9 Ağustos 2019 Cuma 341 Okunma

AREFE VE ARAFAT

Arefe günü Kurban bayramından bir gün öncesi güne verilen isimdir. Arefe günü oruç tutmak çok sevaptır.Rasülüllah Efendimize "Arefe" günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da;


"Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına keffaret olur." (affettirir) buyurdu: (müslim,Tirmizi,İbn-mace,Riyazür-Salihin cilt 5,Sh : 531)


Ramazan bayramından bir gün öncesine de "Arefe günü"denilir. "Arefe; bildi, anladı"  manasına gelir. Kurbanın aslı İbrahim peygambere dayanmaktadır. Hz.İbrahim M.Ö 2500 yıllarında Irak’ın Sümer şehirlerinden "Ur" sitesinde dünyaya geldi. Hz.İbrahim’in evli olduğu Sare isimli kadından çocuğu olmuyordu. Kendisine halef olacak salih bir evlad istiyordu. Cariyesi Hacer isimli kadınla evlendi. Hz.İbrahim,Ya Rabbi! bana salih bir erkek evlad verirsen onu sana kurban bile ederim diye dua etti. Seneler geçti Hacer isimli eşinden "İsmail" isimli oğlu doğdu. İsmail büyüdü. Hz. İbrahim, duasını unutmuştu. Zilhicce ayının yedinci, sekizinci günün gecelerinde birer rüya gördü: Rüyasında: "Oğlunu kurban et" deniliyor. Hz.İbrahim rüyalarının sadakatini düşünüyordu. Dokuzuncu günün gecesinde rüyasında İsmail’in kurban edilmesi isteniyordu. Hz. İbrahim A.S. "Anladı, bildi"  İsmail’İn kurban edilmesi muhakkaktı. O gecenin gününe "Arefe" denildi. Oğlu İsmail koşar, gezer haldeydi, bir yaşına gelmişti. Hz.İbrahim konuyu açmıştı :





“Oğlum! Ben rüyamda seni kurban keser görüyorum.Sen buna ne dersin?”


Hz.İsmail : “Baba nasıl emrolundu isen onu yap (kes)” diye cevap verdi. (Saffat Suresi Ayet : 102,Sh : 448)


İşte Kurban ibadetinin tarihi başlangıcı. Hz.İbrahim (a.s) oğlunu kurban kesmeye yatırdı. Fakat bıçak kesmedi. Hz.Allah (c.c) buyurdu :


“Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin biz iyileri böyle mükafatlandırırız.Bu gerçekten çok açık bir imtihamdır,diye seslendik.” (104-105-106. ayetle, Saffat suresi) "Biz oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik." (Saffat Suresi A: 107)


Hz .İbrahim gökten indirilen büyük bir koçu oğlunun yerine kurban kesti.


Arafat : Mekke’nin 25 km güney doğusunda ova görünümünde düz bir alanın adıdır. Arafat, Hıll bölgesinde Harem sınırları dışında kalır. Hac ibadetinin rükulerinden ( farzlarından ) biri olan "VAKFE"  burada yapılır. Rasülüllah Efendimiz "El Haccü Arefetün (buyurur) "Hac Arefedir" buyurur


Zilhicce ayının dokuzuncu arefe  günü, güneşin zevalinden (güneşin tepe noktasını geçtikten sonra) Vakfe başlar. Ertesi bayram günü şafak vaktine kadar devam eder. Burada kısa bir süre kalınsa da Vakfe yapılmış olur. Arafat’da Vakfe yapılmadan Hac görevi yapılmış olmaz. Arafat ‘ ın ortasında Cebel-i Rahmet (Rahmet dağı) vardır.


Milyonlarca Hacı arefe günü Arafat ‘ da öğlen namazını ve ardından ikindi namazını kılarlar. (Cemi Takdim) Sonra ağlaşarak büyük bir dua başlar. O an yalvarış ve yakarışın zirvesidir. Cenabı Haktan af ve haccın kabulünü, dünya ve ahiret seadeti için dua edilir. Bir kutsi hadis de: Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Ey meleklerim! şu uzak ülkelerden gelip tozlar, topraklar içinde kalmış kıyafetleri perişan, benden Rahmet ve inayetimi niyaz edip yalvaran, yakaran kullarına bakınız, siz şahit olun bende onları af ve mağfiretime nail edip affedeceğim” buyurur.


Cenabı Hak C.C. bizleri de Arafat ‘da af ettiği kulları arasına dahil eylesin. Sevgili Okurlarım! Arefe günü öğleyin Arafat ‘da yapılan duayı TV ekranlarını dinleyerek Amin demeye davet ediyorum.


Bayramlarınızı tebrik ediyorum…