11 Nisan 2019 Perşembe 1482 Okunma

BÜTÜN İNSANLAR İSLÂM FITRATINDA DOĞUYOR

 


 


Dünya, her biri birer meleklik öğrencisi, meleklik adayı olan Ruh’ların eğitim okuludur. Pozitif enerjilerini arttırma hedefli olan bu eğitimleri sırasında öğrenci Ruh’lar nefs derslerinden başarılı oldukça pozitif enerjileri artacak ve Dünya okulundan başarılı olacaklar ve mezun olmaya hak kazanacaklardır. İnsan vücudu, bu eğitim okulunda öğrenci Ruhların kullanma durumunda kaldıkları okul üniformaları olmaktadır.


 


Adem nesli diye tanımlanan şimdiki insan grubunun, eğitime gönderilen öğrenci Ruhlarının ilk grupları tek Allah inancında, bütün yaratılan insanları tek nesil görme ve Dünya okulu için belirlenmiş olan muhkem /değişmez ana kuralları bilinç altlarında olarak, diğer bir ifade ile bu kurallara uymak üzere, bu fıtratta yaratılmışlardır.


 


Adem neslinin ilk toplumundan sonra beşerler, fıtratında, yani bilinç altlarında olarak doğmuş oldukları muhkem /değişmez ana kuralların hatırlanmaları, uygulanmaları ve yorumlanmalarında ayrılığa düşmüşler ve tek ilah olarak Allah’a iman etme yanında, tüm insan neslini kabul etmede de farklı gruplaşmalara yönelmişlerdir. 


 


Yunus-19. Şunu iyice bilin ki, insanlar ilk yaratıldıkları zaman, tek bir ümmet idiler ve hepsi de öncelikle bu konularda tek bir dine bağlıydı ve tek bir Allah’a ibad ediyorlardı. Sonradan anlaşmazlığa düştüler, inanan ve inkâr edenler olarak ayrıldılar. Eğer, cezanın ertelenmesiyle ilgili Rabbinin vermiş olduğu bir sözü olmasaydı, şirk koşup küfre sapanları hemen cezalandırır ve işleri bitirilirdi.


 


Enbiya-92. Ey insanlar! Gerçekte hepiniz tek bir ümmet /insan neslisiniz. Ben de hepinizin tek ibad /kulluk edeceği, yani bildirdiğim muhkem /değişmez amaç hükümlerle kulluğunuzu ifade edeceğiniz Rabbinizim. 93. Fakat toplumlar onlara bildirdiklerimizi yorumlamada ve uygulamada ayrılığa düştüler ve bölündüler, hizipler ve gruplar oluşturdular. Hâlbuki hepsi yine tek bir toplum olarak huzurumuzda toplanacaklar.


 


Bakara-213. İlk yaratıldıklarında, inançları bakımından insanlar tek bir topluluktu /ümmetti. Tek Allah’a, tek insan nesline ve tek din olan İslam’a iman ederlerdi. Sonra özellikle inanç konularında farklı yorumları nedeniyle ayrıştılar. Bunun üzerine Allah peygamberleri, bu konularda doğru yol olan Allah ile yapılan anlaşmaya sadık kalma ve muhkem /değişmez ana hükümlere uygun olumlu ameller gerçekleştirme yolunu göstermek ve uyarsınlar diye kitaplı veya kitapsız elçiler olarak gönderdi. Bu toplumlardan kitap verilenler, kendilerine apaçık buyruklar /deliller /ayetler geldikten sonra da, birbirlerine olan kıs­kançlıkları yüzünden ayrışmalarını devam ettiriyorlar…….


 


Öğrenci Ruh’ların Dünya eğitim okulundaki eğitimleri sırasında uymaları istenen muhkem /değişmez ana kurallar önceleri az sayıda idi ve bir bütün halinde tekrar bildirmek üzere peygamberler aracı kullanılmıştır. Bir nevi yaşam kuralları olan bu kurallar bütününe isim olarak da DİN denmiştir. Her peygamber, hemen hemen aynı özellikte kuralları, bulunduğu toplumuna ve anlayacakları ana dilleri ile tebliğ etmiş ve kendisi de canlı uygulayıcı olmuştur. Bu kuralların ortak amacı, öğrenci Ruh’ların Dünya Eğitim yaşamları sırasında barış ve huzur yanında, Allah’a tek ilah olarak iman etmeyi ve sadece O‘na kul olmayı, mutlak teslim olmayı sağlamaktır. İşte bu amacı gerçekleştirecek olan bu kurallar bütününe, bu özelliklerini tanımlamak üzere İSLÂM DİNİ adı verilmiştir.


 


Maide-3. ……. Çünkü Ben bugün dininize son şeklini verdim, böylece din ile ilgili nimetimi artık sonlandırdım ve sizin için din olarak İslam’ı tamamlayıp onayladım…….


