5.08.2018 18:27:20 1403 Okunma

“Her zaman geleneksel şiirden yanayım” Eskişehirli Şair Şerife Gündoğdu ile şiir ve edebiyata dair bir sohbet gerçekleştirdik

ŞERİFE GÜNDOĞDU
ÖZGEÇMİŞ
    
1955 yılında Afyonkarahisar-Emirdağ ilçesi Kırkpınar köyünde dünyaya geldi. İlkokulu Kırkpınar köyünde bitirdi. Okumayı ve bir meslek sahibi olmayı çok arzu etmesine rağmen o yılların hayat şartlarından dolayı okuma arzusu gerçekleştiremedi. 1972 yılında evlenerek Eskişehir’e yerleşti. İki erkek, bir kız üç çocuk annesi olarak okuma, öğrenme, tahsil görme arzusunu çocuklarında gerçekleştirdi Çocuklarına iyi bir eğitim aldırarak birinin hekim, birinin ziraat mühendisi,  birinin de banka müfettişi olmasına yardımcı oldu.
    Şiir okumayı ve yazmayı çok sevmesi nedeni ile duygularını şiirle dile getirdi. 1987 yılında ilk şiir denemelerimi yapmaya başladı. Yazdığı şiirleri yakın çevresi ile paylaştı. Hemen hemen her konuda şiirler yazdı. Zaman içerisinde çeşitli şiir yarışmalarına katıldı. Şiirleri ödüllere layık görüldü.
   2010 yılında Eskişehir Şairler Derneğine üye oldu. 2014’te Eskişehir Şairler Derneği yönetim kuruluna seçildi. Şiirlerinin bir kısmı antoloji kitaplarında ve çeşitli dergilerde yayımlandı.  Osmangazi Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü lisans öğrencisi Merve AKKAYA tarafından Prof. Dr.Halil BUTTANRI’NIN onayı ile hakkında bitirme tezi hazırlandı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı Aliyeva,  Çağrı dergisinde hakkında bir makale yazdı. Azerbaycan’da faaliyet gösteren Mehseti Şairler Birliği, Aşık Ulduz Şairler Birliği’nden diplomalar, teşekkür belgeleri aldı, oradaki edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlandı, Azerbaycanlı şairler, Feride Hacıyeva’nın Bir Menekşe Masalı, Nezaket Hanım’ ın, Sararmış Yaprağa Benziyor Ömrüm, Feride Leman’ın Mübariz’im Bir Dünya isimli kitaplarında hakkımda tanıtım yazıları yayımlanmıştır
İLESAM, İlim Adamı, Şair, Yazar ve Sanatçılar Ansiklopedisinde öz geçmişim, tanıtım ve  şiirleri yayınlanmıştır. Kültür Bakanlığı  Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce “VUSLAT” isimli şiir kitabı incelenerek Türkiye genelinde bütün kütüphanelere demirbaş olarak kaydedildi.


Şiir dünyasına nasıl girdiniz? Aile ve çevrenizde bir edebiyat ortamı var mıydı?
Efendim, şiir dünyasına girişim, 1987 yılında otuz üç yaşında iken ilk evladımız İbrahim Gündoğdu’nun ortaokuldan sonra yatılı bir okul kazanmasıyla başladı. O güne kadar bütün aile birlikte yaşayıp giderken birden bire ayrılık günleri gelip çatmıştı. Bir anne olarak ilk göz ağrım, yavrumuz İbrahim’den ayrılmanın hüznüyle birlikte yoğun duygular içerisine girdim ve çok hüzünlü olduğum bir gece duygularım dile geldi. Oğlum İbrahim’e üç kıtalık bir şiir yazarak ona hasret duygularımı ifade etmeye çalıştım. Bu ilk şiirimi sizinle paylaşmak isterim:
OĞLUM İBRAHİM’ E
Hasretin içimde iyi olmaz yara,
Emanet eyledim Yüce Allah’a.
Dilerim Allah’tan düşme hiç dara,
Üzülme sen yavrum kıyamam sana.

