7 Şubat 2019 Perşembe 1277 Okunma

BAKARA-282’DE ANLAM KAYDIRMASI

 


Önceki haftalarda Nisa-43, Bakara-222 ve 228 nci ayetlerde asırlardır Arapça bildiği halde bilerek anlam kaydırması yapanlar yanında, Kur’an’ı kendi ana dilleri olan Türkçe’ye çevrilmiş bazı tercümelerde de (meallerde) yapılmış anlam kaydırmalarına değinmiştim. Bu kaydırmaların Hz. Muhammed’in vefatından hemen sonra sözde Kur’an’a ve Peygambere inanmış görünen, fakat gerçekte Kur’an’da bulunan çok anlamlı kelimelerle ilgili anlam kargaşalıkları ile özellikle şekilsel /ritüelli uygulamaları zorlaştırıcı yönde farklılaştırmayı organize etmekle görevli Yahudi ve Hıristiyan din adamları tarafından başlatıldığını açıklamıştım. Bugünkü yazımda Bakara282 nci ayetle ilgili düşündüğüm anlam kaydırmasına değineceğim.


Bakara-282. Ey iman edenler! Belirli bir süre için herhangi bir şeyi (para, eşya, alet) birbirinize borç verdi­ğiniz zaman onu mutlaka yazarak verin. Yazma işini hem borcu veren, hem de borcu alan tam tamına yazsın. Allah'ın kendisine öğrettiği gibi doğruluktan şaşmadan yazsın.  Özellikle de borçlanan kişinin bunaması veya aklının ermez hale gelmesi tehlikesine karşı veya okuma yazması yoksa ondan sorumlu olan kişi tam tamına yazsın. Böylesi bir borç veya ticari bir işte erkeklerinizden iki kişi de hazır bulunup şahitlik etsin. Eğer iki erkek şahit bulamazsanız, bir erkek ve bir kadın çağırıp şahit yapın ki şahitlerden birine, ifadesinde değişiklik yaptırmak için baskı yapılıp doğruyu saptırması istenirse, diğeri ona destek olsun. Olur da tanıkların ifade vermek üzere çağrılmaları söz konusu olursa, gelsinler ve çekinmeden konuşsunlar. Az olsun, çok olsun, ödeme tarihi ile birlikte borcu ve ödeme şartlarını ayrıntılı yazmaktan kaçınmayın. Böyle yapmanız, Allah katında daha adaletli, tanık­lık açısından daha sağlam ve kuşkulanmamanız için daha uygun­dur……….. /282. Ya eyyühelleziyne amenu iza tedayentüm bi deynin ila ecelin müsemmen fektübuhü* vel yektüb beyneküm katibün bil ‘adli ve la ye'be katibün en yektübe kema ‘allemehüllahü fel yektüb* velyümlilillezi ‘aleyhil hakku vel yettekıllahe rabbehu ve la yebhas minhü şey'en* fe in kânellezi ‘aleyhil hakku sefiyhen ev da’ıyfen ev la yestetıy'u en yümille hüve felyümlil veliyyühu bil adli* vesteşhidu şehiydeyni min ricaliküm* fe il lem yekuna recüleyni fe recülün ve mraetani mimmen terdavne mineş şühedai en tedılle ıhdahüma fe tüzekkira ıhdahümel uhra* ve la ye'beş şühedaü iza ma dü’u* ve la tes'emu en tektübuhü sağıyren ev kebiyren ila ecelihi……. 


Bir görüşe göre, burada bulunan “Mraetani” kelimesi, Bakara-229’da “Marretani-iki defa”, “Fatır-12 nci ayette “Bahrani - iki deniz”, Rahman-50’de  olduğu “ gibi “’aynani – iki pınar ve Taha-63’teki “sahirani – iki sihirbaz” ve Hucurat-9’da “Taifetani - iki grup” kullanımında olduğu gibi, yani “iki kadın” anlamındadır. Kur’an’ın tebliğ edildiği ilk toplum yapısında, ticaretle uğraşan kadın sayısının az olması yanında, maddi güç genellikle erkekte olup, aile reisi de erkekti. Ayrıca kadın, erkeğe muhtaç konumda olup zaten değeri de yoktu. Dolayısıyla da aile yapısı içinde kadın, erkeğinin bir şekilde baskısının /etkisinin altında kalabilecek durumdaydı. İşte sadece ticaret işinde, bir erkeğin yanına birden fazla kadın şahitliğinin konması, açıkça kadını koruyan müteşabih /değişken araç bir öneri olmaktadır.


