8.06.2018 19:21:59 982 Okunma

ZEKAT

Mali bir ibadet olan zekat “nisap” miktarı ticaret malına, altın veya gümüşe veya hayvanlardan beş deve, otuz sığır, kırk koyun, toprak ürünlerinden (zirai mahsullerden) azıda çoğuda zekata tabidir. (İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre)
Nisap miktarı 200 dirhem gümüş (595 gram) altın 20 miskal (85 gram) sahip olanlar dinen zengin sayılırlar. Bunların günün şartlarına göre tutarı üzerinden %2,5 TL. zekat verilir. (islam, İlmihal I Sh:434)
Zekata tabi mallarda aranan şartlardan biri de o malın üzerinden bir kameri yılın geçmiş olması şarttır. (Malın çoğalması aranmaktadır. Toprak mahsullerinin zekatı hasat mevsimi ödeneceğinden onlar da bir senenin geçmesi şartı aranmaz (toprak mahsülleri yağmur suyu ile elde edilirse %10, masraf edilerek edilirse %20 zekat verilir)
Zekata tabi mallarda aranan bir şart da Nema’dır. Sözlükte artmak, çoğalmak anlamına gelir.
Bugünkü anlamda Nema malın sahibine gelir, kar, fayda temin etmesi, yahut kendiliğinden çoğalma ve artma özelliğine sahip bulunmasıdır. Böyle mallara nami mallar denir.
Kadınların boynundaki inciler, yakuttan elde edilen süs eşyaları zekata tabi değildir. Sarraf dükkanındaki inciler yakutlar mücevherler ticaret malı olduğundan zekata tabidirler.
Kelime-i Şehadet temeli üzerine kurulan İslam binası bedeni ibadetlerden namaz, oruç ile mali ibadetlerden zekatın verilmesi, Haccın ifası ile tamamlanmış olur. Zekatını vermeyen kimsenin namazında hayır yoktur. Bir Hadis-i Şerif’de Efendimiz: “İslami faaliyetinizin tamam olması mallarınızın zekatının verilmesiyle olur” buyurmuştur. (Et Tergip Vet terhip Cilt 1, Sh:520)
Bir toplumda zenginlerin ve fakirlerin bulunması doğaldır. Fakat doğal olmayan bunların birbirlerinin haklarını gözetmemesi ve sosyo ekonomik açıdan toplumda gelirim ve gerginlik sebebi olmasıdır.
Kur’an-ı Kerim’de bu yönde yapılan düzenlemelerle bunun engellenme ve giderilme yolları teşhis edilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de cennet ehli müttekiler tanıtılırken onların dünyada güzel davranan kimseler olduğundan söz edilip ” ... ve mallarında muhtaç ve mahrumların hakkı vardır” buyuruluyor. (Ez Zariyat Suresi Ayet 19 Sh:520)
Bir başka Ayet Celilede “Namaz kılan ve bunda daim olanların eline mal geçip zengin olunca cimrileşen kimseler gibi olmadıkları belirtilerek bunlar sahip oldukları mallarda muhtaç ve mahrumun belli bir hakkı bulunduğunu unutmazlar” buyuruluyor. (Mearic suresi Ayetler: 22-23-25 Sh:568)
Kur’an-ı Kerim’de zekat toplumsal temizleme ve arıtma anlamında kullanılır. Cenab-ı Hak (c.c) buyuruyor ki “Habibim onların mallarından temizlenmiş ve arıtmış geliştirmiş olursun” (Tevbe suresi Ayet: 103 Sh: 202)
Zekat hicretin ikinci yılında Ramazan orucundan sonra farz kılınmıştır. Zekat emri namazla birlikte Kur’anda 27 Ayeti celilede birlikte zikredilir. Zekat, malların sigortasıdır. Hz.Peygamberimiz (a.s) “Mallarınızı zekat vererek koruyun” buyurur. (Et tergip vet terhip cilt : 1 Sh:520)
Cenab-ı Hak fakirin hakkını zenginde bırakmaz. Zekatı verilmeyen mal birgün mutlaka yangın, sel vs. elden çıkar gider acısı kalır.