12 Ocak 2020 Pazar 1912 Okunma

Sinerji Hareketi Derneği Başkan Yardımcısı Ömür Çelik ile bir sohbet gerçekleştirdik.: “Düşünce kuruluşlarının sayılarının çoğalması lazım”

    Ömür Bey, bir iş adamı olarak Türk milli kültürüyle yakından ilgilenmenizin sebepleri nelerdir? Sizce Türk kültürü neyi ifade etmektedir?


 


    Türk kültürü;  ailemden, doğduğum topraklardan bana kalan en değerli mirastır.  Ailemden almış olduğum eğitim, milli kültürümüze bu kadar bağlı ve ilgili olmamı sağladı. Aile ve çevremden almış olduğum bu kültürel birikim okul hayatı ile birlikte daha da olgunlaşmaya başladı. Türklük üzerine yapmış olduğum araştırmalar beni hep etkilemiştir.


     Türk kültürü,  çok eski çağlara dayanan oldukça köklü bir geçmişe sahip olan bir kültürdür. İslam dinini benimseyen farklı inançları ve kültürleri aynı bayrak altında hoşgörüyle tutan bir kültür olmuştur. Türkler bulunduğu coğrafya gereği kültürel yapısını çok çeşitli kültürlerin birikimden almıştır. Türkiye; doğu, batı, Ortadoğu ve Akdeniz bölgelerinin kültürlerinin merkezinde bulunmaktadır.


  Kültürümüzün  bilinen en önemli özelliklerinden birisi de misafirperverlikleridir. Gelen misafirleri her türlü koşulda evlerinde gibi hissettirmek için özenli bir çaba gösteririz. Aynı zamanda milli değerlere oldukça önem verir ve bu değerleri yaşatmaya dikkat ederiz. Halk oyunları ve müzik de Türk kültürünün göstergeleridir. Kültürümüzün bir diğer göstergeleri de geleneksel sanat , zanaatlar ve  Türk mutfağıdır.  İçerisinde bu kadar çeşitliliği barındıran bir kültüre sahip olmak mutluluk ve gurur verici bir olaydır. Bizlerin de üzerine düşen bu çeşitliliği güzel bir şekilde temsil edip gelecek nesillere bunu aktarmaktır.


 


    Yetiştiğiniz aile ve kültürel ortamla ilgili bilgi verir misiniz?


 


Şükür ve sorumluluk kültürünün hakim olduğu bir ailede büyüdüm.  Her şey gayet güzel. Şükredecek çok şeyimiz var. Allah devlete, millete zeval vermesin. İnşallah her şey daha da güzel olacak; yeter ki biz hamd etmesini bilen insanlar olalım. Her zaman olduğu gibi, şimdi de hem iyi hem kötü yan yana ve birbiri içine geçmiş vaziyette hayatımızda var. İyi ve kötü hep var olacak. İyiyi görüp şükretmek ve iyinin devam etmesi ve çoğalması için insanların sorumluluk alması gerekir. Kötüyü görebilmek, paniğe kapılmadan kısa ve uzun vadeli etki alanlarını farkına varıp sorumluluk alabilmek çok önemlidir. Böyle bir bilince ve sorumluluğa sahip olduğum için hayatım  her an heyecanlı ve anlamlı olmuştur.


    Yetiştirilme teması bu iki unsur üzerine kurulmuş bir ailede büyüdüğüm için  bu olgular beni, ben yapan değerler haline geldi.  Geldiğim bu noktada daha iyi anlıyorum ki,  ailem beni güzel yetiştirmiş. Annemden babamdan Allah razı olsun


 


       Sanayi  işiyle iştigal ediyorsunuz. Sanayicinin  sorunları konusunda neler söylersiniz.


 


       Sanayi bir çok sektörden oluşmaktadır , her sektör kendi içerisinde çeşitli sıkıntılarla uğraşmakta ancak bazı sorunlar ortak dertler haline geliyor. Enerji ve finansman maliyetlerinin artması, keza, iş gücü maliyetlerindeki artış vb. unsurlar üretim sektörünü baltalayan etkenler oluyor. Bir de bunun üstüne ekonomik krizler yaşanınca  sorun artık sadece sanayicinin değil, tüm toplumun sorunu haline geliyor. Sanayinin çarkları yavaşladığı zaman işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz: İşsizlik bir ülkenin en büyük sorunudur . Ekonomik verilere baktığımız zaman da  son 2 yılda ülkemizde işsizlik artmış durumdadır. Bununla başa çıkabilmek ve üretim çarklarının devamını sağlayabilmek adına sanayici devlet tarafından desteklenmelidir. Sanayicinin üretim maliyetleri minimize edilmelidir.


