15 Mart 2019 Cuma 812 Okunma

Çanakkale geçilmez

Çanakkale Harekatı 1.Dünya Savaşı’nın en önemli askeri faaliyetlerinden birini teşkil eder. Çanakkale Savaşının iki dönemi vardır. Birinci dönem 19 Şubat’tan başlayarak 18 Mart 1915 gününün büyük zaferiyle Türk Tarihine mal olan harekattır. İkinci dönem 25 Nisan 1915 Pazar günü sabahı başlayıp 8,5 ay aralıksız “Kara savaşlarıyle” sürdürülen dönemdir.
Türk Tarihinin altın sahifelerinden birinin yazıldığı Çanakkale yahut Gelibolu muharebelerinde henüz sayısı tam olarak tesbit edilmemiş tahminen 300 bin civarında Müslüman Türk şehit olmuştur. Kendisinden kat kat üstün düşman ordusunun karşısında tarihin en kahraman savunmalarından birini daha gerçekleştiren Türk milleti bu savaş sırasında gözünü kırpmadan şehadet mertebesi için ölüme koşmuştur.
Çanakkale’yi geçemeyen İngiliz ve Fransızlar bu cephede Türklerin karşısında perişanlıklarını ve acziyetlerini itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Bakın İngiliz başkomutanı Hamilton şöyle diyor: “Hayret edilecek bir durum var. Türkler hücuma kalktıkları zaman Allah Allah, deyip tanrılarından yardım diliyorlar. İşte bu Allah sevgisi ve inancı Mehmetçiği galip getirmiştir. (Gelibolu günlüğü Gen.Hamilton Çeviren: Osman Öndeş)
17 Mart 1915 Bozca Ada’da Akdeniz orduları başkumandanı General Hamilton’un katıldığı bir toplantıda görüşülen “Deniz Harekatı” planına göre bir hafta önce mayınlardan temizlenmiş olan boğazın aşağı kesimlerinde bütün savaş gemileri kullanılarak boğaz zorlanacak ve geçilince İstanbul işgal edlecekti.
Fakat aynı günün akşamı Türk donanmasına mensup Nusret Mayın Gemisi’nin karanlık liman bölgesini mayınlaması deniz harekatının kaderini değiştirecektir. (İslam ansk. Cilt 8, saife 206)
Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Bey (Çobanlı) 17 Mart saat 17.00’de bütün kontrolleri bitirip yorgun düşer. Heyacan ve korkuyla beklemeye başlar. Yorgunluktan kendinden geçen ve rüyasında Hz.Peygamrimizi (a.s) görür ve kendisini: “Evladım! Eldeki mayınları karaya paralel şuralara döşeyin” buyurarak Karanlık Liman bölgesini işaret buyururlar.
Birden uyanan Cevat Bey elde mayın var mı ki diye görevlilere sorar. “Almanların işe yaramaz dedikleri 26 mayınımız var” cevabını alır. Derhal o mayınları Efendimizin tarif ettiği şekilde karanlık liman bölgesinde sahile paralel döşerler. İşte bu 26 mayın savaşın seyrini değiştirir.
Bu yirmi altı mayın Churchill’in de içine oturmuş 1930 yılında Revuede Paris adlı dergiye şu beyanatı vermiştir:
1.Dünya Savaşı’nda yüzbinlerce insanın ölümüne ve 5000 adet ticaret ve harp gemilerinin batmasına başlıca sebep Çanakkale’nin karanlık liman sularına bir gece önce döşenen bir dizi 26 adet mayınlardır. (Gelibolu Günlüğü Gen. Hamilton Çev: Osman Öndeş)
Şanlı tarihimizin altın sahifelerini dolduran Çanakkale Zaferi öyle bir köşe yazısına sığmaz. O zafer ciltler dolusu tarih sahifelerini dolduracak kadar geniş ve övgüye layıktır. Çanakkale Savaşı’nda itilaf devletleri müstemlekelerinden getirdiği sayısız askerleri arasında Hindistan’dan, Avustralya’dan Anzaklardan ve Kanada’dan getirilen binlercesi karşısında olumsuz şartara rağmen Mehmetçik cahhıraş savaşmıştır.
Bir Hatıra: Çanakkale Savaşı’na katılan bir kumandan subay şöyle anlatıyor: Savaşın şiddetle devam ettiği günlerden birindeyiz. Bir aralık yanımda bir ayak sesi duyar gibi oldum. Geriye dönüne Ali Çavuş ile karşılaştım. Yüzü sapsarı olmuş büyük bir ızdırap çektiği her halinden belliydi. Daha neyin var demeye kalmadan o herşeyi anlatmaya yetecek kolunu bana gösterdi. Sol kolu aldığı bir şarapnel parçasıyla kopacak şekilde ve bileğinin dört parmak kadar üstünden düşecekmiş gibi sallanıyordu. Ali Çavuş diyerini sıkarak ıztızabını yenmeğe çalışıyor sağ elindeki çakıyı bana uzatarak “Şunu kesiver komutanım” dedi. Gayri ihtiyarı çakıyı aldım ve derinin ucundan sallanan eli kolundan ayırdım. Bu tüyler ürpeten vazifeyi yaparken birşey söylemiş olmak için “Üzülme Ali Çavuş Allah vücuduna sağlık versin” diye mırıldandım. O yere düşen elini, elsiz kalan koluna ve bir oluktan boşanırcasına akan kanlara kıymet bile vermiyordu. Sadece “Vatana feda olsun, yurdumuz sağ olsun diye söyleniyordu.
Ali Çavuş yalnız elini değil çok geçmeden hayatını da bu vatan uğruna feda etti. Gözlerini hayata umarken de ayni şeyleri tekrarladı “Vatan sağ olsun” “Allah imandan ayırmasın”
İyiliğe karşı kötülük: Bir ara sükünet bulan savaş meydanında Yarbay Hasan Bey ölen düşman askerleri arasında bir Fransız askerini kıpırdamadan görünce üzerine eğildi. Omuzundan tutarak çevirdi. O anda yaralı Fransız askeri ani bir hareketle elindeki kasaturayı Yarbay Hasan Bey’in göğsüne sapladı. Alay Komutanı gafil avlanmıştı. “Ahh diyerek yere yıkıldı” Olaya müdahele edilmişse de geç kalınmıştı. Yaralı Yarbay “Allah şahidim kötü bir niyetle yaklaşmadım” dediği duyuldu.
Alay imamı başında Kur’andan 7-8 Ayet okumuştu ki Yarbay Hasan Bey “İmam Efendi “La havle vela kuvvete illa billahilaliyyilazim” duasını 33 kere okuyuver, dedi. Kendiside imamla beraber okudu ve “Beni ayağa kaldırınız” dedi. Kollarına girip ayağa kaldırdılar. Birden “La ilahe illallah, Muhammedün resulullah” dediği  gözlerini ileriye dikmişti. Yüzünde bir tebessüm belirdi ve yüksek sesle : “Niçin zahmet buyurdunuz Ya Rasülüllah” diyerek ruhunu teslim etti. Çanakkale Zaferi’nin 103.yıl dönümünde Çanakkale şehitlerine binlerce Fatihalar ve Allah’ın sonsuz rahmetini niyaz ediyorum.
Hoşçakalınız