20 Ekim 2019 Pazar 804 Okunma

“Sivil toplum, toplumcu düşüncenin bir tezahürüdür.” Ecz.Fatımatüzzehra Kıraç ile bir sohbet gerçekleştirdik.

 


   Sivil toplum başta olmak üzere siyasi kuruluşlarda da etkin görevler üstlendiniz. Sizin bu denli toplumsal etkinlik konulara ilgi duymanızın nedenleri nelerdir ? 


      Toplum çıkarı üzerine çalışmalar yapmayı seviyorum. Bireysel iş takiplerini sevmiyorum. Yardım yapabildiğim, ulaşabildiğim, bir şeyler öğretebildiğim insanların yüzündeki mutluluk ifadesini görünce mutlu oluyorum. Şahsen pek çok sivil toplum kuruluşunda görev almam; diğergamlığımdan, topluma karşı kendimi sorumlu tutmamdan kaynaklanmaktadır. Topluma hizmet etmek, hayır işlemek, muhtaçların yardımına koşmak gibi Türk kültürünün temel insani değerleri maalesef  azalmaktadır. Bu temel değerleri yeniden, daha güçlü bir şekilde hayata geçirmek zorundayız. Sivil toplum, toplumcu düşüncenin bir tezahürüdür.


   Sivil Toplum Kuruluşları; insanların tek tek yapamadıkları iş, eylem, düşünce ve tasarıları birlikte, beraber el birliğiyle yapmasıdır. Sivil Toplum Kuruluşları; birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder. 21. yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum; akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar,  hemşehri dernekleri ve toplum yararına çalışmalar yapan kuruluşlar sivil toplumu oluşturmaktadır.


 


     Bize yetişme ortamınızı anlatabilir misiniz? Kültürel anlamda nasıl bir ortamda yetiştiniz?


     Ben; evin ilk çocuğu, iki erkek kardeşin ablası olarak yetiştim. Sorumluluklarım fazlaydı. Evin büyüğü olarak benden beklentiler de vardı. Bunlar benim azim ve kararlılığımı artırdı. Belki de mücadelecilik ruhu oradan geliyor.


    Babam bürokrat olduğundan Türkiye’nin değişik bölgelerinde görev yaptı.Ben de doğal olarak Türkiye’nin tüm kültür yapılarından etkilendim.Türkiye’deki tüm bölgelerin kültürel yapılarının içinde bulundum.Bakış tarzlarını, anlayışlarını, üzüntülerini, sevinçlerini, yemek zevklerinin içinde yoğruldum. Aslında her yöremiz, bir bütünü meydana getiren asıl kültürel unsurlardır. Bunlar bizim zenginliğimizdir. Ben bu zenginliği bilinçli bir şekilde tattım ve yaşadım.


 


     Eskişehir Kadın Dayanışma Derneği başkanı olarak kadın olarak kadın odaklı kuruluşlara nasıl bakıyorsunuz? Genel anlamda ülkemizde ve dünyada kadına bakış açısını değerlendirir misiniz? Kadına şiddet konusu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Türk kültüründeki kadının yeri nedir?


     Bir yerlerde yanlış, aksayan bir şeyler varsa sivil toplum örgütleri de bu aksayan yerleri göz önüne sermek, hak arayışı içinde bulunmak gibi konularda bir araya gelerek güçlerini birleştirip dernekleşirler. Kadın odaklı kuruşların da kuruluş amacı budur, bana göre. Kadınların daha çok siyasette yer almaları, ancak kadın kuruluşlarının yapılanmalarıyla fark edilebilir hâle gelmiştir.


     Kadınlar durumu dünyada ve Türkiye’de çok da farklı değil. Ama gelişmiş toplumlarda kadına verilen değer gelişmekte ve geri kalmış toplumlarda farklılık gösterir. Bizler Türkiye’deki kadınlar olarak şanslı insanlarız. 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı. Bu durum, Fransa ve İtalya’dan 11, Romanya’dan 12, Bulgaristan’dan 13, Belçika’dan 14, İsviçre’den ise 36 yıl önce gerçekleşti.