 


       Ekonomi ve endüstri ilişkileri alanında eğitim aldınız. Ekonomiyle endüstrinin ilişkisi nedir? Ülkemizde bu konunun kavramsal anlamı neyi ifade etmektedir?


 


      Hammaddelerin işlenmesi, enerji kaynaklarını yaratmak, bu kaynakların yaratımında başvurulan araçlar ve yöntemlerin tamamı endüstridir. Ülkelerin gelişiminde endüstri büyük rol oynamaktadır. Gelişmek demek ekonomi demektir yani endüstri ile ekonomi iç içe geçmiş ve birbirlerine bağlantılı olarak ilerleyen politikalardır. Bu iki kavramı birbirinden ayrı düşünmek olmaz. Birbirini tamamlayan iki dişli parçası gibidir. Ekonomik gelişmelerin temelini oluşturan unsur üretimdir.  Üretimi çeşitlendirmek, büyütmek de endüstri gelişimi ile olmaktadır. Sanayi devrimi ile birlikte insan hayatında yer almaya başlayan endüstri kavramı seneler içerisinde ilerleyerek şu an endüstri 4.0 olarak anılmaktadır. Ülkemiz de yeni dünyaya adapte  olabilmek  ve ekonomik kalkınma sağlayabilmek için endüstri 4.0   yatırımlarına önem vermektedir.


 


     Güneş enerjisi üzerine çalışmalar yaptınız. Ülkemizdeki enerji politikası hakkındaki bilgilerinizi bizimle paylaşır mısınız? Yeni enerji kaynakları nelerdir?


     2009 yılından 2013 yılına kadar enerji sektöründe çalışmalar yaptım. Bu süre zarfında bir çok önemli kuruluşla çözüm ortaklığı şeklinde çalışmalarım oldu. Türkiye son 10 yılda  elektrik enerjisi sektörüne çok büyük ve önemli  adımlar attı.  Özellikle yenilenebilir enerjiye yapılan desteklemeler sayesinde yatırımcılar çevre dostu enerji tesisleri ile  hem ekonomiye hem de çevreye katkı sağladılar. Gelinen nokta yeterli mi elbette değil  ama yapılan bu yatırımlar ve  belirlenen enerji politikaları gelecek adına umut vaat etmektedir.  Uzun ölçekli olarak belirlenen enerji politikalarını şu şekilde sıralaya biliriz:



  • · Yerli kaynaklara öncelik vermek suretiyle kaynak çeşitliliğini sağlamak, serbest piyasa koşullarına tam işlerlik kazandırmak ve yatırım ortamının iyileşmesini sağlamak,

  • · Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payını arttırmak,

  • · Enerji verimliliğini arttırmak,

  • · Petrol ve doğalgaz alanlarında kaynak çeşitliliğini sağlamak ve ithalattan kaynaklanan riskleri azaltacak tedbirleri almak,


, ·Jeostratejik konumumuzu etkin kullanarak, enerji alanında bölgesel işbirliği süreçleri çerçevesinde ülkemizi enerji koridoru ve terminali haline getirmek,



  • · Enerji ve tabii kaynaklar alanlarındaki faaliyetlerin çevreye duyarlı halde yürütülmesini sağlamak,

  • · Maliyet, zaman ve miktar yönlerinden enerjiyi tüketiciler için erişilebilir kılmak.

  • · Tabii kaynaklarımızın ülke ekonomisine katkısını arttırmak,


 


    Hızla artan dünya nüfusu ve buna bağlı olarak da ortaya çıkan ihtiyaçlar neticesinde tüm sektörlerde olduğu gibi  enerji sektöründe de yeni buluşlar yeni kaynaklar  ortaya çıkarmak gerekmektedir.  Bilim insanları bunun üzerine çok yoğun bir çalışma yapmaktadırlar. Bu çalışmaların ana temeli yeni dünya düzeni ile birlikte çevreye daha duyarlı, ekonomik ve sürdürülebilir kaynaklar ortaya çıkarmak şeklindedir. Gelecekte ortaya çıkacak ve alışa gelmiş enerji kaynaklarını ikinci plana itecek çalışmalardan birkaç örnek vermek isterim:


   Uzay Bazlı Güneş Enerjisi ; Geleceğin enerji kaynakları arasında güneş enerjisi teknolojilerinin yeri oldukça büyük görünüyor. İnsanoğlu güneşten henüz çok fazla yararlanamıyor. Çünkü , dünya atmosferi, güneşten gelen ışıkların birçoğunu uzaya geri gönderiyor. Gelecekte uzaya yerleştirilecek bir güneş santrali ile ki bu bir uydu olabilir. Bu santral ile güneşten gelen ışıkları doğrudan elektriğe çevirmek mümkün olacak. Üstelik bunu 24 saat boyunca yapabilecek. Daha sonra mikrodalgalar ile  bu elektriği dünyadaki alıcılara gönderebilecek. Gelecekte enerji kaynakları arasında güneş enerjisinden çok daha fazla yararlanmak mümkün olacak.