Ancak zamanımızda kadın, artık erkek ile aynı konumda olduğundan, böylesi bir müteşabih /değişken araç özellikli uygulamaya gerek kalmamaktadır. Ayrıca bir erkek şahidin yanına 2 kadın şahid konması Kur’an’ın genel ruhuna uymadığından uzun yıllardır mantığıma yatmıyor ve çözüm arayışı içinde oldum.


Uzun bir araştırma sonucu benim varmış olduğum görüşüme göre; Ayette Arapça olarak "Mraatani" ifadesi, 2 kadın değil, bir kadın anlamındadır ve benzer tanımlama Maide-23’te benzer son ifadeli kullanım “Kale reculani – Bir erkek dedi” ve Maide-75 nci ayette “kâna ye'külani ta’am – O da insan olarak yemek yerdi” şeklinde yer almaktadır. Demek ki aynı kelime hem bir, hem de iki anlamlarında ve yerine göre kullanılabilmektedir. Zaten Mümin-28 nci ayette, “Kale reculani” kullanımı, “Kale reculin” şeklinde bulunmaktadır. Yine Nahl-76 ncı ayette “reculeyni – iki erkek”, Kasas-23 ve Ahzab-31’de “Mreeteyni – İki kadın”, Nisa-11. ayette 2 kadın için “ünseneyni”, Nisa-23 ncü ayette “iki kızkardeş için “uhtenati” değil, “uhteyni” şeklinde kullanım söz konusudur ve Bakara-282 deki kadın şahit olarak iki kadın için “Mraeteyni” denmesi gerekirdi. “İki deniz” ifadesi için Fatır-12’de “Bahrani”, Rahman-19’da ise “Bahreyn” kelimesi de kullanılmıştır. Kaldı ki daha önce de belirttiğim gibi bir erkek şahidin yanına iki kadın şahit konması, kadın devrimi yapmış olan Kur’an’ın ruhuna da aykırıdır diye düşünüyorum.


Kur’an’ın geneline baktığımızda, Kur’an insana hitap ederken Nisa suresi ile kadını ayrıca öncelemiştir. Kur’an, kadın suresi yanında, hiçbir sosyo-ekonomik hak tanınmamış olan kadına devrim niteliğinde değişiklikler olarak iman etmede, tek Allah’a ibad etmede /kulluğunu ifade etmede, miras paylaşımında, evlenme ve boşanmada söz hakkı tanınmasında, tek eş olma yeniliğinde, kocasına karşı olduğu gibi her konuda hakkını aramada, orucunu tutmada, zekât şeklinde toplumsal fayda sağlayacak girişimde bulunmasında, infak olarak bir başkasının ihtiyacını gidermede, idarecilere yönelik yapılacak bir seçimde el sıkışarak biat etmesinde /oyunu kullanmasında, aile sorumluluğunda eşi ile aynı tutulmasında, günah işleme veya sevap almada, mahşer hesaplanmasında insan üst kimliği ile bulundurulmasında, toplumun idarecisi hakkının verilmesinde, Cennet veya Cehennem’e gidilmesinde, nafaka verilmesinde, şükretme sıralamasında Allah’tan sonra konmasında, ilk yaratılmış olan insanın kadın olduğunun açıklamasında, yasak meyveyi yiyenin Adem olduğunun belirtilmesinde, evlenirken mehir konmasında, zina iftirasının ispatlanmasının zorlaştırılmasında, ergenlik dönemine ulaşmışlığın kriter olarak kabul edilip çocuk gelinlerin engellenmesinde devrimsel değişiklikler getirmiştir.  


Kur'an'da kullanılan taktiklerden biri de düzeltilmesi istenen bir konu, olumsuzluğu belirtilerek açıklanır. Burada da kadının, ticaret dahil herhangi bir meslekte olması ve erkek ile aynı sosyo-ekonomik duruma getirilmesi gerektiğine ve bu yönde çaba gösterilmesi gerektiğine vurgu yapılmış olunmaktadır.


Haftaya inşallah başka bir anlam kaydırmasında olmak ümidiyle….


NOT: Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplarda hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "TÜRKÇE KUR'AN","KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM'IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR'AN AYETLERİ" ve "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM” ve “KUR’AN VE SON İSLAM”.