Bütün hayallerin hep gerçek olsun,
Gönlüne dünyanın neşesi dolsun.
Bir ömür boyunca hep yüzün gülsün,
Üzülme sen yavrum kıyamam sana.
Annem dersen gönlümde güller açılır,
Karanlık dünyama ışık saçılır.
Anadan kuzudan nasıl geçilir,
Üzülme sen yavrum kıyamam sana.

Yazdığım şiirleri kızım Neşe ile damadım İsmail aracılığıyla yarışmalara gönderdim. Şiirlerim yarışmalarda dereceler alamaya başlayınca gayretim ve şevkim arttı. Daha sonra Eskişehir Şairler Derneğine üye oldum. Bu üyelik benim şiir hayatımda bir dönüm noktası oldu. Dernekte, değerli üstatlarım İbrahim Sağır ve Halil Gürkan beylerin yakın ilgi ve alakalarını gördüm. Eşim Ersin beyin desteği cesaretimi artırdı.
  Babam çok kitap okurdu ve bu kitapların arasında Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber ve diğer kitaplar bulunuyordu. Ben de kitap okumayı çok seviyor ve daha ilkokul yıllarımda babamdan fırsat buldukça bu kitapları okuyordum Aşk hikâyeleri ve şiirler çok ilgimi çekiyordu, özellikle Yunus Emre, Fuzuli ve Karacaoğlan’ın şiirlerinden çok etkileniyordum. Hatta onlar gibi yazmaya ve onlar gibi unutulmaz olmaya çok özeniyordum. Ayrıca annemin okuma yazması yoktu, ama edebiyat yönü çok kuvvetliydi. Annemin muhabbetinde bulunan insanlar çok etkilenirdi. İçimdeki şiir cevheri günü gelince ortaya çıkt.
Şiirinizi edebi akımlardan hangisine yakın görüyorsunuz? Kendi şiiriniz hakkındaki görüşleriniz nedir? Efendim, ben her konu da şiirler yazmama rağmen şiirlerimin çoğunluğu mesnevi tarzındadır. Daha öncede dediğim gibi ben en çok Yunus Emre, Fuzuli, Mevlana, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Nabi, Nesimi gibi ve bunlara benzeyen bir çok değerli Allah dostlarının şiirleri ile beslenerek büyüdüm. Bunlar  her zaman  ilgimi daha çok çekmiştir ve hep onları örnek alarak yazıyorum. Bu yüzden ben şiirlerimi Türk şiirinin dini-İslami ve manevi değerlerin içinde buluyorum. Kendi  şiirlerim hakkındaki görüşlerime gelince; ben zaten edebiyat dünyasına girmekte çok geç kalmış bir şaire olarak çok değerli üstatlarımın dediklerine göre şiir basamaklarını büyük bir gayretle ve azimle çok hızlı bir şekilde çıktığımı, şiir yolculuğunda çok yol kat ettiğimi, yine şiirlerimin kaliteli olduğunu söylediklerinde çok mutlu oluyorum. Bilhassa edebi yönden şiir kurallarına uyarak güzel ve kaliteli şiirler yazdığıma inanıyorum.  

Geleneksel ve modern şiir hakkında ne düşünüyorsunuz? Geleneksel şiire yaslanmadan modern şiirde başarılı olunabilir mi?
Efendim, ben her zaman geleneksel şiirden yanayım. Nedenini sorarsanız, çünkü geleneksel şiirin kapısı belli, bacası bellidir. Mısra, kapı kanadı demek, beyit ise, evdir, bir evi ziyaret etmek için evin kapısından girilir. Yine  bir evi ziyaret etmekteki amaç içindeki kişiyle görüşmektir. O kişi manadır. Vezin, aruzdur, evin orta direği kafiye tamdır yarımdır o da tenezzüh gereği evin iç ve dış güzelliği mimarın yani şairin üslubuna göre değişir. Bu yüzden hece vezni ile yazılan geleneksel şiirleri okumayı da yazmayı da çok seviyorum. Buna rağmen, modern şiire de şairlerine de saygım vardır. İster geleneksel olsun, ister modern şiir olsun edebe, adaba uygun mudur? Mana derinliğini var mıdır? Ona bakılır. Nitekim hem geleneksel hem de modern şiirde  adını duyurmuş bir çok başarılı şairlerimiz vardır. Şair, bakire bir manayı en ahenkli tezgâhta nakış nakış dokuyandır. Eğer modern şiir hikâyeye dönüştürülmeden nakış nakış dokunabiliyorsa neden olmasın, elbette başarılı olur, diye düşünüyorum