 


Çok az sayıda farklı, fakat çoğunluğu aynı olan kuralları, Hz. Musa ve Tevrat öncesinde sahifeler halinde toplumlarına tebliğ eden sayısı belirsiz ve peygamber diye tanımlanan Tao, Buda, Konfiçyüs gibi çok sayıda görevliler olmuştur. Bu kuralların indirildiği kaynak olan Allah tek olduğu halde, tebliğ eden peygamberin adı ile sanki ayrı bir dinmiş gibi farklı isimler verilmiştir. Toplumun kalabalıklaşması ile paralel, kuralların da sayıca artışı ile Vahiy kitapları olarak Tevrat, İncil ve Kur’an ismi ile kurallar bütünü tebliğ edildiğinde yine farklı dinmiş gibi Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık şeklinde farklı Din isimleri kullanılmıştır. Hâlbuki farklı zaman ve peygamberler de olsa, bildirilen ve din denilen kurallar hem ortak kaynaklı, hem de çoğunluğu aynıdır.


 


Âdem’den sonra farklılaşan toplumlarda doğan beşerler, o zamandaki peygamberin tebliğlerinin muhkem /değişmez ana kurallarına uygun fıtratta, yani bu kurallar öğrenci Ruh’ların bilinç altlarında olarak doğmuşlardır. Daha sonraları Tevrat ile başlamak üzere doğanlar, Tevrat’ta bulunan muhkemlere, sonra İncil’den itibaren İncil’de bulunanlara ve en son Kur’an’ın tamamlanmasından bugüne kadar doğan, doğmakta ve doğacak olan Dünya’daki bütün beşerler Kur’an’daki muhkemlere uygun fıtratta, yani bu muhkemler Ruh’ların hafızalarında olarak yaratılmaktadırlar. Çünkü her Peygamber, kendi zamanının bütün Dünya insanları için görevlendirilmiştir.


 


Rum-30. Ya Muhammed! Sen hiç kimse veya şeyi Allah’a şirk koşmadan ve atalarının yanlışlarına karşı çıkıp onların yanlışlarına bulaşmamış hanif bir kişi olarak kendisinden başka ilah olmayan Allah’ın tek olan dinine, bütün gayretinle yönel. Çünkü Allah, tüm insanları tek dini olan İslam’a /hanif dine uyumlu /fıtratlı ve onu seçebilme özelliğinde yaratmıştır. Allah’ın yarattığı insanın bu özelliğinde /fıtratında bir değişiklik, bir bozulma olmaz. Çünkü tüm zamanların dosdoğru tek dini budur. Fakat in­sanların çoğu bu gerçekleri bilmezler.


 


Böylece hangi peygamber ve bildirdiği din denilen kuralların ortak adı İslâm, bu inançta olan kişi de Müslüman diye tanımlanmaktadır.


 


Al-i İmran-84. Ey Peygamber! "Allah’a, bize indirilene /Kur’an’a, İbrhime, İsmail’e, İshak’a, Yakuba ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya ve Rableri tarafından kitap veri­len nebilere iman ettik. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz Allah’a teslim olanlarız /Müslümanlarız" diyerek insanların tek Allah, tek insanlık ve tek din hedefini vurgula. 


 


Kur’an’daki muhkem /değişmez ana kurallar, doğmakta olan her beşerin Ruh’unun teşkil ettiği bilinç altında, yani fıtratında olduğuna göre, birkaç nesil sonra Kur’an’a ve Hz. Muhammed’e iman edenlerin çoğunluğa ulaşacağını açıkça söyleyebiliriz. Zaten bu açıklama A’raf-157 Mücadile-21 ve Sad-87-88 nci ayetlerde de yapılmıştır.


 


A’raf-157. “Şunu biliniz ki, sonunda bir zaman gelecek bütün insanlar Tevrat ve İncil’de adı geçmiş olan o ümmi resul ve nebinin getirdiklerine de uyacaklar. O elçi /Muhammed, Tevrat ve İncil bağlılarına nelerin iyi, nelerin kötü olduklarını anlatacak.


 


Mücadile-21. Ve şüpheniz olmasın ki Allah, "Ben ve Benim buyruklarımı bildiren elçilerim galip geleceğiz" diye kararlaştırmış ve yazıp kayda geçirmiştir. Çünkü gerçek güçlü /Kaviy ve üstün /Aziz olan Allah’tır.


 


Sad-87. "Bu anlattıklarımı içeren Kur ’an, tüm âlemlere anlasınlar ve ona göre yaşasınlar diye bir çağrıdır /zikirdir". 88. "Ve onun bildirdiklerinin doğruluğunu zamanla herkes anlayıp öğrenecektir".


 


Umarım bu kabul ediş asırlarca sürmez ve Dünya barışı sağlanır. Farklı toplumlar, farklılıklarını benimserler ve kavga etmeden huzurlu bir yaşama kavuşurlar.


 


NOT: Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplarda hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "TÜRKÇE KUR’AN", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM’IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR’AN AYETLERİ" ve "KUR’AN’IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM” ve “KUR’AN VE SON İSLAM”.