2.11.2018 17:54:58 1462 Okunma

İyiliği emretmek kötülüğü yasaklamak

Toplumda yaşayan müslümanların birbirini ikaz ederek “Emri Bilmaruf (meşru olanı emretmek) Nehyi anil münker (kötü haram yasak olanlardan) yasaklamak vazifesi, dinimizin emirlerinden biridir.
İbn Mesud (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Hz.Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurmuştur; “İsrail oğulları arasında bozgunluk şöyle başladı: Bunlardan birisi günah işleyen diğer birisine rastlar. Allah’tan kork, yapmakta olduğun bu kötü işi bırak, zira o iş sana helal değildir” der. Ertesi gün yine o adama aynı halde rastlar. Böyle olduğu halde o adam yiyip içmekten ve onunla düşüp kalkmaktan çekinmezdi. Onlar böyle yaptı Allah-ü Teala (c.c) bunların kalplerini birbirine benzetti. Sonra şu mealde ayetleri okudu; “İsrail oğulları içinde kafir olanlar, isyanları ve hududu aşmaları yüzünden Davut ve Meryem oğlu Hz.İsa’nın diliyle lanetlendiler. Onlar yaptıkları günahlardan birbirini men etmeye çalışmazlardı. Bu ne çirkin birşeydi. Bunlardan bir çoğunun kafirleri dost tuttuklarını görürsün. Onların nefisleri Allah’ın (c.c) azabına götürdü. Onlar azabı ilahide daim kalacaklardır” (Maide Suresi Ayet 78-79-80-81)
Sünnet ehli insanların Nebinin (a.s) insanlığa takdim buyurduğu İslam üzerine sabit kalmalarında ısrar ederler, hangi şartlarda olursa olsun mü’minlerin sünnet çizgisinden sapmamalarını ısrarla beyan edip, islamla çatışan her çeşit fitne ve fesat hareketlerine karşı uyanık olmaları ve emri bilmaruf nehyi anil münker vazifeleri yerine getirmelerini ferman buyurulmuştur.
Bu göreve ısrarla yerine getirenler İslam için herşeyini verip her çeşit fitneye karşı koyacak bu topluluğun varlığını bize haber vermiştir. Efendimiz şöyle buyuruyor; “Bu ümmetin nihayetinde bir toplum çıkacak islamın başlangıcındaki inanan ilk topluluğun elde ettiği ecrin (sevabını) elde edeceklerdir. Onların özelliği, marufu (meşru olanı) emretmeleri, münker (yasak ve haram olanları) nehyetmeleri ve her çeşit fitne ile savaşmalarıdır.
Habibinin sözlerini teyid eden Yüce Allah, Ali İmran Suresinin 104.ayetinde şöyle buyuruyor; “Sizden hayra çağıran iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Kur’an Sh:62)
Müfessirler bu ayetin emri uyarınca müslümanlar içinde iyiliği emreden kötülükten alıkoyan bir ictimai (sosyal) kontrol müessesesinin bulunmasının müslümanlar için farz-ı kifaye olduğunu belirtmişlerdir. Bu görev yerine getirilirken muhatabı kırmadan darıltmadan ikazlarını yapmalıdırlar.
Cenab-ı Hak aynı surenin 110.ayeti celilesinde de şöyle buyuruyor; “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiliği emreder kötülükten men eder (yasaklar) Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap (Hıristiyanlar, Yahudiler) de inansaydı elbette bu kendileri için çok iyi olurdu. Gerçi içlerinde iman edenler var, fakat pek çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Kur’an Sh:63)
Müfessir Beyzariye göre bu ayetin müslümanlarla ilgili ilk kısmı bazı alimlerce icma-ı ümmetin şeri hükümler çıkarmak için bir hüccet (delil) teşkil ettiğine delil olarak gösteriliştir.
Bu görevde usul: Rasülüllah Efendimiz şöyle buyuruyor;
-Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin (gidersin). Buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin. Bunada güç yetiremezse kalbiyle Buğzetsin ki bu imanın en zayıf (tezahürü) dür. (Tarikat-i Muhammediye Şerhi Sh:36, Celal Ylıdırım)
Bazı alimlere göre el ile gidermek hükümdar ve icra mevkiinde olanlara dil ile gidermek alimlere kalben benzetmek halk üzerine vaciptir.
Hoşçakalınız.