Edebiyat dergileri ve şiir sitelerinin bolluğu içerisinde şairlerin çokluğu dikkat çekmektedir. Oysa şiir kitaplarındaki baskı adedinin çok düşük seviyelerde olduğunu da görmekteyiz. Bu çelişkinin nedeni sizce nedir?
Efendim, çok önemli bir konuya değindiniz. Birinci sebep elbette şiir sitelerinin ve edebiyat dergilerinin çokluğu kitap baskı adedini kısmen etkiliyor olsa bile bana göre asıl nedenin maddiyatla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Kültür Bakanlığının mutlaka kitap basımında şairlere destek vermesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Her ne kadar küçük bir kitle bundan faydalanıyor olsa bile bir çok şairimiz maddi imkânsızlıktan şiirlerini kitaplaştıramıyorlar. İncelesinler şairlerin şiirlerini basılmaya değer bulunuyorsa desteklesinler, basılmaya değer bulunmuyorsa desteklemesinler. Hem de bu vesile ile gerçek şairler ve kaliteli şiirler seçilmiş olur .İkinci neden ise halkımızın aradığı her şeyi internet sitelerinde buldukları gibi şiir sevenlerin de çoğu bu dergilerden ve sitelerden yararlanıyor ve siz kitap bastırdığınız da halkımızın çok azı hariç çoğunluk ilgi duymuyor. Maddi açıdan da şair hiç kazanç elde edemiyor. Oysa bizim halkımızın eskiden şiire ilgisi çoktu. Bir dönem destanlar satılırdı. Mutlaka her evde bir destan olurdu. Modern bir dünyada bilim ve teknoloji çağında yaşıyoruz. Bilim ve teknoloji sayesinde birçok yenilikler olurken, birçok geleneklerimizi ve alışkanlıklarımızı beraberinde alıp götürüyor.
Eskişehir Şairler Derneğinde yöneticilik yapmaktasınız. Bir şair derneğinde yöneticilik yapmak nasıldır? Eskişehir halkının şiire ve şiir etkinliklerine katılımı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Eskişehir Şairler Derneğinde yöneticilik yapmak büyük bir onurdur. Yaklaşık dört yıldır bu görevi büyük bir arzu ve istekle yapmanın mutluluğu içerisindeyim. Aldığım her görev ne olursa olsun benim için büyük bir sorumluluktur. Orada yöneticilik yapmak sadece orada oturmak ya da unvanını değiştirmek değildir. Canla başla projeler üreterek bulunduğun yeri canlandırmak ve kaliteli işlere imza atarak başarmaktır bence. Diğer yönden her yerde olduğu gibi elbette Eskişehir Şairler Derneğinde de bazı sıkıntılar yaşanıyor ve beklemediğiniz olumsuzluklarla karşılaşıyorsunuz. Zaten siz yönetici olduysanız, elinizi taşın altına koydunuz demektir.  Konuları edebe adaba uygun bir şekilde kimseyi rencide etmeden Yunusça halletmeye çalışıyoruz. Bizim hedefimizde bu olmalı, zaten sevgi ve hoşgörü.
Efendim, Eskişehir halkının şiire ve şiir ekinliklerine katılımı hakkındaki görüşlerimi şöyle özetlemek mümkündür: Geçmiş yıllarda salonların tıklım tıklım dolduğu halde,  son günlerde katılımın azaldığı gün gibi aşikâr. Ama ben burada halkı hiç suçlamıyorum bunların nedenlerinden birincisi davet ederken biraz insanlarda merak uyandıracak şekilde reklam yapmalıyız. İkinci sebep, insanları sıkmayacak şekilde az ve öz protokol konuşmaları ve mümkün olduğu kadar mana bakımından anlamlı kısa şiirler okunmalı, diye düşünüyorum Şiirler okunurken araya bir müzik, şarkı türkü gibi şeylerle de program donatılabilir. İnsanlarda heyecan uyandırmalı diye düşünüyorum aslında bizim halkımız şiiri seviyor. Fakat şiir programlarının sıkıcı olmaması lâzım. 

