9.08.2018 19:46:32 1800 Okunma

KURBAN SADECE HAC’DA FARZ, DİĞERİ GELENEKSELDİR-2

 


Hacı adaylarının Mekke'de kestikleri kurban, Hedy Kurbanı olarak isimlendirilmektedir. Zamanla da bu kurban kendi içinde Şükür Kurbanı, Ceza /Keffaret Kurbanı, Adak Kurbanı, İhsar Kurbanı ve Nâfile (Tatavvu’) Kurbanı olmak üzere 5 çeşit olmuştur.


Beşer /insan olarak güvensiz ve korkak yapımız, her şeyi ve özellikle İnançla ilgili olanı hemen abartmaya ve aşırılaştırmaya /ifratlaştırarak uygulamaya yatkınız. İşte bu özelliğimiz nedeniyle de Hac dışında da farzmış gibi atalarımızdan birileri de Kurban kesmeyi Hac dışına da taşımışlar ve bu uygulama da daha birçok Kur'an dışı uygulama gibi gelenekselleştirilmiştir. Halbuki gördüğümüz gibi Bakara-196 ncı ayet ile Hacı olana bile, Mekke dışında Kurban kesmesine müsaade edilmemektedir.


Mekke dışında olan ve Allah'ın önermediği bu uygulama, insanlık tarihindeki uygulamaların bir nevi devam ettirilmesine dayanmaktadır diye düşünüyorum. Ve bunun temelinde yine insanın güvensizliği, güçsüzlüğü ve korku duygusu yatmaktadır. Çünkü Hac dışındaki kurbanda, daima insanın şu düşünceleri etkili olmuş ve halen olmaktadır.  



  1. 1.         Hac farzı: Mekke’deki Hacı adayları için. 

  2. Hayranlık: İnsanlar çeşitli sebeplerle bazı şeylere (gök, ay, güneş, hayvan vs.) hayranlık duymuşlar, bu hislerini de o hayran oldukları varlıklara kurban sunarak dile getirmişlerdir.

  3. Şükran: Yeryüzünde çok çeşitli nimetlere sahip olma şansına erişen insan, bunları kendisine ihsan ettiğini düşündüğü Tanrı ya da Tanrılara kurban sunmak suretiyle, şükrünü ifade etmiştir. Yani kurbanı bir teşekkür vasıtası olarak düşünmüştür.

  4. Gönül Alma: İlkel dinlerde insanlar, Tanrı /Tanrıların gazabını dindirmek ya da işlemiş oldukları suçların cezasından kurtulmak için kurban eyleminde bulunmuşlardır. Kurbanı bir tür gönül alma vasıtası olarak kullanmışlardır. Ne de olsa “Yarım elma, gönül alma” için yeterlidir.

  5. Pazarlık (Adak): İnsanlar bazı isteklerinin Tanrı/Tanrılar tarafından kabul edilmesini istemişler/ dilemişlerdir. Dilekleri yerine gelince de Tanrı’ya bu lütfunun karşılığı olarak kurban sunmuşlardır.

  6. Kefaret: İnsanlar yaptıkları fenalıklar ve işlemiş oldukları cürümlerin karşılığı olarak kurban eylemini gerçekleştirmişlerdir.


       Kurban kesme uygulamasını kabul edenlerin ileri sürdükleri dayanaklar


Hac dışında kurban kesme adeti için 3 dayanak ileri sürülmektedir:



  1. 1.    Rivayete göre, ilk doğan 2 kızdan güzeline kavuşmak amacıyla, Adem'in 2 erkek çocuğundan hayvancılıkla geçinen Hâbil bir koç, çiftçilik yapan Kâbil ise bir deste ekin adamıştı. Hâbil ile Kâbil’in Allah’a adak hadisesi insanlık tarihindeki ilk “adak kurbanı” olmaktadır. Maide-27 nci ayete göre Allah’ın her adak veya kurbanın değil, kişinin takva durumuna göre bazılarının kabul, bazılarının da ret edileceği vurgulanmaktadır.


