22 Şubat 2019 Cuma 1661 Okunma

Dirilen ölüler

Ba’sü ba’del-mevt: öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmak, iman esaslarından altıncısıdır. Birçok insanın önem vermediği ancak ahiret hayatına inanmak gerçek müminliğin şartıdır. İslam inancına göre tekrar diriliş hem beden hem de ruh ile olacaktır.
Buna göre insan öldükten ve çürüdükten sonra Hz.Ebu Hüreyre’nin (r.a) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerife göre insanın kuyruk sokumundaki (Acbüzzeneb) dışında insanın bütün bedeni çürüyüp yok oluyor. Yeniden yaratılma işi kuyruk sokumundan başlar. Hz.Allah (c.c) gökten bir su indirir herkes bitkiler gibi yeniden canlanır. (Buhari1 Müslim Fiten 28, Riyazüsalihin cilt 7, sh:501) (Erham yay.)
“Acbüzzeneb” kuyruk sokumundaki en küçük kemik atom parçasıdır. Hz.Peygamberimiz (a.s) “mihne hulika ve minhü yeterekkeb”(insanoğlu) ondan halk oldu, tekrar ondan meydana gelecektir” buyurmuşlardır. (Bakınız Elmalılı Tefsiri Cild 5 sh:184) (Tekrar diriliş için bakınız Yasin Suresi Ayet 78-79, El Hac Suresi Ayet 5, En Nur suresi Ayet 24-25)
Cenab-ı Hak (c.c) Kuran’ı Kerim’inde ölüpte dirilenleri öldükten sonra dirilmenin bir delili bir kanıtı olarak bizlere bildirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’in 42.sahifesindeki Bakara Suresi’nin 259.ayetinde anlatır. Ayeti Celilenin nüzulü hakkında iki ayrı isim zikredilirse de daha yaygın olan rivayete göre yıkılmış harab olmuş kasabaya uğrayan Hz.Üzeyir (a.s) peygamberdir.
“Hz.Üzeyir (a.s) azığını almış eşeğine binmiş giderken evlerini yıkılmış harabe haline gelmiş. Orada oturanlardan kimse kalmamış bir kasaba veya köy yıkıntılarının yanına gelir. Orada konaklar. Etrafına bakar. Bu şekilde ölenlerin nasıl dirileceğini düşünür. O anda uykusu gelir yatar. Hz.Allah (c.c) onu öldürür. Yüz sene sonra diriltir. Yiyecekleri hiç bozulmamış ancak eşeği çürümüş sadece kemikleri kalmıştır. Yıkık kasabada imar edilmiştir. Uyandığı ilk anda bir gün kadar veya daha az bir zaman uyuduğunu zanneder, yiyeceklerine bakınca gerçekten böyle olduğunu sanır. Eşeğine bakınca durumu anlar. Hz.Allah (c.c) buyurur: “Seni ecelin geldiği için değil sırf bir ibret için seni insanlara ahiret inancı için bir delil Hakkın gücünün gönülen bir delili kılmak için böyle öldürüp dirilttik” (Elmalılı Tefsiri Cilt 5, Sh:181-183)
Öldükten sonra dirilenlerin kıssası, Kur’anı Kerim’in 292.sahifesindeki 18.el Kehf suresinde dokuz ila ondördüncü ayeti celilerde anlatılan “Ashab-ı Kehf” kıssasıdır. Hz. İsa (as) peygamber zamanında yaşanmış bir olaydır. “Kehf” dağda bulunan genişçe bir mağara demektir. Rakim dağın adıdır.
Hz.İsa Peygamberin asrında (Dakyanus) isimli kafir putperest bir kral halkına putlarına kurban kesmelerini emreder kesmeyenlerin cezasının ölüm olduğunu ilan eder. Rum eşrafından olan bir grup delikanlı kafir hükümdarın putlarına tapmayı redederek bulundukları yerden “biz tek olan Rabbimizden başkasına ibadet etmeyiz” diyerek uzaklaşırlar. Adetleri beş, yedi veya sekiz olmaları ihtilafı vardır.
Kafir Dakyanus’un şerrinden zulmünden kaçan o yiğit gençler dağdaki büyük mağaraya sığınmışlar ve: Rabbimiz bize tarafından rahmet ver ve bize şu durumumuzdan bir kurtululuş yolu hazır ol demişlerdir. (Kehf Suresi Ayet 10) “Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar (işitmesinler diye) perde koyduk (uykuya daldırdık) (11.Ayet)
“Uyuyan gençlerin köpekleri de mağaranın girişinde yatmaktadır.” Tevhid inancına bağlı bu gençler üç yüz küsür sene uyku halinde mağarada kaldılar. ‘Böylece biz aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık. İçlerinden biri Ne kadar kaldınız? dedi. (Kimi) “Bir gün yada günün bir parçası kadar kaldık dediler. Kimi de şöyle dediler: “ Rabbimiz kaldığımız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz içinizden birini şu gümüş parayla şehre gönderinde baksın (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise ondan erzak getirsin, ayrıca nazik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. (Kehf suresi 19.ayet sh:294)
Beyzai tefsirine göre şehre gönderilen adam elindeki parayı harcamak üzere çıkarınca şehir halkı paranın üzerindeki kral Dakyanus’un resmini görür ve adamın bir hazine bulduğunu sanarak kendisini devrin hükümdarına götürür. (Çünkü aradan üç yüz sene geçmiştir) Anlatılan kıssa Tarsus kentinin yakınında geçmiştir. Artık bu hükümdar tevhit inancına bağlı bir Hristiyandır. Genç adam, krala başlarından geçenleri anlatır. Hep birlikte mağaraya giderler. Ve gencin anlattıklarının doğruluğunu hayretler içinde görürer. Yeniden dirilmenin imkanını ispatlayan bir müşahededen sonra Hz.Allah (c.c) bu gençleri tekrar ebediyet uykusuna daldırır. (Açıklamalı Kur’anı Kerim Meali Sh:294)
Cenab-ı Hak (c.c.) Saffat Suresi’nin 19-20-21  ayetlerinde şöyle buyuruyor: “O (ahiret dirilmesi) korkunç bir sesten ibaret olacak o anda hemen onların özleri açılıp etrafa bakacaklar. (Buradaki korkunç ses ikinci sur’un üfürülüşüdür)
(Duruma gören kafirler) : Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler. İşte bu yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür”
Cenab-ı Hak (c.c) aklı başında olanların öldükten sonra diriliş inancını nasip eylesin.
Hoşçakalınız.