10 Mayıs 2019 Cuma 888 Okunma

ONBİR AYIN SULTANI RAMAZAN AYI

Ayların en faziletlisi mübarek Ramazan ayıdır. Yüce Rabbimiz bu ay hakkında şöyle buyuruyor:
“Ramazan ayı, insanları yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildiği mübarek aydır. Sizden her kim hilali görürse (Ramazan ayına kavuşursa) oruç tutsun. Kim o aydı hasta veya yolcu olursa (oruç tutmayabilir.) tutmadığı günler sayısınca Ramazan ayı dışında tutsun (tutmadığı günleri kaza etsin) Allah C.C. size kolaylı ister, zorluk istemez...” (Bakara Suresi Ayet: 185, sh: 27)
Rasulüllah Efendimiz (A.S) kim Ramazan ayında, inanarak ve sevabını Allah’dan bekleyerek oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır buyuruyor. (Riyaz, 5/472)
Bir başka hadisi şerifinde Efendimiz şöyle buyurur:
“Oruç fenalıklara karşı bir kalkandır. Oruçlu sakın kötü söz söylemesin, şamata ve gürültü etmesin. Şayet biri kendisiyle münakaşaya kalkarsa ona iki kere “Ben oruçluyum karşılık vermem desin” (Buhari tecrid cilt 6, sh:295)
Oruç ibadeti, riya karışmayan kutsal bir kulluk vazifesi olup sevabı fazladır. Bir kudsi hadisi şerifte şöyle buyuruluyor:
Ademoğlunun her iyi ameli, on mislinden başlayarak yedi yüz misline kadar mükafatlandırılır. Fakat Cenab-ı Hak buyuruyor ki: Oruç böyle değildir. Çünkü oruç benim içindir (riya karışmaz) Onun mükafatını da ancak ben veririm. Çünkü kulum zevk ve arzularının, yiyip içmesini benim için bırakmıştır. (Buhari 3/26 Müslim 3/158)

TARİHTE ORUÇ:
Nuh (a.s.) peygamberin bütün seneyi oruç tutarak geçirdiği, Davut (a.s) peygamberin gün aşırı oruç ttuğunu dinler tarihinden öğreniyoruz. Tevrat’ta Hz.Musa (a.s)’nın kırk gün, incil’de Hz. isa (a.s.)’nın da Hz. Musa’ya tabi olarak kırk gün oruç tuttuğu kaydedilmektedir. Sapıklar orucu perhiz zannederlerken Müslümanlıkta oruç ise sair milletlerin perhizde aradıkları gibi vücudu zayıflatmak için değil, bilakis sağlık durumuna hizmet için yapılan bedeni bir ibadettir. Hz. Peygamberimiz (a.s.) “Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz” buyuruyor. (Buhari-Müslim)
Mekke’de İslam’dan önce Kureyş, Muharrem ayının onuncu Aşure gününde oruç tutarlardı. Ve ayni günde de Kabe’nin örtüsü yenilenirdi. Hz. Peygamberimiz de Aşura günü oruçlu bulunurdu. Medine’ye hicret buyurdukları zaman, Musevilerin de aşura günü oruç tuttuklarını görmüşlerdi.
Ramazan orucu Hicret’in ikinci yılında farz olunmuştur. Bu tarihten sonra da Aşura günü oruç tutmak müstehap oldu. (Sevap kazanmak isteyenler tutar) Rasulü Ekrem Efendimiz (a.s.) hayatında dokuz ramazan orucu tutmuşlardır. Bunlardan dördü 29 gün, beşi de 30 gün üzerinedir. (Mecelletül ezher)
Oruç, imsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme-içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmaktır. İmsak ve iftar vakitleri takvimlerde bildirilmiştir. Hz. Peygamberimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurur:
“İslam dini beş temel üzerine kurulmuştur. Allah’dan başka ilah olmadğına Hz. Muhammed’in (a.s.) onun kulu ve Rasulü olduğuna inanmak. Namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve gücü yetenlerin Hac ibadetini yerine getirmesidir.” (Buhari iman 34, Müslim imam 8)
Orucun farz kılındığını bildiren ayeti celilenin meali:
“Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, size de sayılı günlerde (Ramazan ayında) oruuç tutmak farz kılındı. Bu sayede kendinizi koruyacaksınız. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar, oruç tutmayıp başka aylarda kaza edebilir. Oruç tutmada zorlanan yaşlılar ise bir fakirin (sabah-akşam doyumluğu) bir “fidye” vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur. Fakat yine de eğer bilirseniz (misafirliğiniz kolay geçerse)e oruç tutmanın sizi inçin daha hayırlıdır.” (el Bakara Suresi ayetler:183-184, Sh.:27)
Oruç, sağlığa kavuşmak için bulunmaz bir fırsattır. Vakitler uzun olsada tutulmasında Cenabı Hakk’ın emri ve kolaylığı vardır, mutlaka tutulmalıdır.
Sevgili okurlarımızın Ramazan ayını tebrik eder, oruçlarının kabulünü niyaz ederim.
Hoşçakalın.