   Dünyada ve Türkiye’de kadına şiddet vardır. Bunun için mücadeleler sürmektedir. Yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Zaman içinde kadınlarımız da değişim içinde olduklarından bu konularla ilgili olarak mücadele etmektedirler.       Atatürk; ‘’ Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.’diyerek geçmişten geleceğe Türk kadınının durumunu izah etmiştir.


     Uyuşturucu ve madde bağımlılığı konusunda yetkin bir bilgi ve yetkisel bir duruşa sahipsiniz. Eskişehir ve ülke çapında konu ne boyuttadır ?


     Dışişleri Bakanlığı kaynaklarında uyuşturucuyla mücadele konusunda şöyle dinilmektedir: ‘’  Uyuşturucu kaçakçılığı, ülke sınırlarını aşan, bölgesel ve uluslararası düzeyde bir suç türü haline gelmiş bulunmaktadır. Bağımlı sayısında dünya çapında artış olması, uyuşturucu kaçakçılığındaki yüksek kâr payı, terörist örgütlerin bu kardan artan ölçüde pay alma arayışına yönelmeleri ve teknolojik gelişmeler, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığını hızlandırmış ve sorunu küresel düzeyde kapsamlı mücadeleyi gerektiren, başlıca bir sınama haline getirmiştir. Bu haliyle, uyuşturucu probleminin çözümünün uluslararası işbirliğini gerektiren ortak bir sorumluluk olduğu açıktır. Türkiye konuya bu anlayışla yaklaşmakta ve ulusal düzeydeki çabalarının yanı sıra, bölgesel ve küresel düzeyde işbirliğinin pekiştirilmesine yönelik çabalara kuvvetle destek olmaktadır.


Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle uyuşturucu kaçakçıları tarafından Asya kökenli uyuşturucuların Avrupa’daki uyuşturucu piyasalarına ulaştırılmasında transit güzergâhı olarak kullanılmaya çalışılması, ülkemizin uluslararası planda bu sorunla mücadelede önemli bir işlev üstlenmesine yol açmıştır. ‘’


    Uyuşturucuyla ilgili bazı yanlış bilgiler var, uyuşturucuya başlama yaşı gibi. Şu anda elimizdeki bilimsel veriler ortalama 18-25 yaş aralığında başlama olduğunu gösteriyor. Zaman zaman  basında ya da başka yerlerde daha küçük yaşlarda oluştuğuyla ilgili bilgiler yer alıyor. Başlama yaşı aşağı doğru çekilmektedir.15 yaşın altında olursa sonuç çok vahim.Sigaraya başlama yaşı daha erken yaşlarda olabiliyor.Ülkemizde de madde kullanan sayısı artmaktadır.Son bir senedir hükümetin bu konu üzerine eğilmesi uyuşturucu trafiğinde azalmaya neden olmuştur.


    Şehrimizde de durum ülkeden çok farklı değil.Gittikçe artan bir madde kullanımı söz konusu.Emniyet mensuplarını bu konuda çok başarılı buluyorum.Kendilerine çok teşekkür ediyorum.Yerel yöneticileri ve kamu yöneticilerini bu konuda ortak hareket etmeye davet ediyorum. Şehrimiz öğrenci ve mülteci kenti. Dışarıdan gelen kişiler daha önceden edinmiş oldukları alışkanlıkları da şehrimize taşımaktadır. Bu sebeple uyuşturucu talebi arz edenlerin önünü açmaktadır.Birlikte bazı önlemler alınması gerektiğini düşünüyorum.Bizler baştan ‘’hayır’’ deme çalışmaları yapıyoruz.


     Uyuşturucuyla mücadele; hem milli hem de milletler arası bir görevdir. Keza Türk Anayasasının 58. Maddesi ; ‘’ Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.


             Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan  ve cehaletten korumak  için gerekli tedbirleri alır.’’demektedir.


 İnsanlık bugün uyuşturucunun pençesinde kıvranmaktadır. Bu insanlık suçunun önlenmesi gerekmektedir.


    İştigal alanlarınızla ilgili ne tür etkinlikler gerçekleştirdiniz ?


       Kadın Dayanışma Derneği üzerinden yürüttüğümüz bir kaç  hibe projemiz oldu. Yaşlı, hasta bakımı ve engelli bakımı sertifika programı gibi. Kadınlarımız iş hayatına girince evde yaşlılara ve ya engellilere bakacak kişilerin olmaması, kadınlarımıza istihdam alanı yaratabilmek adına bu projeyi gerçekleştirdik. Çok da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.Çok güzel geri dönüşler aldık.


    Bunun yanı sıra evde çocuklarla ilgilenenlerin anneler olduğundan yola çıkarak madde bağımlılığıyla mücadelenin kadınlar üzerinden yürütülmesi gerektiğini düşündük.Böyle bir proje yürüttük. Buradan da çok güzel geri dönüşler aldık.


     Süleyman Çakır Lisesi Derneği olarak şehrimizin değerlerinden, kadınlarımızın eğitim alabilmesi amacıyla okulumuzun arsasını hibe eden Hacı Süleyman Çakır’ın değerinin verilmesiyle ilgili gerekli çalışmaları sürdürmekteyiz.


      Eskişehir’in  dışarıdan turist almasını arttırabilmek amaçlı Eskişehir Turizm ve Tanıtma Derneği’nde Eskişehir’ in tanıtılması, yurtiçi ve yurt dışı turist çekebilmesi için çalışmalarımızı yürütmekteyiz. Gelen turistimizin Eskişehir’ e has değerlerini anlatabilen hediyelik eşya üretimi hususunda çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz. Kent Konseyi Sivil Meclisi olarak Eskişehir’ in tüm değerlerini birleştirme yapısı için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.


         Eskişehir Ticaret Odası’nda Eskişehir’in ticaret hayatının canlanması, riskli gruplar olarak tanımlanan gençler ve kadınlarımıza istihdam alanı yaratmak ve ticaret hayatında daha aktif olmaları konulu çalışmalar yürütmekteyiz.


      Sağlık, çevre, madde bağımlılığı, kadın gibi konularda Anayasanın amir hükümleri hayata ne oranda katılıyor? Yapılması gereken düzenlemeler var mıdır?


 


        Sağlık, çevre, madde bağımlılığı birbiriyle iç içe girmiş, birbirinden etkilenen konulardır. Mülteci ve sığınmacı mevzusunu şu anda mevcut yasalarla yetersiz kaldığını düşünüyorum. Tekrar düzenlenmesi, revize yapılması gerektiği kanısındayım. Bu durumun ticari hayatımızı,  sanayimizi, kadınlarımızı, çevremizi etkilediğini düşünüyorum. Buradan sizlerin aracılığıyla yetkililere sesleniyorum: Yasada yeniden düzenleme yapılmalıdır.  Eskişehir’deki kamu yetkililerin yasaların yürütülmesiyle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek birlikte hareket edilmesini istiyoruz.


     Eczacılıkla ilgili dönem dönem antibiyotik, ağrı kesici ve son zamanlarda nevrotik ilaçların çok kullanıldığı konusunda yaygın bir anlayışın hakim olduğu gözlenmektedir. Bir eczacı olarak durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?