Şiir kitaplarınız ve içerikleri hakkında bilgi verir misiniz?
Efendim, 2016 yılında nihayet yıllardır hayâlini kurduğum VUSLAT isminde bir şiir kitabım çıktı. İnşallah çok yakında ikinci kitabımın basılması için hazırlanıyorum. Kitabımın isminden de belli olduğu gibi vuslat, kavuşma, buluşma anlamlarına gelir Vuslatın tam tersi ise hicran, ayrılık demektir Vuslat, sevgiliye kavuşma anlamıyla Allah’ a kavuşma birlikte olma hali anlamını taşımaktadır. Bu duygu ve düşünceden hareketle benim kitabımın içeriği yazdığım şiirlerin hepsi konu ne olursa olsun büyük bir heyecanla Allah aşkıyla yazılmıştır. Böyle bir aşkla yazdığım için kitabımın Vuslat ismini de hak ettiğini düşünüyorum. Kitabımın içeriği az önce de belirttiğim gibi çoğunluğu dini-İslami ve milli duygularla yazdığım vatan şiirlerden oluşmaktadır. Bunun yanı sıra manevi değerlerimize güzellemeler, aşk şiirleri, atışma şiirleri hemen hemen her konuya değindiğim şiirlerim vardır. Büyük bir beğeniyle okunmaktadır.

Eskişehir ve ülke genelinde her yıl düzenlenmekte olan Yunus Emre Haftası sizce amacına uygun olarak anılıp kutlanıyor mu?
Efendim, Yunus Emre’yi anma veya kutlama günlerinin asıl amacı sevgi ve hoş görüyü Yunusun diliyle halkımıza yaymaktır. 2010 yılından beri Yunus Emre’yi anma etkinliklerinin bire bir içinde bulundum. Gerek çok değerli akademisyen hocalarımız gerek şairlerimiz olsun üzerimize düşen görevi lâyıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Eğer sevgiyi ve hoş görüyü halkımıza aşılayabiliyorsak işte o zaman Yunus Emre kutlamalarının asıl amacına uygun yapıldığını söyleyebiliriz. Ben her yıl amacına uygun yapıldığına inanıyorum. Özellikle de bu yıl Eskişehir Şairler Derneği olarak kutladığımız Yunus Emre ve Hacı Bektaşi Veli’yi anma etkinliklerinde birçok güzelliklere şahit oldum. İl dışından davet ettiğimiz onur konuklarımızla Eskişehirli şair yazar dostlarımızın arasında o kadar güzel dostluklar oluştu ki, bir ömür unutulmayacak. İl dışından davet ettiğimiz onur konuklarımızın Eskişehir ve Eskişehirliler hakkındaki takdir yazılarını dikkate aldığımda bu güzellikleri gördüğüm zaman böyle büyük etkinliklerin çoğaltılmasını faydalı buluyor, sevgi ve hoşgörünün bol olduğu yerde kavgaların ve kötülüklerin azalacağına inanıyorum.

Şiirinizden ilham kaynağını belirterek bir örnek verir misiniz?
Efendim, özellikle konu çok değerli Türk büyüğümüz Yunus Emre olunca yaptığımız bir güzelliğin nice güzelliklere mal olduğunu düşündüğümde ben de sizlere bu yıl kutladığımız Yunus Emre etkinliklerinin yaklaştığı günlerde Eskişehir’e gelecek olan onur konuklarımızı  karşılamanın ve ağırlamanın heyecanı ve sevinciyle birlikte bu güzelliklerden etkilenerek ve ilham alarak yazdığım YUNUS DİYE  şiirime nazire yazan çok değerli dost kardeşlerim Elazığ’dan İlhami Bulut ve Çanakkale’den Mustafa Berçin’in  şiirleriyle birlikte  izninizle paylaşmak istiyorum.