Maide-27. “Ya Muhammed! Onlara Adem'in iki oğlunun (Habil ve Kâbil'in) gerçek olan olayını anlat. Şöyle ki; “Ademin iki oğlu, Allah'a birer kurban adamışlardı da, birisininki (Habil’in) kabul edilmiş, diğerininki (Kâbil’in) kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğer kardeşine; ‘Seni öldüreceğim’ demişti. Kurbanı kabul edilen de, ‘Allah ancak takva içinde olanların kurbanını kabul eder.



  1. 2.    Eski çağlarda, ailenin ilk çocuğu Tanrı’ya ait kabul edilir ve ona kurban edilmesi inancı vardı. İşte Hz. İbrahim zamanında, hem gelenek haldeki bu inancın kaldırılması, hem de Hz. İbrahim'in Tek Allah inancını sınamak amacıyla, ilâhî  sistem tarafından, ilk oğlu olan İsmail'i kurban ettiği rüyada gösterilmiş ve bu rüyaya uyunca da takdir edilerek, bu defa sürüsündeki en sevdiği koçu kurban etmesi yine rüya ile gösterilmiştir.


Saffat-102. Çocuk, buluğ çağına gelince İbrahim: "Oğlum! Rüyamda seni boğazlamaya  kalkıştığımı gördüm. Sen bu duruma ne dersin, ne düşünürsün?" deyince çocuk; "Babacığım, Sen emrolunan şeyi yap. İnşallah beni dünya güçlüklerine karşı sabredenlerden bulacaksın" diye cevap verdi. 103. Böylece her ikisi de Allah'a tam teslim olmuş olduklarını da ifade etmiş oldular. Herkes kendi çadırına çekilince de, 104. Biz, "Ya İbrahim! Sen rüyanın gereğini yapacağını ve Allah'a olan güvenini de içtenlikle benimsemiş olduğunu ispatladın. Biz Senin içtenlikle iman etmen gibi, iman edip olumlu ameller gerçekleştirenleri /muhsin olanları mutlaka ödüllendiririz" diye seslendik.


Saffat-106. Bu olay gerçekte İbrahim ve oğlu için ciddî bir sınavdı. 107. Ve Biz İbrahim'e oğlunu Mekke'de terk etmeyi /kurban eder gibi kaybetmeyi göze almasına karşılık bir ödül olarak ve kurban etmesi için sürüsüne bir koç verdik.


Ayette geçen "Boğazlamak" ifadesi, "bir kimseyi öldürmek üzere kesmek" anlamında olduğu gibi, ayrıca "çok sevip bağlanmış olunan bir şeyden ayrılma fedakârlığını göstermek, beraberliğin mutluluğundan vazgeçmek, bağlılığını kurban etmek, canlı  ise onu yapayalnız bırakmak ve bile bile çok sıkıntıya girmesine yol açmak, zora sokmak" anlamında da kullanılmaktadır. Bence de bu ayette geçen gerçek anlam, bu ikincisidir diye düşünüyorum.


Hz. İbrahim, hizmetlisi Hacer'i ve ondan olan oğlu İsmail'i Mekke'ye götürüp, inşa ettiği Kâbe'nin bakımını devam ettirmek üzere orada bırakıyor ve dönüyor. İşte oğlundan ayrılma fedakârlığına karşılık olarak memleketine döner dönmez İbrahim, sürüsüne yeni eklenen ve çok sevdiği bu koçunu kurban olarak kesmiştir.


Bu olayın, Hz. İbrahim'i "Allah için, sevdiklerinden vazgeçme" konusunda imtihan etme amacı yanında, eski toplumlarda uygulanan ve ergenliğe varan bir erkek çocuğu, bir tapınağın önünde kurban etme geleneğini kaldırmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Yoksa bir insanın kurban edilmesinin istenmesi, Maide-32 nci ayette belirtilmiş olduğu gibi, Allah'ın "bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir" sözüne terstir.  


NOT: NÖVAK Vakfına ait olan Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Almanızla bize destek olursanız, öğrenci sayımız artacaktır: "DİN VE BEYİN", ""SON DAVET KUR’AN TERCÜMESİ", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM'IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR'AN AYETLERİ-Sözlük" ve "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA".