizim çiçeği alacak da bizim ricamızı kırmayıp Necdet'i ziyarete gidecek...


Ülkemiz şartlarında olacak iş gibi görünmese de, kraliçeye de bir çiçek yollanır.


Günler sonra Eskişehirspor’a bir mektup gelir. Kraliçe Elizabeth’in özel sekreteri Margaret Hay vasıtasıyla…


Mektup şöyledir:


"İngiltere Kraliçesi göndermiş olduğunuz kırmızı güllere teşekkür için beni görevlendirdi. Kraliçe bu fevkalade çiçeklerin kendisini çok memnun ettiğini belirtti. Siz Eskişehirsporlulara, Necdet Yıldırım'ın hastalığının iyiye doğru gittiğini memnuniyetle bildiriyoruz"


Dünya'da ilk defa yaşanan bu olay sonrasında Kraliçe, Necdet'in tedavisi ile bizzat ilgilenmiş, ancak Necdet Yıldırım'ın bu hastalığın pençesinden kurtulması sağlanamamıştı.


Yıllar sonra Türkiye’ye gelen Kraliçe Elizabeth’in Necdet Yıldırım’ı sorması ve Eskişehirspor taraftarının davranışından bahsetmesi ise hatırlar arasında yer alır…


 


***


 


1 Kasım 1969 günü Samsun'da vefat eden Necdet Yıldırım Asri mezarlığa defnedilir. Eskişehirspor, açıklama yaparak futbolcularının bir süre siyah forma ile maça çıkacağını ve Necdet Yıldırım'ın giydiği 3 numaralı formayı hiçbir futbolcusunun giymeyeceğini ilan eder.


Siyah forma ile maça çıkmak adına federasyona müracaat edilir. Ancak federasyon bu karara karşı çıkar. Bunun nedeni ise hakemlerin de o dönemde sahaya siyah forma ve siyah şort ile çıkmasıdır. Türk futbol tarihinde bir devrim hareketinin önderi olan Eskişehirspor bu konuda da kendine has duruşunu sergiler ve ısrarcı olur. Hükmen mağlubiyetleri göze alarak sezonun ilk yarısının sonuna kadar 8-9 maça siyah forma ile çıkılır. Federasyon bu duruş karşısında herhangi bir puan silme cezasına gidemez. Eskişehirspor bir kez daha farklılığını gösterir. Sezonun ikinci yarısına ise hakemlerin ısrarı üzerine beyaz ve kırmızı siyah formalarla lig tamamlanır. 


 


***


 


O yıl artık hayatta yoktur Necdet…


Fakat aslında O’nun sezonudur.


Milliyet gazetesinin düzenlediği Yılın Sporcusu Anketi'nde 415.167 oy arasından 107.145 oy toplayarak yılın sporcusu seçilir. Eskişehir'de de hala sporcunun adını taşıyan futbol sahası ilimiz futboluna hizmet etmeye devam etmektedir.


 


***


 


O dönem Eskişehirspor taraftarının gösterdiği duruş, bugün torunlarıyla vücut bulmuştur.  Tıpkı Necdet Yıldırım’ın hikayesinde olduğu gibi bizlerin geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine vesile olacak duruş.


Büyüklüğün ne puan cetveliyle ne şampiyonlukla ilgisi yoktur.


Her başarının olağanüstü hikayesi de yoktur. O yüzden insani yanı güçlü olanların kazandığı kulüptür Eskişehirspor…


Yenilmenin zarafetini bilenlerin, kazanmanın asaletine sahip olarak sevdasından vazgeçmeyenlerin şehridir burası…


Çocukları omuzlarında taşıyanlarak Es-Es sevdasını aşıladığı babaların kenti...


Başı sıkışınca bile ruhtaki asaletten zerre kadar ödün vermemekle ilgisi vardır bazı değerlerin. İşte biz bunun adına "duruş" deriz!.


O yüzden benim için duruş her şartta Eskişehirspor’a olan aşktır!


 


***


 


Bu noktadan bakarsak Başkan Mustafa Akgören ve arkadaşları hasta bir kulübü ayağa kaldırmak adına taraftardan aldıkları güçle bir işe soyundular.


Ve herkes şunu çok iyi biliyor ki, bu insanlar sonuna kadar Eskişehirspor için çalışacaklar.


Camiada bir güven ortamı sağlandı. Şehrin önde gelenleriyle bir araya gelindi, hatta Vali Özdemir Çakacak oyuncularla kahvaltı yaparak uğurlamada dahi yer aldı.


Bunu sağlayan güç neydi?


Taraftarın duruşu, kulübe yakışır bir yönetim oluşumu…


 


***


 


Bundan sonrası ne olur bilemeyiz. Futbolda tabelaya dayalı bir sistem olduğu kesin. Eskişehirspor’un şuan ki içinde bulunduğu durumda bununla ilintili...


Ancak geleceğin yöneticileri olarak görülen ve şehrin ekonomisinde ilerleyen yıllarda kritik roller alabilecek potansiyelde ki kişilerden oluşan bu yönetim kaybetmeyecek.


Çünkü Eskişehirspor’a vizyon konusunda da farklılıklar getireceklerine inancımız tamdır.


 


***


 


Hayatı siyahın, asaleti kırmızının ateşinde yaşayanların hikayesinin sadece başka isimlerde vücut bulmuş halidir son yıllarda yaşananlar. Bundan sonra ki nesillere aktarılacak ve kulübün nereden nereye geldiğini en güzel şekilde anlatacak yeni güzel bir hikaye daha yazılmasıdır isteğimiz.


‘Başarırlar mı?’ derseniz.


Sadece onların istemesi değil, şehrin de istemesi gerekli. Bunun geçmişte vardır örnekleri.


 


***


 


Son olarak bilmeyenler varsa tekrar hatırlatırım, para asalet değildir.


Büyük mücadelelere bakarsanız özenenin sadece para olmadığını görürsünüz.


Bu yüzden söz konusu Eskişehirspor olunca yangına bile giderin safındayız her daim!


Bu sezonu kurtarmak ve ardından bozuk düzeni terk etmeye gönüllüyseniz!


Eskişehirsporluluk onuru ve gururuyla bu akşam stada sizleri de bekleriz!