      Hocam doğru söylüyorsunuz. Bazı ilaçların reçeteyle satılması, kullanımının azaltılmaya çalışması bu doğrultuda gelişmiştir. Özellikle bir takım ilaçların madde bağımlıları tarafından kullanıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Devlet tarafından kullanımı azaltılmak amaçlı reçeteye bağlanmıştır. Bana göre doğru da yapılmıştır. Antibiyotiklerin reçeteyle satılması hususu yanlış kullanımı, eksik dozda kullanımı, kişide tolerasyon gelişimine sebep olmaktadır. Bizler ‘’az antibiyotik kullanın’’ derken halkımız iki tablet alıp üçüncüsünü almaktan vazgeçmektedir. Oysaki dozajında kullanmak gerekir. Mikroorganizmaların direnç kazanmaması açısından bu önemlidir. Psikosomatik bazı ilaçların, analjeziklerin, antigribal bazı ilaçların reçetesiz verilmemesi de bu nedenledir.


 Nevrotik ilaçların kullanımındaki artış; kalabalık içinde yalnızlaşan insanların kaygı, endişe, bunalım gibi birçok sebepten kaynaklanmaktadır. Bu davranış bozukluklarının ortadan kaldırılması için insan öncelikli olarak sosyalleşmelidir.


 


 


     ECZ.FATIMATÜZZEHRA KIRAÇ ÖZGEÇMİŞİ


 


 


 30 Nisan 1961 yılında Kütahya’da doğdu. Babasının memur olmasından dolayı Türkiye’nin dört bir köşesini dolaştı. İlkokul ve orta okulu ayrı ayrı iki kentte iki okudu.


 1974 senesinde Eskişehir’e geldi. 1979’da Süleyman Çakır Kız Lisesinden mezun oldu. Aynı sene Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesini kazandı ve 1982’de Fakülteyi derece ile bitirdi.


Milli Eğitim Müdürlüğü Sağlık Eğitim Merkezinde eczacı olarak çalışmaya başladı. Bu arada Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde sınavını kazanarak master eğitimine başladı.


 Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi asistanlık sınavını kazandı. Milli Eğitim Müdürlüğü Sağlık Eğitim Merkezinde asalet tasdiki aldıktan sonra Tıp Fakültesine geçti.


 Milli Eğitim Sağlık Eğitim Merkezinde Biyokimya Laboratuvarını kurdu.


 1993 yılında Eskişehir Kadın Dayanışma Derneği Kurucu üyesi oldu ve o zamandan beri başkanlığını devam ettirmektedir. Ayrıca 2003 yılında KA-DER Eskişehir yönetim kurulunda yer aldı.


 Eskişehir Kent Konseyi;  Kent Strateji Ve Planlama, Madde Bağımlılığı, Çevre Sağlık, Kadın Meclisi Komisyonlarında çalışmaktadır.


Hâlen  ‘’Madde Bağımlılığı ve Pazar Yerleri Çalışma Grubu Başkanlığı ve Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmaktadır.


2009 yılı yerel seçimlerinde Tepebaşı Belediye Meclisi üyeliğine   seçildi.


Eskişehir yazılı basınında köşe yazarlığı, görsel medyada kuruluşlarında¸’’Çapraz Ateş’’ ve  ‘‘Kaktüs Çiçekleri’’ programlarını hazırlayıp sundu.


Kıraç, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak da vazife görmektedir.


Süleyman Çakır Mezunları Öğretmenleri Derneği Başkanlığı ve Turizm Derneğinde Yönetim Kurulu ve İl Uyuşturucu Koordinasyon Kurulu            üyeliği de yapmaktadır. Ayrıca Eskişehir 9. Bölge Eczacılar Odasında pek çok komisyonlarında da çalışmaktadır.


Eskişehir Ticaret Odası 6. Komite Başkanlığını halihazırda yürütmektedir Kadınların siyasette temsil edilmelerini misyon edindiğinden 2004 yerel seçimlerinde belediye başkan adayı, 2011 genel seçimlerinde milletvekili adayı olmuştur.


Toplumda rol-model bir Türk kadını olarak seviyeli ve kararlı duruşuyla mücadelesini sürdürmektedir


               Ecz. FatımatüzzehraKıraç, Prof Dr. Nevzat Kıraç’la evli olup Ayşe İrem ile Sinem Büşra annesidir.         


             İrem Eczanesinin sahibi ve mesul müdürüdür.