Hidrojen Enerjisi ;Hidrojen enerjisi günümüzde de üzerinde en çok yoğunlaşılan enerji kaynağıdır. Hatta hidrojenle çalışan arabalar bile yapılmıştır. Hidrojen çok temiz enerji kaynağıdır. Ve hidrojen yakıldığı zaman atık olarak su açığa çıkmaktadır. Ayrıca, hidrojen uzayda ve dünya atmosferinde bol miktarda bulunmaktadır. Tek dezavantajı ise bu yakıtı elde edebilmek için çok para harcanması gerekmektedir. Gelecekte hidrojen enerjisini elde edebilmek için maliyetlerin çok ucuz olacağı tahmin edilmektedir. Bu yüzdende hidrojen enerjisi geleceğin enerji kaynakları arasında gösterilmektedir.


Nükleer Çöp Enerjisi; Günümüzde nükleer enerji ile elektrik üretebilmek için uranyum atomunun sadece %5’i kullanılabilmektedir. Geriye kalan % 95’lik kısmı ise nükleer çöp olarak atılmaktadır. Gelecekte muhtemelen nükleer çöp diye bir şey kalmayacak. Ve kullanılan uranyum atomunun tamamı değerlendirilebilecek. Nükleer enerji günümüzde olduğu gibi geleceğin enerji kaynakları içinde de yer alacak


İnsan Gücü Enerjisi ; İnsan gücü de geleceğin enerji kaynakları arasında gösterilmektedir. Peki insan gücü ile nasıl elektrik üretilebilecek. Aslında bu yöntem günümüzde piezoelektrik materyal dediğimiz malzemeler ile yapılabiliyor. Bu alanda pek çok bilimsel araştırma mevcut. Hatta gerçek hayatta bunun deneyleri bile yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Piezo malzemesi mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviriyor. Örneğin, yollarda arabaların üzerinden geçtiği kasisler bu malzemeden yapılırsa, elektrik üretmek mümkündür. İnsan nüfusunun yoğun olduğu meydanlardaki yer (zemin) bu malzemeden yapılırsa, elektrik üretmek mümkün. Geçmiş yıllarda, Amerika’da bir maraton koşusunda, koşucuların köprü altından geçeceği yere bu malzemeden koyulmuş ve hatırı sayılır miktarda elektrik üretilmiştir. Dünya üzerinde 7 milyardan fazla insanın olduğu düşünülürse, kesinlikle insan gücü geleceğin enerji kaynakları arasındadır.


       Eskişehir’de yeni kurulan Sinerji Hareketi yönetim kurulu üyesi olarak derneğinizin amaçları nelerdir? Bu tür düşünce kuruluşları hakkında ne düşünüyorsunuz?


 


     Sinerji Hareketi derneği 15 mayıs 2019 kurulmuş olup dernekte başkan yardımcılığı görevini yapmaktayım.


SİNERJİ HAREKETİ DERNEĞİ’NİN AMAÇLARI:



  • Türk Milletinin sosyal, ekonomik ve kültürel değerler mirasının korunması, yaşatılması ve atalardan devralınan bu mirasın gelecek nesillere ulaştırılması amacıyla ulus kimliği içinde çalışmalar yürütmek, ülkemizin teknik, bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel konularında inceleme ve araştırma yapmak.

  •  Bireysel kimliği milli kimlikle birleştirerek bunu her türlü teknik, bilimsel ekonomik, sosyal ve kültürel konularında  yapılan inceleme ve araştırmalar ile donatıp üretken hale getirmek. 

  • İnternet haberciliğini ve yayıncılığını geliştirecek çalışmalar yapmak, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel yönlerini araştırmak, yapılan araştırmaları desteklemek, bilgi ve belgeleri kitap ve dergi yayımlayarak, sempozyum, panel, çalıştay, tv programları düzenleyerek bilim dünyasına ve kamuoyuna tanıtmak.

  • Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele ulaşmak sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak.

