9.03.2018 18:27:06 1545 Okunma

Kur’an’dan kadına mesaj

Kadın insanlık aleminin ana unsurudur. İnsan neslinin devamı onun varlığına bağlanmıştır. Bu sebeple kadın olmazsa olmaz varlıktır. Allah’ın eşsiz kudretiyle anasız ve babasız olarak (topraktan) yarattığı ilk insan Hz.Adem peygamberi (a.s) istisna edersek erkeksiz (babasız) insan, Hz.İsa’yı (a.s) yaratmış ama kadınsız yaratmamıştır. Onun annesi Hz.Meryem’dir. (Ali İmran Suresi Ayet 59, Sh:56)
Kadın; insan neslini rahminde taşıyan onu sütüyle besleyen, büyüten, eğiten ve yetiştiren insanlık aleminin saygın varlığıdır.
Kadın, annemiz, ninemiz, kızımız, bacımız veya eşimizdir. Bu itibarla kadın, ailenin vazgeçilmez üyesi ve temel yapı taşıdır. Erkek çocuğunu da kız çocuğuna da kadın dünyaya getirir. Her ikisinide önce kadın, yani anne yetiştirir.
Kur’anı Kerim’de “en-Nisa” (kadınlar) suresi vardır ama “er-Rical” diye bir sure yoktur. Bu sure kadın ve kadın haklarından, miras hukukundan bahseder. Bu, kadınlar için bir onurlandırma ve kadınlarla ilgili devrimin bir sembolü ve işaretidir. Kur’an-ı Kerim, ayrıca ana-baba hakkından bahsederken “ana” ismini kullanarak onu tercih etmiş, (Kur’an, İsra Suresi Ayet 23, Sh:283)
Hz.Peygamberimiz de; “Ana hakkının baba hakkından üç kat ağır olduğunu” bildirmiştir. (Müslim, Birr2, Riyaz C 12, Sh:424)
Rasülüllah Efendimiz (a.s) bir Hadisinde şöyle buyurur; “Evlatlarınızı kız ve erkek diye ayırmayın. Rabbim müsade etseydi ben kız çocuğunu tercih ederdim” (Buhari, Müslim)
Hz.Peygamberimiz (a.s) kadın haklarına saygı gösterilmesini istemiş, Veda Hutbesi’nde konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur; (Ey insanlar!) Kadın haklarına riayet etmeniz hususunda Allah’a karşı gelmekten sakınınız. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz” (Müslim, Hac 147)
Rasülüllah Efendimiz erkeklerin eşlerine karşı katı, kaba, zorba ve merhametsiz olmamalarını onlara sözlü ve fiili şiddet uygulamamalarını, kötü sözlerle tahkir etmemelerini istemiş (Ahmed b.Hanbel cilt 5, Sh:5) ve “Kadınlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin onlara vurmayın ve onları kötülemeyin” buyurmuştur. (Ebu Davut, Nikah 42)
Kur’an kadın ile erkeği birbirini tamamlayan ve birbirine destek veren iki insan olarak görür. Kadın için de erkek için de Allah katında değer ölçüsü takvadır. (Allah’dan korkarak emrine riayet etme) İslam dininin korumayı emrettiği, dini, aklı, nesli, nefsi ve malı koruma konularında kadın-erkek ayrımı yoktur. Erkeğin namusu nasıl mukaddes ise aynı değer kadın için de mukaddestir.
Kur’an-ı Kerim; kadının iman edip Allah’a ve peygamberine itaat etmesini Kur’an ahlakına sahip olmasını iyi bir anne, iyi bir eş, kısaca iyi bir insan, iyi bir müslüman olmasını ister. Kadının horlanmasını, zulme uğramasını şiddet ve baskı yapılmasını, şehvet metaı gibi görülmesini ve reklam vasıtası yapılmasını istemez.
Kur’an-ı Kerim; değerli üstün ve şerefli olmanın cinsiyette, ırkta, renkte, malda, mülkte, makamda ve mevkide değil “takva” da olduğunu bildirir. (Sure-i Hucurat Ayet:13, Sh:516) Erkeğe olduğu gibi kadına da bu mesajı verir. Mutteki bir insan olmasını ister.
Kadın denilince sadece eş anlaşılmamalıdır. Kadınlar, geniş bir yelpaze içinde düşünülüp değerlendirilmelidir. Kur’ana göre kadın ve erkek Allah’a itaat, tevazu, ibadetler, doğruluk, sabır, yardım, namusu koruma, Allah’ı anma hususlarında eşit olarak kabul edilmiştir. Yüce Allah kadın ve erkeğin her ikisine ayrım yapmadan görev ve sorumluluk yüklemektedir.
Şu Ayeti mealdeki kadın ve erkeğin dini görev ve sorumluluğunu bildirme açısından Kur’anın en belirgin ayetidir:
“Şüphesiz müslüman erkeklerle, müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkeklerle Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok anan (zikreden) erkeklerle Allah’ı çok anan kadınlar var ya işte onlar için Allah (c.c) bağışlanma (af) ve büyük bir mükafat (cennet) hazırlanmıştır.” (Ahzap Suresi Ayet 35, Sh:421)
Netice olarak; Hz.Peygamberimiz (a.s) mealen kadınlarla iyi geçinin (Nisa 19) Ayeti Kerimesinin gereğini hakkıyle yerine getirmiş, ashabını da bu yönde eğitmiş, müslümanlara gerekli tavsiyelerde bulunmuştur. Bu itibarla insanlık aleminin olmazsa olmazı konumunda olan kadına gereken değeri ve önemi vermiş kadını onurlu bir kul, saliha bir insan, kendisiyle Cennetin kazanıldığı bir anne (Suyuti Camissağır cilt 1, Sh:42, No:3657) güven ve huzura erildiği bir eş (Rum Suresi, Ayet 21, Sh:405) adalet ile davranılması gereken bir evlat (Müslim, Hibat 13) olarak görmüştür.
Kadınların itilmesine, horgörülmesine, haklarının gasp edilmesine, sözlü ve fiili şiddet uygulanmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Yine Efendimiz (as) kadınlara iyi davrananları, insanların en hayırlısı olarak zikretmiştir. (İbn. Hübban Nikah 9/484)
Kadınları, reklam ve şehvet aracı olarak gören çağımız insanının Hz.Peygamberin çağları kucaklayan anlayış ve görüşünce örnek ve üstün ahlakına ne kadar da çok ihtiyacı var.
Görevimiz; kadınlara, bilinçli yaratılış gayesine uygun, şerefli, kibar ve şefkatli bir insan, bir eş, bir anne olmalarını hatırlatmaktır.
Hoşçakalınız.