  • Yapacağı çalışmalarda Türk kültürünü esas almak. Türk kültürünün evrensel değerlerini ortaya çıkarmak, 

  •  İnsani  ve kültürel değerlerin yükseltilmesinde, birlik ve bütünlüğün korunmasında düşünce birlikteliğinde kamuoyu oluşturmak, insani ve toplumsal değerleri oluşturacak etkileşimler  ortaya çıkarmak, düşünce düzeyinde güç birliği ve duruş sergilemek.


     Düşünce kuruluşları devletlerin karar alma süreçlerinin etkinliği artırmak ve doğru politikalar izlenmesini sağlamak amacıyla söylemsel olarak bir algı oluşturmak için kurulmuş özel ve nitelikli çalışma/araştırma merkezleridir. Bu merkezler iç politika da toplumun karşılaştığı sorunları tartışma ortamına sokup problemlerin değerlendirilerek doğru ve meşru sonuçlar elde edilmesini amaçlar. Bu noktada sosyal sorunlar, ekonomi ya da savunma gibi konularda yoğunlaşan bu merkezlerin hepsi siyaset ve yönetim konularında farklı fikirler sunarlar. Soğuk Savaş ortamının sona ermesiyle güvenlik yaklaşımlarının yeniden tanımlanması ve dünyayı yönetme konusunda farklı stratejilerin belirlenmesiyle beraber uluslar arası alanda etkisi giderek artan düşünce kuruluşlarının bilgi, tecrübe ve analiz kapasiteleri devletlerin en önemli ihtiyaçlarının başında gelir olmuştur. Bu bakımdan düşünce kuruluşlarının ülkemizde sayılarının çoğalması ve  gerçek hedeflerde hareket etmeleri gerekmektedir.


 


      Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum nedir? Açmazlarımız, fırsat ve imkânlarımız nelerdir?


 


     Ekonomide en önemli veri, sürdürülebilirliktir.  Belirlenen ekonomik programlar ne kadar uzun vadede uygulanabilirse bir ülke ekonomisi o kadar gelişmeye ve ilerlemeye açıktır.


  Türkiye de siyasi nedenlerden dolayı belirlenen bu ekonomik politikalar çok uzun ömürlü olmuyor. Bu da istikrarsızlıklara kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olmamıza neden oluyor.


   Özellikle 2018 ve 2019 yılı  ekonomik bakımdan çok zor bir yıl oldu 2020 yılının iyi geçmesi yapılması gereken en önemli unsur, geçmişte yapılan hatalara bakarak gelecekte bu hataları tekrarlamamak olur. Kalkınmanın ve büyümenin tabana yayılması gerekiyor, aksi halde kalkınma ve büyüme sadece rakamlarda kalıyor. Tabana yayılmayan hiçbir ekonomik veri gerçekçi değildir. Bunu sağlamak içinde ülkemizde yapısal reformlara ihtiyaç vardır.


    Doğru politikalar ve yönetim uygulanırsa Türkiye’nin  dünya ekonomisinde söz sahibi olmaması için bir neden yoktur. Ülkemizi güçlü kılan unsurlar örnek verecek olursak



  • Ülkemiz; Avrupa’nın, Karadeniz’in, Kafkaslar’ın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Akdeniz coğrafyasının kesişme noktasındadır. Kısaca, hem kuzeyle güneyin, hem de doğuyla batının birleştiği merkezde Türkiye vardır. Bu jeopolitik güç ülkemiz için önemli bir unsurdur.

    • Genç nüfus 24 milyonu bulan ve yarısından fazlası 30 yaş altında, yetenekli, istekli ve yetişmiş bir iş gücüne sahip. Bu iş gücü rekabet gücü yüksek insan kaynağını sunuyor.




·     İletişim Altyapısının güçlü olması


·     Ulaşım Altyapısı güçlü olması


 


ÖMÜR ÇELİK’İN ÖZGEÇMİŞİ


 


     1985 Kars doğumlu olup eğitim hayatını Ankara’da tamamlamıştır.


Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunudur. 


İş hayatına 2009 yılında Ankara’da başlamıştır. İşe başladıktan 6 ay  sonra şirket ortağı olup sonrasında da 2013 yılına kadar şirketin Genel Müdürlüğünü  görevini üstlenmiştir. 2009 yılından 2013 yılına kadar ülkede yeni gelişmekte olan güneş enerjisi sistemleri, led aydınlatma ürünleri üzerine önde gelen holdingleri ile çözüm ortaklığı şeklinde çalışmalar yapmıştır.


   2013 yılının Ağustos ayında Eskişehir’de  paketleme ve taşımacılık üzerine kendi şirketini kurmuştur.


  Ömür Çelik evli olup Uluğbey’in  babasıdır.